Hayatın sürprizleri çok. Hiç ummadığın anda hiç ummadığın yerden ters yüz oluveriyor insan. Kahkahalar atan yüzünde, saniyeler içinde hıçkırıklar yer alabiliyor. Hıçkırıklar içinde nefessizken, kahakahalara boğulabiliyorsun. Anın kıymeti anda gizli.
Çıkabildiğin kadar zirveye tırmanıyorsun, en doruk noktada bir bakıyorsun ki tepetaklak olmuşsun. Bataklıkta kaybolma noktasındasın. Sonra bir el uzanıyor, tutuyor ellerinden. Hakikat yolculuğuna çıkıyorsun. Aşk esir alıyor benliğini. Kendini Huu derken buluyorsun.
Bu hafta Abdulrahim Arslan Hoca'nın, "Bir Dervişin Hikayesi" adlı kitabı çıkardı beni bu yolculuğa. Bu haftanın konusunu şekillendiriverdi hafızamda. Başarılı bir eğitim hayatında yükselirken, deprem sonrası ailesini kaybeden gencin, düştüğü bataklıktan çıkış serüveni ve uzanan ilahi bir elin hakikat yolculuğuna davetini konu alan yazıda, günlük hayatımızdaki imtihanlarımızı, tevafuklarımızı, bize sunulan fırsatları değerlendirebilme yetisine sahip olup olmadığımızın öz eleştirisini yapma fırsatı veriyor.
İlk aklıma gelen "ne oldum deme, ne olacağım de" sözünün, ete kemiğe büründüğü bu yazıyı, güncel hayatımızda irdelememiz gerektiği oldu.
Hayat bizlere ciddi sürprizler yapıyor yer yer. Günlük güneşlik bir günde, birden fırtınalı kar yağması gibi. Yada güneşli bir havada yağmur yağdıktan sonra gökkuşağı oluşması gibi. Sır bizim sabrımızda ve şükrümüzde.
Allah'tan gelen imtihanlara tevekkülle sabredip, teslim olabiliyor musun, imtihandan sonra gün doğduğunda şükredebiliyor musun. Aslında bütün mesele, gelenin nereden geldiğini bilmekte.
Bir yerde okumuştum. Sabırla şükür ikiz kardeştir. Şükürsüz sabır, sabırsız da şükür olmaz diye. Allah'tan gelene sabretmek, yine Allah'tan gelene şükretmek.
Ne varlığa sevinirim,
Ne yokluğa yerinirim,
Aşkın ile avunurum,
Bana seni gerek seni.
(Yunus Emre)
Diyen Yunus Emre, adeta olması gereken hayatımızı özetliyor. Varlığın yokluğu, yokluğun da varlığı elzem hayatımızda. Aşk hücrelerimizin gıdası ise ruhumuzu beslemesine izin vermek gerekir. Leyla diyen dillerimiz Mevla diyemedikçe, hakiki aşkı bulamamışız demektir.
Ne oldum değil de ne olacağım diyenlerden olmak kolay değil. Bulunduğun konumdan razıysan aklına bile gelmez gelecek. Razı değilsen ya isyanlarda ya da vazgeçmişlik sendromunda kaybolur gidersin. Kaynağa inen suya doyar. Aslolan kaynağı bilmekte..
Sevgiyle...
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Yusuf Sarıkaya
Kün Fe Yekûn (Ol! Der ve Oluverir)
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /6 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Gevher Aktaş Demirkaya
Ekmeğin Tarihteki Yeri
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Musa Aşkın
Eğer
Sedat İlhan
Yapay Zekâm /2
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Dilek Tuna Memişoğlu
Canım Çocuklar
Mehmet Şahan
Başak ve Saman
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar