Paylaşmak /3

Mehmet Şahan

08-07-2026 15:57

Advert

Paylaşmak denilince aklımıza onlarca, yüzlerce hatta binlerce konu geliveriyor. Havayı, suyu, doğayı, zamanı; sahip olduğumuz binbir türlü gıdayı paylaşmak gibi... 

Tüm buları genel anlamda içinde bulunduğumuz en yakın çevreden tutun toplumun tamamına yayarak paylaştığımız konuları sıralayabiliriz. Tarım ve hayvancılık alanında ürettiklerimizi, endüstriyel alanlarda ürettiklerimizi, teknolojik alanlarda ürettiklerimizi, sanatsal ve kültürel alanlarda ürettiklerimizi insanlık yararına olacak şekilde paylaşırız.

Buraya kadar anlattıklarımız elbette çok önemli ancak paylaşmanın bireysel anlamda her şeyin üzerinde bir öneme haiz olan kısmı, aile kavramı içinde yapılan paylaşımdır.

Aile kurumunu oluşturan bireyler, bir araya gelerek kurdukları ortaklıkla yaşanacak olan koca bir ömrü paylaşırlar. 

Daha ilk adımda henüz yolun başında iken her iki taraf da birbirlerine: “Hastalıkta ve sağlıkta, yoklukta ve varlıkta, bollukta ve darlıkta, iyi günde ve kötü günde bir ömür boyu birbirlerinin yanında hayatı birlikte yaşamaya yani paylaşmaya söz veriyoruz.” diyerek hem de Allahutaala'nın huzurunda bir ahitte bulunurlar.

Aslında yapılan bu ahide, söz vermek yerine kendini adamak dersek daha doğru olacaktır. Çünkü iki farklı insanın bir araya gelerek bütün ömrü, hayatı paylaşması demek kendi kişisel özelliklerinin tümünü bir tarafa bırakarak her konuda ortak noktada buluşulması anlamına gelmektedir.

Kurulan bu aile kurumu gerek maddi gerekse manevi olarak insanın bu dünyada sahip olduğu en değerli varlığıdır. 

Eşler aile kurumunu oluşturarak, Allahutaala'nın emrini ve Peygamber (s.a.v.) Efendimizin sünnetini yerine getirmiş olması bakımından manevi anlamda kutsal bir yapıyı oluşturmuş olmaktadırlar. 

Peygamber (s.a.v) Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Nikah benim sünnetimdir. Kim benim sünnetime uygun davranmazsa benden değildir. Evlenin. Çünkü ben (kıyamet günü) diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim...” (İbn Mace, 1846, Nikah, 1)  

Eşlerin hayatı paylaşması; duygusal bağın güçlenmesi, yaşam yüklerinin hafiflemesi ve ortak bir gelecek inşası için temel taşıdır.

Aile, kişinin güçlerinin, kabiliyetlerinin, yeteneklerinin, eğilimlerinin hatta içgüdü ve isteklerinin bir düzen içinde gelişip olgunlaştığı; onun fizikî, ruhî ve kültürel gelişiminin tamamlandığı, kişiliğinin oluştuğu verimli bir ortamdır. Aile, sevincin, mutluluğun birlikte yaşandığı mukaddes bir müessesedir.  

Kur’an-ı Kerim baktığımızda ailede “gönül huzuru, dostluk ve rahmet” arandığı, sorumlulukların paylaşıldığı, “iyilikle yaşama”nın hedeflendiği, eşlerin birbirine tutamak, dayanak ve korunak olduklarının hedeflendiğini görmekteyiz. 

Peygamber (s.a.v) Efendimizin sözlerine, tavırlarına ve uygulamalarına da bakınca sağlıklı bir yuva kurmanın önemi, aileyi korumanın gereği, aile fertlerinin birbirine karşı görevleri, eşler arasında adaletli, ölçülü, sabırlı, anlayışlı, fedakâr, sevgi ve merhamet dolu olmanın önemini idrak etmiş oluruz.

Her şeyiyle farklı olan iki insanın bir araya gelerek oluşturdukları bu kutsal aile kurumunda bütün bir ömrü paylaşırken onları birbirine bağlayan ve aile kurumunun ömür boyu ayakta kalmasını sağlayan değerler vardır. 

Bunlar aile kurumunun ve kişiler arasındaki paylaşımın olmazsa olmaz yapı taşlarıdır. 
Beş “S” kuralı dediğimiz bu değerleri kısa kısa anlatmaya çalışalım:

1- Sevgi, ruhun olgunluk hissettiği, çok hoşlandığı şeye karşı meyletmesidir. Âlemin dokusu sevgi ile döşelidir. Eşler arasında inşa edilen binanın temel taşı ve yapı harcıdır.

2- Saygı, karşındakinin varlığını göz önünde bulundurma, sana yapılmasını istemediğini ona yapmamandır. Saygı; ince, kibar, seviyeli ve medeni davranmayı, hak ve hukuka riayet etmeyi gerektirir. Eşler arasında kurulan bağın koruyucu kalkanı, zırhı gibidir.

3- Sabır, eşlerin birbirinin bazı olumsuz söz ve davranışlarını sakince, anlayışla ve tepkisizce karşılamada olduğu gibi, eşlerin birbirlerinin isteklerini yerine getirememeleri durumunda da gösterilmesi gereken önemli bir erdemdir. Eşler arasındaki sabır konusunda Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Huysuz bir kocanın kahrına sabreden bir kadına Cenab-ı Allah tarafından, Firavun’un eşi Âsiye’ye verilen ecrin bir benzeri verilir; buna karşın huysuz eşine sabreden erkeğe de (yaralar içerisinde kıvranıp da sabredip şikayetçi olmayan) Eyüp Aleyhisselam’a verilen sevabın benzeri verilir.” (bk. Gazzali, İhya, Nikah Adabı) 

4- Sadakat, eşlerin sözlerinde ve işlerinde doğru ve birbirine güven dolu olmaları demektir. Sadakat duygusu, eşin fiziğinden, huyundan, çapından, gücünden, birikiminden razı olup onunla yetinmeyi, başka arayışlara koyulmamayı, halinden memnun olmayı ifade eder.  Bu konuda Allahutaala, Enfal Suresi 27. ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor: “Allah’a, Resûlü’ne ve emanetiniz altında olanlara (çoluk çocuk ve eşlerinize) karşı hıyanette bulunmayınız!..”

5- Sorumluluk, sağlam bir aile yapısının oluşması ile hayatın sağlıklı ve sorunsuz bir şekilde paylaşılmasında önemli bir yere sahiptir. Tüm ailenin huzur ve mutluluğu eşlerin sorumluluk duygusunu gereğince hissetmeleriyle mümkündür. Eskilerin “mesuliyet” dedikleri sorumluluk ailede eşin önce kendisini yetiştirmesi, koruması, görev bilincinde olması, yükümlülüklerini yerine getirmesi, sonra da eşi, çocukları, büyükleri ve akrabalarına karşı nasıl davranacağını bilip, bunlara karşı yükümlülüklerini yerine getirmesidir. 

Tüm anlatılanların ışığında baktığımızda paylaşmanın aslında insanın tüm kişisel özelliklerini bir tarafa bırakarak kendi bireysel haklarından verdiği ödün, yaptığı fedakârlık anlamına geldiğini görürüz. 

İşte bu yüzdendir ki insan için ağır bedel anlamına gelen paylaşmak, hayatı paylaşabildiği ölçüde insanı yüceltir. 

***

DİĞER YAZILARI Paylaşmak /2 01-01-1970 03:00 Başak ve Saman  01-01-1970 03:00 Paylaşmak 01-01-1970 03:00 Özgürlük Anlayışı 01-01-1970 03:00 Em Olmak Lazım 01-01-1970 03:00 Edep Edebiyat Medeniyet Ekseninde İnsan    01-01-1970 03:00 Edebiyat - Medeniyet ve İnsan /2  01-01-1970 03:00 Edebiyat - Medeniyet ve İnsan 01-01-1970 03:00 Kul Hakkı 01-01-1970 03:00 Hasene ve Hasenat 01-01-1970 03:00 Ahsen-i Amel 01-01-1970 03:00 Amel-i Salih 01-01-1970 03:00 Dil Nedir Sizce 01-01-1970 03:00 Ebu Hanife’nin Vasiyeti 01-01-1970 03:00 Farkında Olmak 01-01-1970 03:00 İnsan Olabilmek 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak 01-01-1970 03:00 Din Nedir 01-01-1970 03:00 Şiir Hakkında 01-01-1970 03:00 Bana Ne Diyebilir miyiz 01-01-1970 03:00 Sana Ne Diyebilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Edebiyat mı Edebi At mı 01-01-1970 03:00 Kurbanın Mahiyeti ve Bilinmesi Gerekenler 01-01-1970 03:00 Kurbanın Fazileti ve Önemi 01-01-1970 03:00 Niyet Okumak 01-01-1970 03:00 İnsan Fazlalık mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şiir, Bir Eleştiri, Bir Yorum (Cevap) 01-01-1970 03:00 Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Zarafet 01-01-1970 03:00 Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Letafet 01-01-1970 03:00 İnsanda Olması Gereken Üç Şey /Doğruluk 01-01-1970 03:00 Cami ve Çocuklarımız 01-01-1970 03:00 Özümüzde Olması Gereken Üç Şey: Milli Kimlik /Milliyet 01-01-1970 03:00 Ramazan Ayı Üzerine 01-01-1970 03:00 Olmazsa Olmazımız Olan Üç Şey / Din  01-01-1970 03:00 Dil 01-01-1970 03:00 İman 01-01-1970 03:00 Hayâ 01-01-1970 03:00 Özümüzde Olması Gereken Üç Şey / Edep 01-01-1970 03:00 Sadakat 01-01-1970 03:00 Vefa 01-01-1970 03:00 Güven 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Gereken Üç Şey: Vicdan 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Geren Üç Şey: Merhamet 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Gereken Üç Şey / Şefkat 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / 3 - Kibir 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / 2 Gurur - Kibir 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / Benlik - Ego - Nefs 01-01-1970 03:00 Ciddiyet 01-01-1970 03:00 Zikir 01-01-1970 03:00 Zan... 01-01-1970 03:00 Önyargı 01-01-1970 03:00 Kıskançlık 01-01-1970 03:00 Zamanı Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Kalbi Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Aklı Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Çerçi 01-01-1970 03:00 Nasıl Olmalıyım Nasıl Olmalıyız? 01-01-1970 03:00 Kılıf Hazırlamak ve Bahane Bulmak 01-01-1970 03:00 Hizmetçi miyim? 01-01-1970 03:00 Mü'minin Bayramı 01-01-1970 03:00 Nasıl Okumalıyız? / Bedenen Okumak 01-01-1970 03:00 Kalben Okumak 01-01-1970 03:00 Nasıl Okumalıyız? 01-01-1970 03:00 Anmak mı Kutlamak mı? 01-01-1970 03:00 El - Hayâ Vel - İman / Hayâ İmandandır 01-01-1970 03:00 Gıybet / Dedikodu 01-01-1970 03:00 Aziz Valentine / 14 Şubat Sevgililer Günü Tarihçesi 01-01-1970 03:00 Ön yargı 01-01-1970 03:00 Hoşgörü 01-01-1970 03:00 Sevgi 01-01-1970 03:00 Şükür 01-01-1970 03:00 Asla Bırakmamanız Gereken Üç Şey 01-01-1970 03:00 Kürt İsyanları 01-01-1970 03:00 Kur'an-ı Kerim'de İlk Emir 01-01-1970 03:00 Bilmek İstiyorum  01-01-1970 03:00 İçimdeki Ben 'Her Söze Mühür Olmak İster' 01-01-1970 03:00 Bir Gün mü Her Gün mü? 01-01-1970 03:00 İçimdeki Şeytan 01-01-1970 03:00 Yargılama 01-01-1970 03:00 Suçlama 01-01-1970 03:00 Tehdit Etmek 01-01-1970 03:00 Kusur Bulma 01-01-1970 03:00 Şikâyet Etmek 01-01-1970 03:00 Tahrik Etmek 01-01-1970 03:00 Eğitim sürecinde yapılan yanlışlar: Yalan Söylemek 01-01-1970 03:00 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık /2 01-01-1970 03:00 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık 01-01-1970 03:00 Utandırmak 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Kazanmanın Anahtarı /4 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarıdır /3 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarları /2 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarı /1 01-01-1970 03:00 Adanmak ve Teslimiyet 01-01-1970 03:00 Görevden İmtina Etmek / İsteksiz Olmak, Kaçınmak 01-01-1970 03:00