Ciddiyet; kararlılığı, disiplini, ağırbaşlılığı ve samimi çalışmayı ifade eden anlamlar içermektedir. Ciddiyet, kişinin sahip olması gereken ve kişiyi zirvelere taşıyan en önemli özelliklerin başında gelir.
Ciddiyet; şeytanın, nefsin ve şerrin tazyikinden kurtularak Rahman’ın rızası doğrultusunda kararlı bir hayat yaşamaktır. Kişiler ciddiyet duygusuyla ilerler ve güçlenirler. Sorunların üzerine ciddiyetle gidenler bu sorunları çözebilirler. Kendilerini inandıkları davanın gereğini yapmaya adayanlar ancak davalarını öne çıkarabilirler.
Eskimeyen hikmetlerden biri de; “Ciddiyetsiz hükümdar, ciddiyetli uşaktan çekinir” ifadesi; ciddiyeti takınan bir ferdin ağırlığını, vakarını, toplum içerisindeki doldurulamaz yerini göstermesi açısından önemlidir.
Japonlar ülkelerinde taş üstüne taş bırakmayan savaşların enkazından ciddi bir toplum özelliği ile hareket ederek kalktılar. Bu kalkınmanın ana formülü “ciddiyetle geleceğimizi inşa edeceğiz” idi. Almanlar, 2. Dünya Savaşı’nda uyguladıkları ciddi sanayi hamleleriyle günümüz seviyesine gelebildiler.
Mescid-i Aksa’yı fethedemediği için gülmeyi kendine yakıştırmayan Selahaddin Eyyubi’nin ciddiyetinden bizim çok şey almamız gerekir. Bir gün kendisine neden gülmediği ya da hiç kimseyle şakalaşmadığı soruldu. O da:
“Mescidi Aksa Haçlıların elinde esir olduğu müddetçe Allah’tan utanıyorum” dedi.
Münafıkların namaza karşı gevşeklik ve tembellikleri ve Allah’ın ayetleri okunduğu zaman alaya almaları ve kulak ardı etmelerine baktığımız zaman, münafıkların en belirgin vasıflarından birinin de ciddiyetsizlikleri olduğu anlaşılacaktır.
Ciddi misiniz? / Ciddi miyiz?
“Sizler insanlık için ortaya çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz” (Ali İmran, 110) hitabına mazhar olan bu ümmet; ciddi işlerin mimarı olacak halifeler olduğunun farkında mı?
Kendisine “Oku! Rabbinin adıyla oku” (Alak, 1-2) emri verilmiş bu ümmetin evlatları ciddi midir? Okumayı sadece iş elde etmek, hayatlarını garantiye almak ve rahat bir hayat yaşamak olarak anlayan bir millet ciddi olabilir mi? Ümmet için okumaya, araştırmaya, akademik çalışmaya devam etmeli ve “kendimi değil ümmetimi düşünmeliyim” diyebilen ciddi gençler inşa etmeliyiz.
Evlatlarına Allah’ı, Kur’an’ı, Resulullah ahlakını anlatamayan ve onların sevgisini aşılayıp öğretemeyen bu ümmetin anne ve babaları ne kadar ciddidir? Örneğin; para kazanma sevgisi ya da çocuklarının iyi bir iş elde etme hasreti kadar bir hasret ve ciddiyetle bu görevlerimizi yapabiliyor muyuz?
Ciddiyet, laubaliliği ve laubalileri kendisinden uzaklaştıran bir özelliktir. Ciddiyet, kişiliği oluşturan ve koruyan en önemli silahtır. Ciddiler; toplumda yalnız kalsalar da sevilmeseler de yine de bu toplumu ıslah edecekler ciddi adamlardır. Ciddiyet, yüz ekşitme, somurtma, insanlardan uzaklaşma değildir. Ciddiyet, ısrarla sabırdır. “İnsanların içerisine karışıp ve onlardan gelen eziyetlere sabreden mümin, insanlardan uzaklaşan ve onlardan gelen eziyetlere sabretmeyen müminden daha hayırlıdır.” (Hadis-i Şerif)
Ciddiyet, değer verdiğimiz meselelerde disiplinli olma halidir. Disiplin içerisinde olduğumuz müddetçe; ciddiyeti sağlar ve faydalı neticeler alırız. Bir kelamı kibarda “kim rahatı talep ediyorsa, rahatı terk etmesi gerekir” yaklaşımı her zamankinden daha fazla benliğimize oturması gereken altın sözlerden bir söz değil midir? Ciddiyetsiz tavır ve yaklaşımlar, gayretleri öldürür, çalışmaların meyvelerini yok eder.
Ciddi bir şahıs, Allah’la olan iletişiminden bellidir. Sürekli onu anar/zikreder. Kur’an’daki emirlere göre yaşamaya çalışır, kitabî olur. Ciddiyeti zayıf kişi, işine geldikçe ibadet (!) yapar ve yavaş yavaş kendini yok eder. Belli bir dönem ibadeti anlık bir heyecan ile yapar, işi bitince şeytan onu yine gaflete düşürür.
Ciddi kişi, ciddi okur! Ciddi düşünür, ciddi yaşar. Ne için yaşadığının ve ne için koşuşturduğunun farkında olmayanlar laubalilikle kendilerini ve etraflarındaki insanları zehirlerler.
İlim talebeleri ciddiyetle ilmin üzerine gitmeli, bugünün işini yarına bırakmamalıdırlar. Ebu Hanife’nin en gözde talebesi olan İmam Yusuf, otuz yıl Ebu Hanife’nin derslerine katılmış, derslerini hiç bir gün ihmal etmemiştir.
Biz ciddi bir ümmetiz! Boşuna konuşmaz, anlamsız konulara girmeyiz. Dünya ve ahiretimize faydası olmayacak konulara girmeyi kendimize zül kabul ederiz. Ya hayır konuşur ya da susarız.
Bir avucuna güneş, diğer avucuna ay bırakılsa dahi davasından, ciddiyetinden vazgeçmeyen Muhammed (s.a.v) Efendimiz’in ümmetiyiz.
“Bizler; kulları, kulların kulluğundan Allah’ın kulluğuna götürmeyi hedefleyen bir ümmetiz. İşleri planlamalı, ölçülerini belirlemeli, istişaresini iyi yapmalı, uygulamasını ciddiyetle takip etmeliyiz. Sonraya bırakma hastalığından ve “bugün değil yarın” basitliğinden, tembelliğinden kurtulmalıyız.
Adını tarihe yazdıran adamlar ciddi adamlardı.
Peygamber (s.a.v) Efendimiz ciddi bir adamdı! Ciddi konuşur, ciddi ilgilenir, ciddi ibadet eder ve ciddi savaşırdı. Arkadaşlığı ciddi, sevgisi ciddi, tepkisi ciddi ve ölçülü idi. Biri onu terk etmedikçe; O, onu terk etmez, o kişi sözünü bitirmeden kendi sözünü söylemez, biri onun elini bırakmadıkça; O, o kişinin elini bırakmazdı…
Yüce Mevla ciddiyet konusunda birbirimize yardımcı olmayı nasip etsin.
