“Neden okumuyoruz?” diye soranların ağzına kürekle vurasım geliyor. Tabii ki cevabı yoksa. Çözümlerini gerçeklemek üzere gayretini göremiyorsam. Bu sözümle belki de milyonları karşıma aldığımın bilinciyle. Çünkü laf ile peynir gemisi yürümüyor.
Bir mum olup yanmaya yüreğin yetmiyorsa karanlığa da küfretme!.. Öylesine doluyum. “Dur!“ diye haykırmak istiyorum, dur ve dinle!Tüm zerrelerimle. Kainatın ta öbür ucuna konuşurcasına.
Dur ve dinle!.. Kendini, isteklerini, duygularını, korkularını… Ne yaparsan sonuçta neyi elde edebilirsin, formülünü bulmaya çalış. En kısa, en risksiz, en zararsız olanını keşfet. Ve emin olabilmek için test et. Farklılıklara açıl. Deneyimle, hata yap. Kaybet ama asla pes etme…
“Ben” kim miyim? Belki de bir deli… Veya özgür. Neyi yapması gerektiği tarif edilip duran diğerlerinin kimsesi. Tarihin sesi. Neden cümleler söyleyenle anlam buluyor, değer kazanıyor, kabul görüyor? Hodri meydan. Herhangi bir konuyu ele alalım, tüm etkenleri ve etkilenenleri masaya yatıralım, tüm soruları soralım, cevaplarını hepimiz için, hep birlikte arayalım. Sonuçta bulacağımız, sorumluluğumuz değil ise cehaletimiz olacaktır. İddia ediyorum. Çünkü herkes biliyor. Hem de her şeyi. Ama diğerleri için. İstisnası?
Herhangi birisinin şahsıma yaptığı bir yanlışı affedebilirim, görmezden gelebilirim. Kendi adıma takılmayı, karşılık vermeyi, intikam almayı zayıflık bilirim. Ancak kırmızı çizgim nettir. Özgürlüğüm, özgünlüğüm… Edebsize, “Edebsiz!“ demek edeb olamaz. Kabul ederim. En azından şu aşamada kendimi tutamayabilirim. Hatamdır, kabul.
Düşündüklerimiz, düşünemediklerimiz, söylediklerimiz, söyleyemediklerimiz, yaptıklarımız, yapamadıklarımız… en ufak bir ayrıntıyla bile olsa toplumsal hayatımızın temelini geliştiriyor veya değiştiriyor olabiliriz. Farkında mıyız?
Haykırışım kendisine bir yer edinmek üzere çırpınıp duran çoğunluk adınadır. Çünkü fırsat eşitliği verildiğini düşünmüyorum. Özgürce düşünmek, düşüncelerini ifade edebilmek, denemek, hata yapmak herkesin hakkıdır.
Birileri eleştiri mi dedi? Kimin için? Benim, bizim için eleştiri gibi algılanan söylemler onların özgürlüğüdür. Belki de ciddi bir gerçeğe işaret eder. Velev ki, yıkıcı olsun, asla yasaklanamaz. Yasaklarla girilen o yol, mutlu mesut bir yaşama asla ulaştıramaz. Gerçekten bunu mu söylersiniz, istersiniz? Açıkça, özgürce ifade edebilir misiniz?
Gerektiği kadar farklılıklar hesaba katılarak, sorumluluk alınarak atılan adımlara zaten söz söylenmesi beklenmez. Velev ki, söyleyen bir hadsiz çıktı, çözümü yine sorumluluk almak ve özgürlükleri savunmaktır.
Gerek problemlerimiz gerekse çözümleri konusunda herhangi bir tez öne sürmek ve ispatlamak zorunda hissetmiyorum. Bir takım şeylerin farklı olması gerektiğini söyleyip sorumluluk almayarak diğerlerinin vazifelerini tanımlayanlaradır sözüm.
Çünkü bir hedef kitle belirleyip yapılacaklar listesi hazırlamak istediğimizde ciddi bir efor sarfetmeden sayfalarca veri elde edebiliriz. Az biraz suçlu aramaya meyl etsek, yol versek, bazılarının evet dediğine bazıları hayır demiş olabileceği için kaosa ramak kalır. Belki de toplumsal olarak yaşadığımız sıkıntıların temelinde olan şey budur.
Herkes neyin farklı yapılması gerektiğine inanıyorsa, özgürce gerçeklemeye çalıştığında iyileşme tüm kriterlerde katlanarak kendisini gösterir. Tabii ki, kimseyi kırmadan.
Evet, okumuyoruz ama neden? Bununla ilgili bir çalışma var mıdır? Mesela hangi yazarımızın okuyucu ile iletişim köşesi bulunmakta? Yazılarımızı ne kadar geniş bir perspektifte ele alabiliyoruz, gerektiğince tüm insanlığı irdeleyebiliyor muyuz? Araştımalara göre en fazla kitap okunan ülkelerden ABD ve Hindistan neyi farklı yapmakta?
İsterseniz biraz da gülelim. En fazla okuyanlarımız, editörlerimiz olmalı. İlk kitabımızı bastırmak üzere başvurduğumuzda aşılmaz sıra dağlar gibi karşımıza dikilirler. Yazılarımızı alırlar, olmamış derler. İsmimize bakarak söylerler bunu. Bazen yaparlar. Adımızı yazar listesine ekleyebilmek için yıllarca yazarız, bıkmadan usanmadan. Yaşamayan var mıdır, bilmem. Ben yaşadım, pek çok meşhur yazarın anılarından da okudum, dinledim.
Size kötü bir haberim var. Onlar da okumuyorlar. Malesef. Kötüden örnek olmaz. Doğrudur. Ancak misal çok fazla olunca dikkate alınmalı. Kendimiz için.
Bir dostum anlatır. Gönderdiği dosyada bulunan hata aynen yayına girer. Görülmemesi ancak ve ancak okunmaması ile mümkün olabilecek kadar büyük bir hata.
Bakış açılarımız bizim iç dünyamızdan haber verir. Veya bakış açılarımıza göre dış dünyamızı değerlendirmemiz söz konusu. Çocuk haklarından bahsediyorsak anne babamızdan göremediğimiz sevgiye olan ihtiyacımızı haykırıyor olabiliriz. Veya çocuklar ile ebeveynlerinin arasına girmektir yaptığımız. Böyle bir müdahale asla çözüm olamaz.
Zaman hükmünü verir. Tarih yazar. İsmen olmasa da yazar.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
Nevin Bahtişen
Hayatımdan Notlar
Deniz İmre
Yalnızlığın Söz Aldığı Akşamlar
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Yusuf Sarıkaya
Şehirlerimiz
Sedat İlhan
Sosyal Medya Bağımlılığı
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Mehmet Şahan
Edebiyat - Medeniyet ve İnsan
Serhan Poyraz
Yaşlı Adam ve Deniz - Ernest Hemingway
Sami Çelik
Gece ve Sis
Musa Aşkın
Toprağa Dönen Hikâye
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Gevher Aktaş Demirkaya
Ben Yemen Türküsü’nü Söylerken Ata Ağlardı
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Mum Işığına Tutsak
Suna Türkmen Güngör
Ruhun Terazisi
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Dilek Tuna Memişoğlu
Sudan Ağlıyor
Ebru Bozcuk
Yaşam Gustoluğu
Ahmet Furkan Demir
Çağımızın Hastalığı: Gösteriş
Ayfer Güney
Dur
Hamiyet Su Kopartan
Meşguliyet
Turan Demirci
Yapılmayacaklar Listesi
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Hakan Cucunel
Türk Edebiyatı ve Türkçe Edebiyat
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Demet Mannaş Kervan
Sözde Hayvanseverin Eseri: Sokak Köpeği
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar