Hiçbir şey düşünemiyorum. Gerçekten hasta mıyım yoksa aklım bana oyun mu oynuyor? Bilmem mümkün değil.
Oysa yılların hasreti, özlemi var içimde. Bir sağdan, bir soldan bakarak heykeltraşın özeni ile yontup biçtiğim o şey, ismi cismi ile görücüye çıkmaya hazır. Sevinmeli miyim?
Sosyal medyada kısa videoları seyrederim bazen. Hiç yapmadığım bir şeyi yaptım yakınlarda. Üç tane videoyu gönderdim dostuma. Sonradan irdelediğimde bilinçaltımın yönlendirmesi ile gündemimi sorguladığımı gördüm. Motivasyonum?
Extrem sporlar, sanatkarlık, sevgi… Yapmaya çalıştığım o şey ile kime, ne gibi faydalar öngörmekteyim? Emin olamamak güzeldir aslında. Sevinememek de. Aksi, meraklı, yaramaz, inatçı, yetinmeyen, pes etmeyen bir bebek misali adım adım deneyimleyemezdim hayatı, kendimi, insanlığımı.
Yaptığımız bir iyilik, basitçe, doğal… Her zaman için en az iki yönü vardır. Muhatabımıza bakan yönüne odaklanmamız kaos nedeni. Çünkü hükmedemiyoruz, yönlendiremiyoruz, yönetemiyoruz. Beklentilerimiz karşılıksız kalmaya mahkum. Bazen teşekkür edebilir sadece. Dilden, gönülden, belki hınç ile, belki erdeminden…
Diğer yön ise kendimize bakar ve bu dahi üçe ayrılır. Büyüklük, bilgelik iddialarımız, ihtiyaçlarımız ve doygunluğumuz...
Sokak felsefesi… Yetkili bölümden izin almak için başvurdum. Çekinceleri olmakla birlikte hayır diyemediler. Nedenlerini tahmin edebiliriz ama bilemeyiz. Alışılmamış bir aktivite. Beni tanımıyorlar. Gerçi sormadılar ama konu ile ilgili akademik bir belgem yok. Ancak özgürlük önemli. Almanya böyle bir ülke işte. Doğru kişiyle doğru zamanda konuştuğumuzda pek çok şeyi yapabilmemiz mümkün.
Sevinemedim, sanki. Düşüncelerimi toparlamak zorunda hissettim. Nedenlerimi ve hedeflerimi tüm duygularıma kabul ettirmeliyim ki, orada afallamayayım, sakin kalabileyim.
Sokakta herşey yaşanabilir. Herşey demek, herşey demektir. Her ne kadar konu çok genel olsa da insanlar konuşmak istemeyebilirler. Çok farklı tepki gösterebilirler. Şiddet uygulayan çıkarsa şaşırmamalı.
Değişim veya etkileşim… İnsanlara kısa sürede bir şeyler anlatmanın ve kabul ettirmenin mümkün olduğunu düşünmüyorum. Duygularımız, vicdanımız, aklımız, mantığımız, egomuz… Algılarımız, tecrübelerimiz, değerlerimiz, ilkelerimiz… Sanki taşların dizilmesi ile yapılan kocaman bir köşk. Öyle ki, bir tanesine dokunduğumuzda yerle bir oluverecek. Bu kadar mı? Evet, bence.
İnsanlar en temel konularda bile çok farklı şeyler söyleyecekler. Öngörüm budur. Dostlar da söylerler. Ancak merak ettiğim bir soru var burada. Bir sonraki adımı neden merak etmezler? Mevcut durumu nasıl yeterli görebiliyorlar? Cevaplarımı alabilmemin bir yolunu henüz bulamadım. Söylenenleri kritik etmemek, sakin kalabilmek en temel stratejim…
Ve sokağın anlamı… Kararlılık, kapsayıcılık, doğallık. Hiçbir kimse düşüncelerini paylaşmasa da, devam edebildiğim sürece çok şeyler öğreneceğim, kesin. Belki söylenenlerden de olmayacak bu. Karşıma daha başka nelerin çıkacağı ise sürpriz. Çünkü niyet hayır.
Dostlarım… Sürekli problem konuşup duranlar. Çok düşünme diyenler. Ve daha nice tanımlamalar. Onların yanında söylediklerimin bir anlamı yok, harekete geçmeden. Bir anlamda sormaktır yaptığım, çözüm istiyor musunuz? Belki en doğru şey olmayabilir tercihim ama bir yoldur, yöntem...
Eğer kendim için öğrenmeyi öncelikleyebilirsem başarısızlık söz konusu olamaz. Nasıl olmayacağını öğrenmiş olurum sadece. Yeni bir söylem ile hayata devam edebilirim.
Sokakta olmak… Korkuyorsam, ürküyorsam, endişeli isem güzel şeyler beklenir. Bir anlamda iç dünyamı pazara çıkarmaktır yapılan. Dünya vatandaşı olabilmek… Dünyada yaşamak değil, dünyayı içinde yaşatmak. Hayrolsun.
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı-20 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Deniz İmre
Herkes Celladıdır Kendi Ömrünün
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Hakan Cucunel
Canvermezler Tekkesi
Musa Aşkın
Kuyruğun Söylediği
Ebru Bozcuk
Bu Topraklardan Bir 'Ümit Yaşar Oğuzcan' Geçti
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Nevin Bahtişen
Hayat Döngüsü
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar