Yoruldum dönmekten
Yürümekten değil hep geri dönmekten
Başladığım yerde bitirmekten yoruldum
Rüyalarımda bile dönüyorum döngüde
Aynı yerde kalmak istemedim aslında
Yoruldum dönmekten başladığım yere
Harcamaktan zamanı, bitmekten bu sarmalda
Yeni yollar ama yine aynı
Son sönüp geldim, yoruldum ben bundan
Bir çıkış yolu varsa bulsun beni hemen
Bıktım bu yoldan, dönüp dönen aynı yerden
Yoruldum dönmekten başladığım yere
Harcamaktan zamanı, bitmekten bu sarmalda
Hayır bir engelli değil o. Hayat belki engelli olan…
Hayır, hayat da değil. Belki de engelli olan; önyargılı insanlar…
Evet, asıl engel, fiziksel sınırlamalardan ziyade insanların zihninde ve toplumun bakış açısında olan engellerdir.
Engel, bir bireyin bedeninde değil; eğitimsizlikte, duyarsızlıkta, dışlamada ve fırsat eşitsizliğinde gizlidir. Eğer bir birey, sırf farklı olduğu için hayallerine ulaşamıyorsa, onun önündeki engel fiziksel değil, sosyal bir engeldir.

Neydi kader?
Niyeydi bu sınanışlar?
Omuzlarımda asılı kaldı bu kadar yükler.
Ve kederli sözlerin eşiğindeki ben
Bu denli yığılıp kalmak hep bana mıydı?
Hani bedenim tutmaz ya zaten
Hep kendime ağır yüküm
Bir de insanın duyarsızlığını çekmek bana mı düşer?
Bedenimin eksiklikleri varken yetmezmiş bana kalan da
Bir de üzerimde kibirli sözler bakışlar kalır.
Oysa bir umut tarlası ekmek.
Ve hepinize dağıtmak ister yüreğim.
Kirlenmiş gözler bizle aynı bakabilsin diye
Silmek isterim içinizdeki pasın her bir zerresini
Belki bir gün ama bir gün
İyilik kazanacak diye
Ben hep gülümsüyor olacağım size.
Fiziksel olarak farklı olan bir bireyin ruh halleri, yaşadığı fiziksel durumun yanı sıra çevresel koşullar, ailesinin desteği, toplumun tutumu ve kişisel deneyimlerine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.
Fiziksel olarak farklı olan bireyler, uygun fırsatlar ve destek verildiğinde birçok şeyi başarabilirken, toplumun ön yargıları, erişim zorlukları ve empati eksikliği onların hayatını asıl zorlaştıran faktörlerdir.
Gerçek anlamda engelsiz bir toplum yaratmak için herkesin bilinçlenmesi, eşit fırsatlar sunulması ve bireylerin yeteneklerine odaklanılması gerekir. Çünkü hayatın kendisi engelli değil, biz onu nasıl şekillendirirsek öyle bir hale gelir.
Sevgi, iki kalbin birbirine anlattığı en güzel hikâye.
Her sayfasıyla insanın içine işler ve her detayında.
Hayatın, ruhun derinliklerinden gelen.
Bir fısıltıdır her kelimesiyle,
Kalbinize dokunur bu fısıltı.
Sessizliğin içinde en anlamlı sözleri barındırır.
Sevgi, iki yüreğin aynı ritimde attığı bir şarkıdır.
Bu şarkının her notasında sadakat ve güven vardır.
Sevginin melodisi,
Yaşamın en güzel anılarını besteler.
Tüm bu dizelerin şairi, cesur ve sevgi dolu kocaman yürekli Gökhan Sağıt…

Hatta elimde tuttuğum Gökhan Sağıt’ın Ekim 2024 ayında çıkan “Mucize Dizeler” kitabında çok daha fazlası da var.
Kitabın ön kapağında; “Harfler yan yana dizildi. Mucize gerçekleşti” diyor ama Gökhan Sağıt’ın kendisi ve otuz beş yıllık hayatı da bir mucize gibi adeta.
Yürüyemeyen, sağ elini kullanamayan ve konuşma zorluğu çeken Gökhan Sağıt, on bir yaşındayken özel okula giderek altı ay gibi kısa bir süre içerisinde okuma ve yazma öğrendi. Ve on iki yaşındayken açıköğretimden ilkokul ve ortaokulu bitirdi.
Her türlü zorluğa rağmen hayallerinin peşini bırakmayan Gökhan Sağıt’ın ilk şiir kitabı “Bir Engellinin Yüreğinden Şiirler” adıyla 2022 yılında çıktı.
İkinci kitabı olan “Mucize Dizeler”de de Gökhan Sağıt’ın tam kırk tane şiiri yer alıyor.
Gökhan Sağıt, yürüyemiyor, bir elini kullanamıyor ve konuşamıyor belki ama kelimelere öylesine saf ve samimi duygular giydirmiş ki çok net dokunuyor yüreğinize onun sessiz çığlıkları, bitmeyen umutları ve yaşama sevinci…
Dünyayı birlikte güzelleştirmek için
Sevgiyle yeni bir yol açalım…
Onun koşulsuz sevgi çağrısıyla açtığı yola, birkaç şiirine onun sesi olarak katılmıştım ama onun “Mucize Dizeler” kitabını okumak ve bu yazıyı kaleme almak da ayrı bir keyifti benim için.
Gökhan Sağıt ne sakat ne de engelli… Aksine o, özel biri…
Öyleyse…
Gökhan Sağıt ve onun gibi özel kardeşlerimize yürekten gülümseyecek kaç kişiyiz?
Sevgili kardeşim Gökhan, eminim ki sen de benim gibi tüm gülen yüzleri gördün, hissettin.
Arkanda bir ordu var hiç merak etme, doğru bildiğin yoldan şaşma ve hayallerinin peşinden koşmaya devam et. Çünkü senin hikâyen, birçok özel kardeşimiz için de ilham kaynağı olacak.
İyi ki varsın…
Kalemine kuvvet yüreğine sağlık, kardeşim…
Ebru Bozcuk
Mutlu musun
Mehmet Şahan
Em Olmak Lazım
Sedat İlhan
Çözümsüzlük /5
Musa Aşkın
Usulca Sessizlik
Yusuf Sarıkaya
Bizim Kuşak /8
Serhan Poyraz
Shakespeare ve Hamlet / Mina Urgan
Dilek Tuna Memişoğlu
Yeni Yıla Girerken
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Yeni Yılınız Kutlu Olsun
Gevher Aktaş Demirkaya
Kızılca Gün - 27 Aralık 1919 Cumhuriyete Giden Yolun Dönüm Noktası
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Deniz İmre
Schopenhauer’in Sarkacında: Bir Sağa Bir Sola
Nevin Bahtişen
Hayatımdan Notlar
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Sami Çelik
Gece ve Sis
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Suna Türkmen Güngör
Ruhun Terazisi
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Ayfer Güney
Dur
Hamiyet Su Kopartan
Meşguliyet
Turan Demirci
Yapılmayacaklar Listesi
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Hakan Cucunel
Türk Edebiyatı ve Türkçe Edebiyat
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Demet Mannaş Kervan
Sözde Hayvanseverin Eseri: Sokak Köpeği
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar