Hep ağlamayı seçtim hayatımda. Nedensiz sebepsiz. Hep ufaladığımı sandım hayatı avuçlarımda sorumsuzca. Ama hayat başkaydı, bambaşka ufuklara yelken açan hayallerin baharında taze filizler gibi.
Gönül bağları, kopan yapraklar gibi savruldukça savruldu hayatta gayesiz, payesiz serserice. Gözyaşlarım kirpiklerimi şeddeledi hep arsızca. Yağmur taneleriyle ortaklığı gün geçtikçe büyüdü, büyüdü sığmadı yüreklere. Kirpiklerin özgür bıraktığı yaşlar derin izler bıraktı yazık ki yanaklarda. Sadece Yaradan aşkıydı su serpen yüreklere. Sevda iklimini, mayın tarlasına çevirmişti gözyaşları intikam alırcasına.
Ağlamak kader miydi, yoksa Yaratıcıya çıkan merdiven mi? Gözyaşlarıyla ıslanmayan seccadeler nasıl şahitlik edecekti ki gafletteyse beden. Geceler yalnızlığına yoldaş olamamışsa, ağlamaz mı gözler. Ruhunu koyup secdeye at dünyanı ardına, dön Yaratıcının huzuruna, ıslat gönül tarlanı doyana dek gözyaşlarınla, ulaşacaksan refaha...
Hep ağlamayı seçtim hayatımda. Ulaşmam gerekiyordu sonsuzluk yurdundaki ebedi mutluluğa. Öyle ki gözyaşları derya olup söndürmeliydi kor ateşlerle dolu kuyuları. Dünya hapishanesini cennet bahçelerine çevirmenin yolu, titreyen dudakların sızlayan kalple buluşmasıyla, Hakk Teâlâ ya yakarışı olmalıydı. Sevmeliydi yüreğim yaratılanı Yaradan adına.
Hep ağlamayı seçtim hayatımda. Dünya dehlizlerinde yok olmamak için sıraladım önceliklerimi helal dairede. Ve öyle yürekten dua ettim ki aydınlık geleceklere ulaşmak ümidiyle.
Hayat; gülmek için kısa, ağlamak için safsata. Ömür, ikindi vakti ağaç altında gölgeleme kadar kısa. Ağız tadı yürekteki huzurda. Gönül almada, son lokmanda olsa paylaşmakta.
Hep ağlamayı seçtim hayatımda, mutlu yarınlara kavuşma hayaliyle. Yaşadığım anı, hakkıyla yaradılış gayesi doğrultusunda yaşayamama korkusuyla. Titredi yüreğim rıza dairesine girememe endişesiyle.
Umut yüreğe su serpse de dileğim arzumun dilde değil, yürekte olması duasıyla. Son gülen olma umuduyla...
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İşte O An
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 29 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ebru Bozcuk
Yılkı Atları
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar