Üzerinden on beş gün geçmesine rağmen henüz değerlendirme yapamadım. Oysa herhangi bir aktivitenin başarısı, öncesi ve sonrası ile direkt ilgilidir. Buna inanırım.
Önce fikir sormak ile başlanmalı. İlgili, ilgisiz herkese sorulabilir. Çünkü kimin, ne kadar ilgi göstereceğine asla biz karar veremeyiz. Önyargılarımız, tanımlamalarımız bizi gösterir. Ne yazık ki, bazıları neyin nasıl olamayacağını anlatmaya çalışabilir. Tecrübedir, dikkate alınmalı.
Bu aşamayı uzunca bir süre gerçeklemeye çalıştığımı sanıyorum. Aldığım cevaplar beni tatmin etmiş olsa idi, hedeflerime götürebilecek araçlarımı değiştirebilirdim. Ancak geliştirmeye çalıştım, elimden geldiğince. Düşüncelerini paylaşarak, bana özel öğrenme yolculuğumda ışık olan dostlara teşekkür ederim. En doğru şeyi yaptığımı kesinlikle iddia edemiyorum. Ama yapabileceğim başkaca bir şey bilmiyorum.
Sonra davet yapılır. Normalde fikirler alındığı için davete icabet beklenir. Ama herkesin, her zaman kendisince mazeretleri vardır. Gelenin, ne için geldiği de bilinemez.
Daha sonra ise yapılan aktivitenin içeriği büyük bir şevk ile paylaşılır. Heyecan duyulmaması mümkündür ama bu sadece bir bakış açısıdır. Eksikler olabilir. Öğreniyoruz ve bu hemencecik oluverecek bir şey değildir.
Hayaller ve gerçekler…
Son iki aşamada cuvalladım sanki. Veya mazeretlerimi mi konuşalım yoksa yolun kaderini mi?
Bir psikologun, farklı fikirlere karşı gösterdiğimiz tepkiyi formüle ettiğini dinlemiştim bir zamanlar. Önce “Yapamazsın!“ diyoruz. Sonra dalga geçiyoruz. Daha sonra düşmanlık başlıyor. Ve son aşama, hayranlık. “Başaracağı belli idi zaten…“
Henüz üçüncü aşamayı görmedim ama olursa hiç mi hiç şaşırmayacağım. Çünkü hayatı akışına yaşamak, sanki insanlara rağmen yaşamak demek. Böyle olmak zorunda değil ama realitemiz bu. Veya zamanın çıldırtıcılığı ile edindiğimiz tavır. Olmak varken bilmek ile yetinmek…
Bu aşamada bir avukatın, hapis yatan müvekkilinden aktardığı hissiyatı paylaşarak devam etmek istiyorum. “Aileme yardım edenlere minnet duymadığım gibi yardım etmeyenlere de kızmıyorum. Çünkü bu, onların imtihanıdır.“
Veya hissiyatımı Konfüçyus’un sözleri ile ifade edeyim. “Ya bir yol bul, ya bir yol aç ya da yoldan çekil!“
Sokakta olmak… Gelenin niçin geldiğini, söyleyenin niçin söylediğini asla bilemiyoruz. Sözlerimizden aslında neleri anlamaları gerektiğine de asla karar veremiyoruz. Bilsek de asla yardım edemiyoruz. Belki bazı dostların arayışlarıma tepkisizlikleri de aslında erdemleridir ve bu kriterler ile açıklanabilir.
Sokaktayım, özgürce. Korkuyorum ki bu çok güzel bir şey. Kahramanlarımızı destanlaştırırız, anlatırız. En çok da bir kahramana ihtiyacımız olduğunda hatırlarız onları. “Gözünü bile kırpmadan…“ Mümkün değil, bence. Tüm diğer kapıları kapatmadan mümkün olamaz. Tabii ki bunun o anda yapılması gerekmez. Fayda bile vermeyebilir. Veya bir inat, enseyi karartmama halidir yaşanan…
Üşüyorum, çırılçıplak… Her türlü fikre açık. Kendime ait değerlerim? Yıllarca sordum bu soruyu. Umarım bulabilirim yakında cevabını.
Sevgi ve saygı tek çare. Tüm açmazlarımıza rağmen, güç seviciliğimize…
Aşk bütün dünyayı saracak ve buna kimse engel olamayacak. Çünkü tarih sürekli böyle tekerrür eder. Bulduğunu sanışların getirdiği bencillik, tüketim hoyratlığı, bunalım, kaos, vahşet… Arayışlar ile son bulur. Gayretim, insanlığın kendisi ile imtihanının bir parçası olmamaktır.
Standı ziyaret eden ve düşünceleri paylaşan dostlar, bana yalnız olmadığımı söylerler. Tüm gelişme, değişme… Ve sonrası hallenme, benim dünyamda gerçekleşecek. Yapayalnız. Zor olan şey budur zaten.
Sedat İlhan
Yeni İşim-2
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 28 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ebru Bozcuk
Yılkı Atları
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bütün Mesele
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Dilek Tuna Memişoğlu
80'ler Bizim Rengimizdi Bizim Zamanlarımızdı
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar