Tebessümün, endorfin hormonu salgılamasının fıtrat gereği olduğunu duymuştum. Sadaka hükmünde olma sebebi de bu olsa gerek.
Gönül ister ki evreni güllerle doldurayım. Çünkü güle bakmak gülümsetir insanı. Sabahın seherinde dağıtılan nasible nasiplenmek,
O nasibin muhatabı olmak ayrıcalıktır çünkü.
Açtım gözümü sabahın nurunda. Seyreyledim gökyüzünü, muhabbet ettim yıldızlarla.
İndim nazenin bahçeme. Gülün gülüşüyle coştu ruhum.
Gülün gülüşüne tanıklık etmek, gülümseyebilmek yaralara sürülmüş merhem gibi gelir insana. Can yangınımıza anestezik etkidir.
Tecrübe eden ya da farkeden birçok insan vardır eminim. Canınızın çok sıkkın olduğu bir vakitte yolda yürüyorsunuz. Hiç ama hiç tanımadığınız bir insan size selam verdi ya da gülümsedi. Ne hissedersiniz? Fıtraten farkına varmadan gülümseriz. İçinize bir huzur dolar. Tekrar kişiye bakma ihtiyacı hissederiz. Tanımaya çalışırız. Bu süreç dertlerden bir an da olsa uzaklaşıp yaralarimıza o merhemi süreni tanımaya çalışırız.
Bu düşüncelerle evin önüne geldiğimizde bahçemizde açan bir gül takılır gözümüze. Gayri ihtiyari yine gülümseriz. Ellerimizle istemsiz dokunup koklamak isteriz. İkinci bir anestezik merhem sürülür. Bu gülümseme ve dokunuş, sıkıntılarımıza, yaralarimıza kabuk bağlatır.
Sonra evinize çıkarız. Seni neşeyle, gülerek karşılayan eşiniz veya çocuklarınız var. Artık bu gülümsemeyle tüm yaralarımızı sarma yoluna farkındasız gideriz.
Ağlayan birini görünce ağlama isteği duyarız. Gülen birini görünce de gülmek gelir içimizden.
Duygusal bir varlık olduğumuz için çevresel etkenler hayatımızı bir noktaya kadar etkiler. Bu yüzden Rasulûllah bize gülümsemenin sadaka hükmüne geçtiğini müjdeliyor. Bir tebessümün sadaka hükmüne geçmesi demek, merhem olduğunun bariz kanıtı bence.
Etin vücuda en gerekli vitaminler içerdiğini bilmeyenimiz yoktur. Atalarımız "Bir kahkaha bir kilo ete bedeldir" demişler. Aslında gülümsemenin sadaka hükmünü söze dökmüşler.
Bir taziyeye gittiğimizde vefat sahibine tebessümle sadece sarılmak ona verilebilecek en güzel tesellidir aslında. Sözler, rutin konuşmalar yorar acı sahibini.
Can yangını harlı olduğu için teselli sözleri bunaltır. İhtiyacı olan sadece yüzüne gülümseyerek bakmak ve sarılmaktır.
Sadaka değeri verilen gülümseme, hayatımızdan eksilmesin. Yaralı gönüllere merhemimiz olsun. Gülümseyin, yüzünüz gülsün. Sevgiyle..
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İşte O An
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 29 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ebru Bozcuk
Yılkı Atları
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar