Letafet, sözlük anlamı olarak güzellik, hoşluk; yumuşaklık, incelik gibi anlamlara gelmektedir. Bir şeyin zarif veya nazik bir şekilde yapılması veya ifade edilmesi durumunu ifade eder.
Bir başka mânâda ise, cisimden alâkayı kesip ona bir nevi ruhaniyet kesbetmek.
Dilimize Arapçadan geçmiş olan Letafet kelimesi ''latafa'' kökünden türetilmiştir. Latafa, hem şirin ve hoş hem de soyut ve ruhani anlamına gelirken, letafetin sözlük anlamı güzelliktir. Letafet sahibi olan kişiler latif ve latife olarak nitelendirilir. Ayrıca Latif ve Latife, ülkemizde en çok kullanılan isimler arasında yer almaktadır.
TDK’ya göre “letafet” kelimesinin üç farklı anlamı vardır:
İlk Anlamı: Güzel, tatlı ve çekici olmak.
İkinci Anlamı: Zarif, kibar ve ılımlı olmak.
Üçüncü Anlamı: Beş duyu organı ile algılanamayan, soyut ve içsel olmak.
Güzel, zarif, yumuşak başlı ve kibar kişiler letafetli ya da latif olarak nitelendirilir. Latif ya da letafetli insanlar, insanlarla olan ilişkilerinde ve konuşmalarında da bu esas üzere hareket ederler.
Bu konuda Kur’an’ı Kerim’de nasıl konuşmamız gerektiğine dair bazı önemli ilkeler şu şekilde emredilmiştir:
Kibarca konuşun. (Bakara suresi, 83. ayet)
Zarifçe konuşun. (İsra suresi, 23. ayet)
Nazikçe konuşun. (İsra suresi, 53. ayet)
Yumuşak dilli konuşun. (Taha suresi, 44. ayet)
Dürüst konuşun. (İsra suresi, 28. ayet)
Gerçeği konuşun. (Ali İmran suresi, 17. ayet)
Yalansız konuşun. (Hac suresi, 30. ayet)
Adaletli konuşun. (Enam suresi, 152. ayet)
İnsan ilişkilerinde letâfet ve nezâket, bilhassa konuşma esnasında çok büyük bir ehemmiyet arz eder. Cenâb-ı Hak, kullarının yürüyüşlerinde ve konuşmalarında bir nezaketin olmasını arzu ederek şöyle buyurur:
“Yürüyüşünde mûtedil ol! (Ne çok hızlı, ne de yavaş yürü! Sükûnet ve vakarını muhafaza et!) Sesini alçalt! (Bağırıp çağırarak konuşma!) Unutma ki, seslerin en çirkini merkep sesidir.” (Lokmân, 19)
Yüce Rabb’imiz şöyle buyurur:
“…İnsanlara güzel söz söyleyiniz!..” (el-Bakara, 83)
“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler!..” (el-İsrâ, 53)
Allah ve Rasûlü, insanların veciz sözlerle, pırlanta ifadelerle konuşmasını, kullanacakları her kelimeyi dikkatle seçmelerini tavsiye buyururlar.
Yine Rasûlullah (s.a.v):
“Muhakkak ki bir kısım sözler, sihir (gibi bir tesir gücüne sahip)tir.” buyurmuşlardır. (Buhârî, Nikâh, 47)
Yani bazı sözler, kalpte büyüleyici bir tesir meydana getirir. Bu ise, lisâna hakimiyet ve maksada en uygun kelimeleri seçebilmekle mümkündür. İslâm, her hususta insanların ince, nâzik, anlayışlı, hürmetkâr ve efendi olmasını sağlayacak en güzel esasları getirmiştir.
Velhâsıl, Kur'ân ahlâkıyla ahlâklanmış bir mü'min:
İnsanlar arasında açılmış bir çiçek gibi, güzelliğiyle, hoş râyihasıyla, rûhu okşamalıdır.
Her sözü, ruha gıda olan pırlanta ifadelerden müteşekkil olmalıdır.
Yüzünden tebessümü eksik etmemeli, tatlı diliyle dâimâ rahmet dağıtan biri olmalıdır. Şahsiyeti ve davranışları itibârıyla her işi en güzel olmalı, etrafına dâimâ güzellik dağıtmalıdır.
Onun yaşamı gönle huzur ve ferahlık verecek zarâfet ve letâfette olmalıdır.
O; her hali ve her kelamıyla çok olgun, en mükemmel olmalıdır.
Böylesine ideal mü'minlerin her işi ve eseri, İslâm'ın güzelliğini, ihtişâmını, estetiğini, huzurunu ve güler yüzünü aksettirir.
Tüm bu açıklamalar ışığında baktığımızda letafetin; insanlar arasındaki ilişkilerde sevginin, saygının, muhabbetin, samimiyetin, mükemmelliğin, adaletin, sadakatin, doğruluk ve dürüstlüğün kısacası insanî değerlerin kaynağı olduğunu söylememiz mümkündür.
