Bir mum ışığında kaybolursun bazen. Bakışların donuklaşır etrafında mumlar yansa da. Kelebek misali ışığa doğru koşarsın yanacağını bile bile. O ateşe meftunsundur.
Her şey bir rüyadır senin için. Hakikat perdesi aralansa da göremezsin. Gecenin sırlı karanlığında yolunu aydınlatan, bir mum ışığı oluverir. Şaşar kalırsın. Lakin dibindeki tuzaklardan haberin olmaz. Büyük bir umutla koşarsın. Işığın açtığı yolda içindeki korku azalır sonuçta. Çünkü karanlık korkunun göbeğidir. Kişiyi hiçbir şey görememek çıldırtır. Cılız da olsa bir mum ışığı da olsa tutunmak istersin umutla.
Oysa seni bekleyen tuzaklara kapalıdır artık gözlerin. Karanlığın sükûnet olabileceği aklına bile gelmez. Koşar adım yürürsün kaderine hiç düşünmeden. Azıcık durup düşünsen fark edeceksin. Ancak körü körüne yalancı ışıklara doğru koşarsın umarsız.
Cazibedar fitneler seni düşündürmez. Anlık mutluluğun sarhoşluğuyla kendinden geçersin. Bir fırttır adı ama o fırt zehirler bütün benliğini. Gençliğini, özgürlüğünü, düşünme yetini yitirirsin bilmeden. Uyuşuk bir dünyanın kayıp elemanısındır artık. Birilerine mal olmuşsundur. Kazanç kapısı. Kurtuluş zannettiğin o ışık, mezarın olmuştur. Farkında bile değilsindir.
Bir kâse bal konur önüne. Zehrinden bihaber yersin kana kana. Sonra kanat takmış gibi uçmaya başlarsın. Hayat toz pembedir. Kafan bi’milyon. Ne dert kalır ne tasa. Bırakırsın kendini hayatın akışına. Yattığın yerin önemi yoktur artık. Sen etrafındakileri, gökyüzünden seyredersin ya da öyle zannedersin. Oysa bir kaç saatlik rüyadır. Elbet bitecek sen hakikate uyanacak ama uyanmak istemeyeceksin. Dertlerin, bıraktığın yerde bekliyor olacak seni. Sen yine bir fırt çekip unutmak isteyeceksin. Bu döngü bitmek bilmez. Hayat ikinci bir şans vermez. Bir ileri iki geri döner durursun veya yok olursun. Belki bir çöp kenarı belki otobüs durağı belki de ıssız bir sokak ortası...
Bazen yanmak gerekir. Hayat penceresinden görüş net olsun diye. Bazen ıslanmak gerekir, yağmurun ruhu dinlendiren ritmini yakalamak için. Bazen ıssız çöller olmalı meskenin, susuzluğu anlamak için. Bazen açlığı tatmalısın varlığın kıymetini bilmek için. Bazen yalnız kalmalısın, insanın varlığını anlamak için. Bazen kötü kokuları da tanımalısın, gül kokusuna meftun olmak için.
Mücadele kendine getirir insanı. Yanmak gerekir Yunusvari. Yandıkça anlarsın pişmenin ne demek olduğunu, yandıkça tadarsın hayatın gerçeklerini, asıl lezzetlerini. Ateşe koşmak değildir mesele bazen, mum gibi yanmak, yandıkça erimektir hayat.
Hasılı her tadı almalısın, yaşamın anlamını kavramak için. Çünkü hayat, dibini gösteremeyen bir mum ışığı kadar. Bir ömür dediğin, bir anlık nefes kadar...
***
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -11 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar