Ahmet öğretmen daha birçok projesinin olduğundan bahsetti. Dört yıllık kalan görev süresi boyunca o projeleri hayata geçireceğini söylüyor. Okuluyla gurur duyan Hocamız, köyün bekçisi olan adaşı Ahmet abisinin de okulun her işine koştuğunu anlattı. Okul hizmetlisinin yetersiz olması ve bir de erkek görevlinin gerekliliğinden bahsederken iç çekiyordu.
Ahmet hoca aynı okulda görev yaptıkları Gölhisar’lı Alper Hocayla birlikte çalıştıklarını ve eylül ekim gibi tavuk projeleri olduğunu anlattı. “Tavuk yetiştiriciliğiyle nasıl kazanç elde edilir onu öğrenecek çocuklar. Yumurtayı hem buradan doğal satın alacağız hem okula gelir olacak. Bahaneyle artan öğle yemeği de ziyan olmamış olacak” diyor.
“Okulda köpeğimiz var. Çocuklarla büyüdü. Çocukların maskotu. Onlara toprağı işlemeyi, hayvan sevgisini aşılıyoruz Ağaç buduyoruz. Duvar örüyoruz. Evde babalarının vermediği, bozulur dediği malzemeleri biz çocuklara veriyoruz. Şarjlı matkapları kullandırıyoruz. Bozulursa bozulsun yaparız. Hiç tamirci çağırmadık okula daha. Benim iki takım kıyafetim olur okulda. Bahçeye inince eski kıyafetimi giyerim. Köyün ilk damlama sistemini okulda biz uyguladık. Köylü oradan öğrendi ve yaygınlaştı.
Ben bu okulun bir parçası olduğum için o kadar mutluyum ki bu okulda iyi ki çalışmışım. Dört yılım daha var. Bundan sonra da yapmak istediğim çok projeler var. İnşallah yaparız. Bu okul benim ufkumu açtı. Bir gün öğrencinin biri ‘Allah razı olsun, bir Ahmet Hoca vardı. Boru bağlamayı o öğretti’ derse benim kazancım o olacak. Bana emanet verilen bu görevi devlet adına hakkıyla yapabilirsem kârım o olacak.
Bizim bu çalışmamız biraz da terapi gibi oluyor. Taş çekerken, duvar örerken hoca öğrenci ilişkisi askıda kaldığı için abi kardeş gibi öğrenci derdini açıyor bize. Kız kardeşi kaçan ve öldürmek isteyen çocuktan, anne babası ayrıldığı için hayata küsen çocuğa kadar bir sürü sorunlu çocuğa terapi gibi geliyor çalışmalarımız. Çalışırken anlatıyorlar. Biz de acizane yönlendiriyoruz onları. Dertlerini unutuyor çocuklar” derken ki heyecanı bize de sirayet etti.
Çok özel bir ziyarete dönüşen bu taziyede iyi ki böyle bir fırsat yakalamışım demekten kendimi alamıyorum. Burdur’un Bucak ilçesindeki bu okula gelen müfettiş ve Miilli Eğitim Bakanının ifadelerine göre tek olma özelliğine sahip. Böyle bir okul Türkiye de yokmuş derken gözleri parlıyordu. Ben de yanlarından ayrılırken Gölhisar’lı olmanın haklı gururunu taşıyarak vedalaştım. Sayılarının artmasını temenni ettiğim bu okulu yazmadan edemezdim. Sevgiyle..
***
BİR OKUL DÜŞÜN / BİRİNCİ BÖLÜM
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -11 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar