Hakkında konuştuğumuz belli olsun. Sorgulayalım. Neden Sokrates?
Bir dostum meditasyon eğitimine katılmış, yaşanmışlıklarını anlatır. Az uyuma, yeme, konuşma. Telefon, göz teması, sohbet yok. Düşüncelerden arınma… On günlük süre sonunda bazı ön sezilerinin açıldığını söyler. Benzer süreci tasavvufta da görürüz. Nefsi öldürmek için diri diri mezara girenler yazılır.
Hafife almıyorum. Ama bir şeyler atlanıyor olabilir mi diye de sormadan geçemiyorum. Belki işin aslı dışarıdan göründüğü gibi değildir. Eski ustaların çıraklarına en son öğrettikleri püf noktası, mesela. Annannelerimizin yemeğe kattıkları ihlas gibi. İşin ruhu, kalıpçılıktan uzak… Vardır bir sırrı.
Çünkü erdem veya bilgelik insanlar içinde anlamlıdır. Toplumdan uzaklaşılarak elde edilen bir takım farklı özellikler ile tekrar topluma geri dönmek mümkün olmayabilir. Velev ki, geri dönüldü, toplum kabul etmeyebilir, ayrı bir konuma koyabilir. Toplum iyi veya kötünün belirleyicisi olamaz. Ancak iyinin neden dışlandığı sorgulanmalı.
Farklı inançlar, kültürler, zamanlar, kahramanlar, piyonlar. Konu benzer. Söylemler aynı. Hissiyatları bilme şansımız yok ama tahmin etmek güç değil. İnsan… Konuştuğumuz şey aslında Sokrates değil, insanlığımız.
Mevlana’nın veya Yunus’un söylemlerinde mistik bir hava sezilmekte. Ama Sokrates’te bu yok. Ben buradayım işte. Bütün sorularım ve cevaplarım bu bıcak sırtında. Siz dostlar ile anlam bulacak…
Geçenlerde, dostum doğum gününü kutladı. Birkaç arkadaşını davet etmiş. Güzel bir gündü. Renkli bir akşam yemeği sonrası duygusal konuşmalar. Eski günlerin hatırlanması. Ümitler, planlar, geleceğe dair, yarına… Ve kaçınılmaz son. Ayrılık. Yeniden yapayalnız, kendi dünyamıza çekilme. Bu hissiyatımı dillendirdiğimde, dostum, ağaçların çiçek açtığını söyledi.
Buradaki tek gerçek veya bilebileceğim şey, yalnızlığımdır. Ve tabii ki kendi boyamı sürmem tüm gördüklerime. Dostumun konuyu değiştirmesi, onun da aynı hissiyatı taşıdığına işaret olsa bile…
Amacım kimseyi hafife almak değil. Konunun boyutu farklı, benim için. Bildiğim cevapların ötesine geçememenin hırçınlığı var üzerimde. Bilmekle bilmemek arasında gelip gidiyorum sürekli…
Sokrates veya Mevlana… Kaç isim biliyoruz? Onbin, yüz, milyon… Demektir ki, bu öyle okunarak öğrenilen bir şey değil. Kitaplar elden ele, dilden dile dolaşmış. Söylemek yetmiyor ki, tarih yazmıyor. Veya, kimin yürekten konuştuğunu nereden biliyoruz ki? Belki de sadece haldir dili, biz delidir sanarız…
Onlar bilmeyin demişler, sevin, sayın, dinleyin, anlayın, affedin… Yaşayarak göstermişler ki, ömemsemişiz. İhtiyaç hissetmişiz ki, arıyoruz. Ama nerede, nasıl?
Veya, Mevlana’nın sözleri ile insanları gruplamak, Mevlana’ya ihanettir. Velev ki, iyi – kötü diyerek, Çünkü bilmenin hiçbir faydası yok.
Sorularım var. Aslında cevaplarım da. Kendime göre. Dostlarıma söylerim bazen. Onların sözlerinin benim için ne ifade edeceğinden emin olamadan. Belki bilinmezleri göstermektir dileğim. Veya bilmediğimi görebilmek…
Hayalim var. Bir dost… Kavga edebileceğim, tartışabileceğim, sakınmadan, utanmadan konuşabileceğim. Hiç beklenmedik bir anda, bir köşede, garip kıyafetler ile karşısına çıkar, “pohh“ diyerek korkuturum belki. Sakallarını yolarım tek tek, var ise. Gökyüzündeki yıldızları sayarız birlikte. Masallar anlatırız birbirimize, sadece sevginin olduğu. Çocukca, deli gibi, masumane, bilmeden…
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Yusuf Sarıkaya
Kün Fe Yekûn (Ol! Der ve Oluverir)
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /6 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Gevher Aktaş Demirkaya
Ekmeğin Tarihteki Yeri
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Musa Aşkın
Eğer
Sedat İlhan
Yapay Zekâm /2
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar