Bir okul düşünün;
Öğretmenleri idealist. Öğrenciler akıllı. Sevgiyle kenetlenmişler birbirlerine. Öğrenen de öğreten de birbirlerinden bir şeyler öğrenebilme derdinde. Okul onların yuvası. Hayata ilk adımları. Ve bu okulda, üretimden tüketime her şey onların ellerinde şekilleniyor.
Taziye ziyareti idi benimkisi. Yakın akraba olsak ta bir araya gelip muhabbet etme şansımız pek olmamıştı. Ben memleketten ayrıldığımda, onlar henüz lisedelerdi. Sonra öğretmen oldu, yine öğretmen bir kızla evlenip, ülkenin birçok yerinde görev yaptılar. Huzur dolu, güzel bir evliliği yaşıyorlar doyasıya. Sevilen bir abimizin, sevilen çocuğudur Ahmet Hasyıldırım.
Ahmet’le uzun uzun muhabbetimiz, bu taziye ziyareti esnasında oldu. Paylaşımlarımızı hakikaten tüm Türkiye’nin öğrenmesi gerektiğini düşünerek oturdum bilgisayar başına.
İdealist bir öğretmenin hayallerini gerçekleştirmesine şahit olmak ister misiniz ? Ben oldum. İşte Burdur'un Bucak ilçesindeki Kuşbaba İlkortaokulu.
Ahmet'in son görev yeri olan Burdur’un Bucak ilçesine tayini çıkar. Memleket kokusu cezbeder Ahmet’i. Hiç düşünmeden gelir Burdur’un bu ücra köşesine. Nasibinde olan kaşığındadır Ahmet'in.
Ahmet “öğretmen; bilmediğini öğrenen, bildiğini öğretendir” diyor. Sohbet lezzete bürünüyor. Düşüncelerin gizemi, cezbediyor ruhumu. Beynimin sözcüsü dudaklarım sordukca soruyor. Bucak Kuşbaba İlkortaokulu diyor görev yaptığı yeri. Muhabbetin sıcaklığı sarıyor bedenimizi. Sorular uçuşuyor kelebekler gibi. Biz soruyoruz, Ahmet anlatıyor heyecanla.
Bucak Kuşbaba İlkortaokulu 13 dönüm arazi üzerine kurulu bir okul olduğu için, o verimli toprakları değerlendirip okula gelir sağlamak amacıyla başlamış her şey. Sera projesini, genç yaşta kan kanserinden vefat eden 88 doğumlu Havva Hocanın fikri olduğunu anlatırken, gözyaşlarını tutamıyor. “Bizi yıktı da gitti. Çocuklarımız aynı günde doğmuştu” derken sözcükler boğazına düğümleniyor.
Köy çocuğu olan Havva Hoca, bahçeye küçük bir sera yapmayı teklif etmiş. Onlar da makul görüp uygulamışlar. Sera kurulduktan sonra yine teneffüs saatine serada ki izlenimlerini paylaşıyor bizimle. “ Müdür beyle seradaki çocukları gözlemliyorduk” diyor. “Seraya giriyorlar, çıkıyorlar teneffüsü orada geçiriyorlardı. Onlara eğlence oldu. Sonra Osman adındaki bir öğrencimin, soğan dikmeye çalıştığına şahit olduk ama ters dikiyordu. Yanına gidip n’apıyorsun deyince, soğan dikmek istedigini söyledi. Böyle soğan mi dikilir dediğimizde ‘ama öğretmenim ben soğan dikmesi bilmiyorum ki’ dedi. Müdür beyle göz göze geldik. Sekizinci sınıf bir çocuğun soğan dikmesi bilmiyor olması, bizim ayıbımız diye düşündük. Bizim okulumuzdan mezun olan bir çocuğun soğan dikmeyi, marul dikmeyi biliyor olması gerekirdi. Şehirdeki çocuğun bilmemesi normal olabilir ama köyde yetişen bir çocuk bunları bilmeli. Profesyonel çiftçi olmayacak. Onu hayatta öğrenecek. Ama bizim okuldan mezun olan çocuklar bunları bilecek, dedik” diyor.
Havva öğretmeni kaybettikten sonra onun anısına serayı büyütme kararı aldık diyen
Ahmet öğretmen "arazimizde 90 adet zeytin, 53 adet ceviz ağacının yanısıra 350 mt kare seramız ve bir traktorümüz var" derken gözleri ışıl ışıldı. O, heyecanla anlatıyor, biz merakla dinliyoruz.
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -11 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar