Aldanmak. Hayallerine, emeklerine, sevdiklerine aldanmak. Ya da aldandığını sanmak.
Harcadığın bir ömre, bir kelimeye, bir söze kanmak. Heba ettiğin yılların değmeyeceğine şahit olmak. Aman kırılmasınlara inadına kırılmak.
Gözünden sakındığından, özüne darbe almak. Baş üstünde gezdirdiğine başını ezdirmek ne acı tecrübe.
Bir röportajda 'Mutluluk vitrinde saklı gibi, aç gözlerle bakiyoruz' diyordu.
Mutluluğu kenardan izlemek, saadete aç olmak kader miydi?
Ruhumuza zerkedilmiş olan o nazenin duyguları atıl bırakan biz miydik? Bizlere sınırsız verilen hoşgörü denizinde doyasıya yüzmek varken, onu kaba koyup daraltarak hayatı kendi kendimize zindan etmek hak olmamalı.
Geçici dünyanın havaslarına, şaşaalarına kapılmak değil miydi aldanmak. Sevdiğinin ihaneti, kardeşinin sırtından vurması, kendi kendine vurmakta öyle miydi. Yüreğimize hapsettiğimiz mutluluğumuza sahip çıkamayışlığımız kendi kendimizi kandırmak değil de neydi?
"Kırgınlıklar omuzlarını çökerten yüklerdir, onlardan kurtulun" derken Üstad, affetmenin ruhumuza verdigi huzuru anlatıyordu sanırım. Yüreğimize çöken kasvetin, aldanmışlık duygusuyla kaosa dönmesine rıza göstermemekti mutluluk.
Beklentilerin yüksekliği döndürüyor başımızı. Aldanmışlığımızın esareti yakıyor canımızı. Çok sevip daha çok sevilme isteği esir ediyor duygularımızı. Bir zincirin halkaları gibi biri kopunca dağılıveriyor bütün parçaları. Sonra dengeler değişiyor sanırım.
Üzerimize çöken aldanmışlık hissi sarıyor tüm benliğimizi. Ayaklarımız prangalanıyor, gidemiyoruz muhabbet deryasına. Af çeşmesinden içemiyoruz kana kana. Omuzlarımızdaki yükten kurtulamıyoruz nedense.
Sonu virane bir beden, kin ve nefret dolu beyinler. Aldanmışlık yada aldatılmışlık hissinin yıkıntıları içerisinde kayboluşlar. Moloz yüklü bir bedene ev sahipliği yapmanın sıkıntısı sarar benliğimizi.
Hoşgörü denizinde yıkanıp, Sevgi okyanusuna açılmak ve tüm prangalarından kurtulmak varken, değer mi üç günlük dünyanı kendine zehretmeye. Silkelenmek, ebedi hayatın varlığıyla avunmak, sonsuz merhamet sahibinin şefkatine sığınmak değil miydi mutluluk.
Bütün gelgitlerimize 'dur' demek olsun hedefimiz. Geçici heveslere değil, baki sevdalara olsun özlemimiz. Yalan alemden gerçek aleme kaysın gönlümüz. Mana aleminin derinliklerinde kaybolmak olsun ödülümüz. Sevgiyle ..
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -21 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Musa Aşkın
Aşkınlık ve Anlam
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Deniz İmre
Herkes Celladıdır Kendi Ömrünün
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Hakan Cucunel
Canvermezler Tekkesi
Ebru Bozcuk
Bu Topraklardan Bir 'Ümit Yaşar Oğuzcan' Geçti
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar