1-BENLİK/EGO/NEFS, 2-GURUR, 3-KİBİR
3 – KİBİR:
Kibir, kişinin kendini beğenmesi ya da kendini herkesten üstün görmesi anlamındadır. Kibirli; sözlük anlamına göre kendini aşırı beğenme, kendini yüksekte görme demektir.
Kibirli Kime Denir?
Kibirli kimseler hayatta oldukça fazladır ve bu nedenle de kibirli kelimesi sıkça kullanılır. Kibirli kimseler kendini beğenmiş kimseler olarak kabul edilir. Bu kişiler genelde kimse tarafından sevilmez ve kendilerine saygı duyulmaz. Eğer biri kimseyi beğenmiyor, sürekli kendini övüyor ve kendini herkesten üstün görüyorsa o kişi kibirli demektir. Kibirli kişiler genelde karşısındaki kişiler üzerinde sinir bozucu bir etki yaratırlar. Kibir, ayrıca insanlara hata yaptıran ve yalnız kalmalarına sebep olan bir davranıştır.
Kibir, insanların kendilerini üstün görme ve kimseyi beğenmeme halidir. Örneğin hiçbir fikri ciddiye almayan, her şeyin en iyisini kendi bildiğini düşünen kimseler kibirlidir. Kibir, insanların yalnız kalmasına sebep olan bir davranıştır. Kibirli kimseler insanlar tarafından sevilmez. Bu nedenle kibirli olmak genelde birçok kimseyi yalnız bırakır.
Sözlükte; “büyüklük” anlamına gelen kibir (kibr), tevazuun karşıtı olarak “kişinin kendini üstün görmesi ve bu duyguyla başkalarını aşağılayıcı davranışlarda bulunması” demektir. Ancak; kelimenin daha çok birinci anlamda kullanıldığı, büyüklenme ve böbürlenme şeklindeki davranışların ise bu huyların dışa yansımasından ibaret olduğu belirtilir.
Ucb (kendini beğenme) kelimesi de kibir gibi literatüre ahlâk terimi olarak girmiştir. Kaynaklarda genellikle ucb’un kibirden farklı olduğu belirtilir. Buna göre kişinin kendini büyük başkalarını küçük görmesine kibir, başkasını küçük görmeden kendini ve yaptıklarını beğenerek böbürlenmesine de ucb denilir.
Kur’an’da kibir kelimesi terim anlamıyla bir âyette geçmektedir (el-Mü’min 40/56).
Diğer ayetlerde ise aynı kavramlar inkarcıların Allah’ın ayetlerini, kitabını ve dinini, Peygamber ve onun tebliğleriyle Müslüman topluluk karşısındaki aşağılayıcı ve reddedici tutumlarını, kendini beğenmişliklerini ifade eder.
Önceki peygamberlerin tebliğ faaliyetlerinin açıklandığı ayetlerde onların da benzer tepkilerle karşılaştığı anlatılarak bu tutumun her devirdeki inkarcıların ortak tavrı olup bunun bir ahlâk hastalığı sayıldığı belirtilir.
Bazı ayetlerde istikbâr, inkarcılar arasından özellikle varlıklı ve aristokrat kesimin yoksul ve zayıf çoğunluğa karşı takındığı aşağılayıcı ve baskıcı tutumu ifade etmek üzere kullanılır ve bu sosyal problemle ilgili olarak çeşitli peygamberlerin kavimlerinden örnekler verilir (meselâ bk. el-A‘râf 7/75-76; Sebe’ 34/31-33).
Gerek kibir gerekse ilgili diğer kavramlar hadis-i şeriflerde de geçmektedir.
Kibir ile ilgili Hadis-i Şerif’ler:
Kibir; gerçeği inkâr etmek, hakkı kabul etmemek ve insanları küçümsemek, hor görmektir (Müslim, “Îmân”, 147; Ebû Dâvûd, “Libâs”, 26; Tirmizî, “Birr”, 61).
Kibir, insanı zalimler arasına sokar (Tirmizî, “Birr”, 61).
Kibir, Cehennemliklere mahsus başlıca kötü huylardan biridir (Buhârî, “Edeb”, 61; Müslim, “Cennet”, 47).
Kıyamet gününde kendini beğenmiş kimseler Hz. Peygamber’den uzak kalacaklar (Tirmizî, “Birr”, 71).
Böbürlenip çalım satanlar Allah’ın ilgi ve merhametini kaybedeceklerdir (Buhârî, “Libâs”, 1, 2, 5; Müslim, “Libâs”, 42-48).
Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremeyecektir (Müslim, “Îmân”, 147; Ebû Dâvûd, “Libâs”, 26).
Özellikle son hadis, kibrin ne kadar kötü bir huy olduğunu gösteren bir delil olarak konuyla ilgili bütün kaynaklarda zikredilir.
Gazzâlî bu hadisi açıklarken özetle şu görüşlere yer verir:
Kibir; cennete girmeye engeldir, çünkü insanın müminlere yaraşır huylar kazanmasını önler, halbuki bu huylar cennetin kapıları demektir. Kibir; cennetin bütün kapılarını kapatır, zira kibirli kişi kendisi için istediğini başkaları için isteyemez (Gazzâlî, III, 344). Söz konusu hadiste ifadenin hayli ağır olmasını dikkate alan bazı âlimler, buradaki kibirle “Allah’a karşı büyüklenme ve O’na boyun eğip kulluk etmeyi kendine yedirememe” anlamının kastedildiğini belirtmişlerdir. Aynı hadis, “Kıyamet gününde müminler kalpleri kibirden arındırıldıktan sonra cennete girebileceklerdir” şeklinde de yorumlanmıştır (İbnü’l-Esîr, IV, 5).
