Tabuları yıkmalı insan. Sevdaya kucak açmalı. Aşkın mayasına, dahi fıtratına ihanet etmemeli. Kırmızı çizgi çizmeli yanlışa, eksiye, kokuşmuşluğa. Yeni düzen demiyorum ama yaradılış gayemize uygun olmalı yaşam standardımız.
İnsan, özüne sahip çıkmalı ve bir damla sudan halk olunduğu gerçeğinden sapmadan gitmesi gerektiğini anlamalı. Hakikat perdesini aralamalı. Kâinatı aydınlatan güneşin gerçeğine odaklanmalı. Baki hayata köprü olan gök kubbede yol almalı. Yolu da istikamette olmalı.
Eski köye yeni adet değil yüreğimdeki haykırış. Rotadan kayma korkusu. Hedefi ıskalama, çizgiyi aşma endişesi. Yolun sabit, yönün belli ve hedef kâlûbelâda çizilen yol aslında.
İnsanı, insanlıktan çıkaran olaylar kıskacında; insanı insan yapan değerlere sarılmalı. Sadece "yaradılan" olmak dahi saygıyı hak etmeli. Özüne dönmeli ancak dönen görülmedi. Dönmenin formülü yazık ki çözülemedi.
Varla yok arası limanda, kayboluş hikâyesi. Dalgalara dalıp köpüğünde kaybolma endişesi. Okyanusun enginliğine meydan okuma cesareti. Ömür törpüsü olayları, ömre vakfetme becerisi. Tut dalın birinden, nakşet hayat hikâyene. Dönme dolap misali sayma yerinde bilinçsizce. İki günü aynı olan zararda değil mi sence de.
Bilmek başa bela mı, ömre vefa mı, bildiğinin zekâtına ihanet mi, aldığın nefesi verme mükellefi mi yoksa ömür sermayene vurulmuş pranga mı?
Sorular cenderesinin zincirlerine dolanıp asumana hapsolmak, nasıl bir duygu hengamesi ki devreler yanar beyinde. Mayasında, yaradılışında; güzellik, iyilik, zarafet, naiflik olan insan, nasıl olurda kırmızı çizgi gerektiren çetrefilli yollarda kaybolur.
Zulme perde aralayan camları kırmalı. Çünkü insan, öfkeyle kinini kusarsa o kusmuklar; hücrelerine zehir, güzel hasletlerinin de katili olur. Sevgi bağlarını çürütür. Ayağı kayar, rotası şaşar. Hastalıklı toplumun mayası oluverir.
"Helâl daire keyfe kâfi" mi öyle ise şehvete niye yol vermeli. Yaradan şehveti aileye hapsetmedi mi? Yoldan çıkaran harama niye tamah etmeli. Hüznün, yüreğine vurulmuş kelepçe olmalı. Aşkın tarlasında meyve olmalı. Ar perdesi yırtılmamalı.
Hasılı özüne dönmeli, özünde kalmalı. İstikamette emin, rotaya sabitlenmeli. Saygı, sevginin harcı, hoşgörünün yoldaşı olmalı. Güven sıvası ile sıvanmalı. Ne olursa olsun insan olmalı.
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İşte O An
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 29 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ebru Bozcuk
Yılkı Atları
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar