Boynu bükük, öksüz ve yetim kalan sevdalar yakıyor canımı. Dil ucunda basit sözcükler haline dönüşen sevdalar, aşklar anlamını yitirdi. Aşkın "sevdiğinin mutluluğu olduğu" gerçeğini kaybettik. Ben duygusuna yenik düşen duygularımız, biz duygusundan bihaber şimdi.
Manasını kaybeden sevdalar hapsoldu günlere. Neyi, neden, niçin seviyoruz ya da sevmeliyiz sorusunun cevabı umrumuzda değil şimdilerde. Sevgi; içi boş, anlamını yitirmiş sözcükler oluverdi dilimizde.
Sevdiğine sevdiğini söylemek değil, hissettirmek önemli bence. Bugün, aşk sözcüklerinin değersiz bir toz bulutu gibi havada savrulması, içeriğinin boşluğundan olmalı.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün arifesinde, yine "kadının değeri" bir günle sınırlı. Sevda yükünün ağırlığıyla dolmalı oysa. Günlerin değer kazandığı sevdalarla örtülü günlerin lezzeti bir başka olur kanımca.
Oysa biz, "Kadınların haklarını yerine getirme husûsunda Allâh'tan korkunuz! Zira siz onları Allâh'ın bir emaneti olarak aldınız." (Sahih-i Müslim) Diyen bir peygamber ümmetiyiz.
Hz. Hatice'ye olan sadakati, Hz Aişe'ye olan sevgisi bugün bile mevcut değil. Utangaç ve mahçup ama meraklı bir bakışla, "Ya Rasülûllah Aişe'ye karşı duyguların ne alemde?" dediğinde, "Kördüğüm gibi ya Aişe" dediği gerçeği içimizi titretir.
Kadınların eşlerine emanet olarak gönderildiğini bir çok hadisi ile anlatan Kâinatın Efendisi (sav); "Sizin hayırlınız, kadınlarına hayırlı olan (iyi davranan)dır."
"Eşlerinize yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, sakın onları dövmeyin ve onları incitecek çirkin sözler söylemeyin." (Ebu Davud, Nikak, 40-41) emreder.
Rasülûllah(sav); kadınlara zulmedenin, emanete ihanet ettiğini söyler. Allah Rasülû(sav) “Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi emreder.” (Nisâ sûresi, 58) ayetiyle kadının eşlerine, anne babasına ve erkek kardeşlerine emanet olduğunu; incitmeden, üzmeden en naif haliyle Yaradana iade edilmesini, yani son nefesine kadar korunmasını emreder.
Her gün kadın cinayetleri, dayak, şiddet haberleri okuduğumuz veya izlediğimiz günümüzde, yukarıdaki ayet ve hadisleri inkar etmiyor muyuz? Yüzde doksan mü'min olan toplumumuzda, inancımızın zıddına yaşamamız garip değil mi sizce de?
“Münafıklığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince sözünden cayar, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder.” (Buhârî, Îmân 24; Müslim) hadisi titretir yüreğimi. Aslen "Güzel ahlak, doğruluk, güven, elinden, dilinden ve belinden emin olunan kişi" diye tarif eder Rasülûllah(sav) mü'min kişiyi.
Bu kadar kıymet verilen, üzerine yüzlerce hadis ve ayet olan kadının "mesela bir tanesi Nisa suresi" günümüzdeki yeri ortada aslına bakarsak. Bize yaşantısıyla, sevgisi, saygısı ve adaletiyle örnek olan Efendimizi ve eşlerinin hayatlarını okuduğumda; kadın olmanın Hakk katındaki yerini gördüm ve tüylerim diken diken oldu.
Oysa bugün, günlere hapsettik sevgileri. Anneler Günü, Babalar Günü, Kadınlar Günü, Sevgililer Günü, Doğum Günü vs. Rasülûllah'ın her güne sığdıramadığı bu güzel duyguları, bir günmüş gibi günlere hapsettik. Bu duyguyu ticaret vesilesi haline getirdik. Sıradanlaştırdık. Rantlar oluştu. Maneviyatı gitti, zulmü kaldı. Lezzeti gitti, elemi kaldı.
Sevgi sonsuz. Sevgi doyumsuz. Sevgi ilaç. Doğanın en etkili, en tesirli ilacı. Bu ilaçtan anne, baba, kardeş, evlat, eşler faydalansın. Yaralarını sarsın. Çünkü bu ilaç, huzurun kaynağı. Mutluluğun beşiği. Aşkın kaynağı. Haydi! Günlere hapsetmeyelim sevgileri!..
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İşte O An
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 29 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ebru Bozcuk
Yılkı Atları
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar