Dere tepe düz gittik. Aşılmaz dağları aştık. Tepelerinde dört mevsim kar eksik olmayan dağlar. Rüzgarın etkisi ile iliklerimizi donduran soğuk. Gözlerimizi kör eden beyazlık.
Oysa masumiyetin, saflığın, temizliğin, barışın ve yeni başlangıçların sembolüdür o. Buna bir anlam veremedim şimdi. Yoksa masumiyet fıtri değil mi? Veya saflığı, temizliği diğerlerinde aramak mıdır görmemizi engelleyen…
Denizler geçtik... Sadece iki kelime. Ne ifade ettiğini kaptandan dinlemeli. Hem de öyle turistik gemilerin kaptanından değil. Tur organizasyonlarında uygun zaman kollanır çünkü, rüzgarın, fırtınanın, dalgaların olmadığı zamanlar. Aksi halde pek tercih edilmezdi. Öyle düşünüyorum. Gerçi extreme sporlar yaparız bazen bazılarımız. Korkmak, korkularımızla yüzleşmek için.
Belki de hayatın, insanlığın realitelerinden kaçmak… Paramızı, zamanımızı veririz. Veya motivasyonumuz ne ola ki? Herhangi bir şey için “Yapamam.“ dediğimizde sınırlarımızı çiziyoruz, demektir, inanırım. Ve, özgürlüğü, sınırsızlığı savunurum. Ancak ayak bileklerimize ip bağlayarak yüksekten atlamanın da iç dünyamızda kurduğumuz dengelerimizde karşılığı vardır. Her sözümüz, tavrımız gibi… Veya soralım.
İç dünyamızda dengelerimizi kurabilmiş olsaydık bungee jumping yapmak ister miydik, yapmamamız eksiklik olur muydu? Bilmemeli, bilecek isek sadece kendimizi bilmeli.
Her insan yolcudur, hayat bir yol. Ve, her insan sadece kendi yolunu bilebilir.
Az gittim, uz gittim, dere tepe düz gittim, aşılmaz dağları aştım, denizleri geçtim. Ama bir adım mesafe alamamışım. Tesellim yok değil. Çünkü aradığım şey bilgi değil, bilgelik.
Bir değerlendirme duymuştum bir zamanlar. Kimin için olduğu önemli değil. Genellediğimizde hata olmaz. Erdemli, bilge insanların doğallığında yanılırız, ben de yaparım, deriz. Ancak her bir adım ilerleme ufkumuzu açar ve sonsuzlukla yüzleşiriz adeta.
Bu nedenle bilemediğimi, yapamadığımı düşünmem bir eksiklik olmamalı. Aslında böyle düşünmem az biraz öğrendiğimi bile gösterebilir. Her halukarda öğrenmeye devam edebilmem için gerekli olan tavır, budur.
Umarım benim için de böyle olmuştur. Öğreniyorumdur ve maslahat güderek sonraki adımlarımı belirleyebilirim. Çünkü hangi konumda olursak olalım, her ne yaparsak yapalım, önümüze iki yol beliriverir. Sanki böyle bir yol ayrımı görünür önümde. Ya serzenişlerime devam edeceğim ya da durum değerlendirmesi yapıp karınca kararınca elimden gelene odaklanacağım. Hayrolsun.
Nereden çıktı ki şimdi bu, açıklayayım. Eski yazılarımı Patreon’a yüklüyorum. Tabii ki, okuyarak. Neler yazmışım, neler. Bazılarını, bazı bölümlerini anlayamıyorum. O anki hissiyatımla, isyanlarımla sesimin çıktığı kadar haykırarak çok fazlaca şey anlatmışımdır, mutlaka. Öyle sanmışımdır.
Umarım bu farkındalığımın sonraki hayatımda, yazılarımda izlerini görebilirim. Hatta sanki görüyorum. Aralarında bağlar kurarak formüllerimi arka arkaya sıralarken buldum yine. Bence malum olan o bağları bilinir kılmaya gayret ettim. Bu yazı bir milat olur, umarım.
Oysa sizlerin katkıları ile tamam olabileceğini söyler dururdum. Yoksa sadece söylemde mi kaldı gayretim? Birkaç dostun eleştirileri vardı aslında, tam da bunu anlatan. Demektir ki, bilemedim. Veya bilmiş tavırlarıma bakıp acı acı gülmüş dostlarım, kendime özel öğrenme sürecime saygıları ile, özgünlüğüme…
Kadın ve cihat… Yoksa inanç mı demeliyim? Veya sadece insan. Ele aldığım konular sanki hiç değişmemiş diyebilirim. Bazılarında ne anlatmak istediğimi hatırlayamadım. Anlık hissiyatımla çok yüzeysel geçmişim. Ama bazıları…
Mest etti beni. Oysa ben kendimi beğenmem. Çünkü çıkmaz sokaklara sürükleyebileceği gibi, gelişmemizin önünde engeldir o. Bir konuya odaklandığımda kelimelere dökülünceye kadar her an, her yerde, her ne yapıyor olursam olayım, evirip çevirirdim. Her gördüğümde, duyduğumda konunun ayrıntılarını bulurdum.
Bu nedenle ortaya çıkmış olanın beni hayran bırakmasına müsaade etmek istedim. Şimdilerde bunu yapamıyorum. Aynı cümleleri tekrar yazabileceğime emin olamıyorum. Bu mudur beni korkutan, ürküten yoksa yazmanın anlamsızlığı mı?..
Diğer bir çekinsem ise ele aldığım konuların kapsamının çok fazla genişlemesi. Oysa tüm insanları sevmekten bahseder dururdum ben, gerçek sevgiyi bulmak ise amacımız. Birşeyleri atlıyor olabilir miyim?
Geçenlerde kızıma söyledim. Yolum Gandhi olmaya doğru uzanıyor sanki. Doğru bildiklerimi gerçeklemeye devam edebildiğimde, serzenişlerimden vazgeçebildiğimde, kimseyi referans almadan yüreğim yettiğince ilerleyebildiğimde… Her ne olursa olsun yaşanan, bir delinin saflığı, bilgenin derinliğiyle gülebilirim. Bazılarının bilerek veya bilmeyerek körüklediği, bazılarının yükselen alevlerle boğuşma pahasına odun taşıdığı ateşimizin bir parçası olmamak benim için mümkün olabilir böylece. Belki yardım bile edebilirim, dostlarımla, dostlarıma, isteyenlere…
Çünkü haklı olmak bir amaç olamaz. Zaten herkes haklı…
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz.
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı-20 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Deniz İmre
Herkes Celladıdır Kendi Ömrünün
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Hakan Cucunel
Canvermezler Tekkesi
Musa Aşkın
Kuyruğun Söylediği
Ebru Bozcuk
Bu Topraklardan Bir 'Ümit Yaşar Oğuzcan' Geçti
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Nevin Bahtişen
Hayat Döngüsü
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar