Yetmiyor. Güneşli günler görmek, motorları maviliklere sürmek için ne yazık ki yeterli olmuyor. Mümkün olsa can feda. Ben de isterdim ama, üzgünüm.
Çünkü kötülük yapmamak ile iyilik yapmak tamamen birbirinin zıddı değil. Ve malzememiz insan. Bugün şikayet ettiklerimizi yarın, elimize imkan geçtiğinde hiç utanmadan, sıkılmadan, hak görerek yaparken bulabiliriz kendimizi.
Bir dost ile tartıştık yakınlarda. Düşünce sistemimizin aynı olduğunu söyler. Bu nedenle birbirimizden öğreneceğimiz bir şey yokmuş. Sizce de bir terslik yok mudur burada? Dostlar neden anlaşamazlar ki?
Aslında onunla hep tartıştık. İçerik aynı olmasa bile sonuç hiç değişmedi. İlk tanıştığımızda boynu büküktü. Şikayet eder dururdu, çözümlerden uzak. Şimdilerde gemisi yüzüyor, sanki. Kaptan köşkünün iç gıcıklayan, efsunlu havası ile sarhoş. Umarım nereye gittiğini biliyordur.
Bir bilge gibi yazmış olsam da henüz bilmeden öteye geçebilmiş değilim. Fikir alışverişinden bahsederim, dengelerimizi hep birlikte kurmaktan. Farkındalığımızı artırdığımızda bireysel sorumluluklarımızı gerçekleyebiliriz.
Tok olan alemi tok sanar, aç olan alemde ekmek yok… Güçlüler problemleri hissetmiyorlar, zayıfların çözecek güçleri yok. Mutlu mesut yaşayıp gidiyoruz işte. Bazı oyunbozanlar yok değil. Ama çözümleri kendi iç dünyamızda aramadığımız sürece herhangi bir yöne savrulmak mümkün…
Fakir, zenginin zenginliğinden dolayı fakir değildir. Zengin de fakirin ekmeğini çalarak zengin olmuyor, normalde. Herkese karşılıksız, insanca yaşam standartı sunulduğunda çalışacak adam bulunmuyor, trajikomik. Realitelerimizi merkeze almadığımızda çözümlerimiz suçlu üretiyor, görüyoruz…
Sözün kısası, güç kontrolsüzlük ister, paylaşılamaz. Özellikle içerden gelmiyorsa. Giydiğimiz kürk kadarsa adamlığımız. İtibar kürke ise toplumda.
Niyetim sizleri yokuşlara sürmek değil. Çıkmaz sokaklarda çırpınıp durmayı kim ister? Yalancı dahi olsa bahar muştuları yüreklerimizi serinletir, bir umut. Aynı şeyler yapıyorsak eğer, farklı sonuçlar beklemek ne mümkün? Çözümleri başkalarından beklediğimiz sürece seraptan seraba koşuşturup duracağız ne yazık ki…
Bir gün Nasrettin Hoca’nın eşeği çalınır. Duyan her kafadan bir ses çıkar. Sonunda Hoca isyan eder. Hırsızın hiç mi suçu yok? Doğrudur. Suçlu bulunduğunda hep birlikte, gerçek bir baharı doyasıya, iliklerimize kadar yaşayacak isek eğer…
İsyanım, kötü olmadığımız iddiası, gerçeği, dayanağı ile iyi olduğumuzu sanmamızadır. Dahası, şikayet ettiğimiz bu kötü gidişin bir gün aniden değişivereceğini beklememiz. Farklı hiç bir şey yapmadan, kendiliğinden… Kötü olanı söyleyiveriyoruz, kimseye kötülük de yapmıyoruz. Un var, şeker, yağ var. Helva yapacak adam lazım. Ben bu açmazı bir yerlerden hatırlıyorum. Kainatta bu kadar düzen var, birbiri ile ilgili, en ufak, değersiz görünendeki sanat, diğerlerinden hiç de az değil. Tüm bunlar kendiliğinden olamaz. Demek ki Allah var. Yoksa…
Aikido sporunu severim, seyretmesini tabii ki. Henüz başlamadım. Gelecekte ne olur bilemem. Bana çok önemli bir kriteri hatırlatır. Hayatın kolay olmasını. Ve kolaylığın zorluğunu. Veya güç verdiğini. Rakibinin tüm hamlelerini boşa çıkarabilecek kadar özgüven, ön hazırlık sahibi olmayı…
Sulara kapılmış bir insan düşünelim, sürükleniyor, bir görünüyor bir yok oluyor çırpınışı. Onu biz itmedik suya, bir dahilimiz olmadı. Kurtarmamak neden kötülük olsun ki? Yüzme bilmeden, dalgalarla boğuşacak güce sahip olmadan mümkün mü? Birşeyleri kaybetmeyi göze alarak kurtarmak, belki ölümü bile, bazen kurbanın kendisine rağmen… Bir teşekkür için olabilir mi? Ama arkamızı döndüğümüzde o bahar asla gelmeyecek…

Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Yusuf Sarıkaya
Kün Fe Yekûn (Ol! Der ve Oluverir)
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /6 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Gevher Aktaş Demirkaya
Ekmeğin Tarihteki Yeri
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Musa Aşkın
Eğer
Sedat İlhan
Yapay Zekâm /2
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hakan Cucunel
Salı
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar