Hissiyat mıdır yoksa hâl midir? Tercih mi yoksa yol mu? Başlangıç mı, son mu? Kuş konmaz, kervan geçmez bir adada tek başına yaşamak mıdır daha çok acı veren yoksa milyonlarca nefesin arasında sıkışıp kalmak mı? Ya da yıllanmış dostların vefasızlığı, boşluğu kucaklatan…
Yalnızlık nedir? Cevabını arayarak başlayalım sohbetimize. Ama bir problemimiz var. Kelimeler akmıyor nedense. Bilememek midir hâlim yoksa bilmenin anlamsızlığı mı? Beynimi kemiren o korkunç canavar mıdır, anlatamadığım? İçtiğim yudum yudum, çektiğim nefes nefes…
Kimselere dokunmasın diyerek yüreğime hapsetmeye çalışırken içine düştüğüm dipsiz kuyu. Veya ne kadar geniş ele alırsak alalım, tam olamayacağı düşüncesi midir tir tir titreten. Çünkü yalnızlığı konuşurken, onu hisseden herkesi kapsayamamak yapılabilecek en büyük zulümlerden birisi olabilir.
İnsan ise konumuz, her ne olursa olsun aradığımız, aslında sorumuz “İnsan nedir?“ olmakta. Uzunca bir irdelemeden sonra bilmiş gibi, tarihe geçmiş filozoflara rağmen, kocaman kocaman söylemlerle “İnsan bilinmeyen bir varlık değildir. Bilinir.
İnsan özgün bir varlıktır. Bu nedenle bilinemez.“ demiştik. Eğer bu tezimiz doğru ise yalnızlık, insan kavramının bileşenlerinden birisidir. İnsan diyorsak eğer ayrıca yalnızlıktan bahsetmeye gerek yoktur. Doğurgan bir döngüdeyiz sanki. Doğru ilerliyorsak sorabildiğimiz, sormaya ihtiyaç duyduğumuz her soru “İnsan özgün bir varlıktır.“ tezi ile sonsuzlukta yerini alacaktır. Cevapsız kalmaya mahkumdur.
Veya ne hissediyorsak gerçeğimiz odur. Algılarımız kaderimizdir. Aynı hadiseyi yaşadığımız halde hissettiğimiz, gördüğümüz, bulduğumuz kendimize özel olmakta. Aksini ispat etmek mümkün olmuyor. Defalarca denedim çünkü.
Bazılarımız görmemeyi tercih ediyor, problemlere arkasını dönerek, yok oluvermesini ümit ederek. Bazılarımız ise kendisine etkisi her ne olursa olsun, bir sorumlu bulma telaşında. Nedenine, nasılına, kimin yaptığına veya kimin görevi olduğuna bakmadan çözüm arayan üç-beş yiğit çıkarsa harika. Herşeyi göze alarak kendileri dahil herkese rağmen hem de. Tarihte binlerce örneği var. Zaman hükmünü vermeden ne yazık ki takdir görmemiş, görmüyor.
Kafamda deli sorular… Neden yaşanmış, yaşanmak zorunda mıydı? İlgi alanımız olmasa da hepimiz bir satıra sığdırılmış milyonlarca hayattan bazılarını okumuşuzdur, duymuşuzdur, dinlemişizdir. Üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen lanet okuruz yıl dönümlerinde. Cevabı ne olursa olsun, bu soru ile ilgilenmiyorum.
Tekrar yaşanacak mı? Kesinlikle evet. İnanmak zorunda değilsiniz. Tarihin tekerrüründe bir nokta arıyorum, nafile. Yok çünkü. Bu tezimi ispat etmek üzere delillerimi masaya sürdüğümde birilerini suçlamak sözkonusu olabilir. Böyle anlaşılmak istemem. Balonlar uçsun gökyüzünde, özgürce. Uçurtmalar vurulmasın, çocuklar ağlamasın. Her şeye rağmen… Bu soru ile de ilgilenmiyorum.
Ben kimim? Cevabı basit aslında. Sıradan bir insan. En az sizin kadar hatalı. Eksiği yok fazlası var. Ve kendimi bulmak üzere çıktığım yolcuğumda kendimi kaybediyorum sanki. Kocaman kocaman söylemlerim… Kainatı aşan haykırışlarım. Kim duya ki onları? Egomla atbaşı giden arayışlarım. İp üstünde acemi bir cambaz.
Bir yanda ateş diğer yanda ışık. Niyet harika ama… Eyleme dökülmediği sürece nafile. Ümit garibin ekmeği. Belki bu nedenle “Herkes masum olabilir.“ der dururum, ben de dahil. Zaten anlaşılmıştır ki, önem verilecek, peşine düşülecek bir soru değildir bu.
Bazı dostlar sorarlar, “Sen kimsin?” Bilmem. Ancak sorana saygımın gereği, bu soru için önemsiz diyemem.
Bir hayalim var. Tüm farklılıklara rağmen kimsenin kendisini dışlanmış hissetmediği bir dünya. Hepimiz için, hep birlikte, mutlu mesut yaşanılası… Ve ben bu hayalimi çok seviyorum. Hayalimin hatırına yalnızlığımı da…
***
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Yusuf Sarıkaya
Kün Fe Yekûn (Ol! Der ve Oluverir)
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /6 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Gevher Aktaş Demirkaya
Ekmeğin Tarihteki Yeri
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Musa Aşkın
Eğer
Sedat İlhan
Yapay Zekâm /2
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar