Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Zarafet

Mehmet Şahan

11-04-2025 14:04

Advert

Zarafet kelimesinin kökeni Arapçadan gelmekte olup, anlamı “hoşluk, güzellik, incelik” demektir. Kişinin söylem, tavır ve hareketlerindeki incelik iş hayatını, sosyal çevresini, cemiyet hayatını şekillendiren, ona karşı saygı oluşturan bir meziyet, bir sıfattır. Zarafet sıfatına sahip kişilere “zarif kişi” denmesi de buradan gelmektedir.

Zarafet aynı zamanda incelikle iş görmenin, insanlarla kurulan iletişimde doğru kelimeler seçmenin, birisinden herhangi bir konuda yardım istendiğinde de karşıdakinin davranış şeklini belirleyebilmenin mümkün olduğu bir davranış biçimidir.

Günümüzde iş hayatında çalıştığınız alanda süreklilik sağlayabilmeniz için insanlarla kurduğunuz iletişimin kalitesi ve yine kişilere olan davranış biçiminiz oldukça önemlidir. Çevrenizde birlikte çalıştığınız veya içinde bulunduğunuz her ortamda insanlara nezaket kurallarına uyarak, ses tonunuzu ayarlayarak konuştuğunuzda sizinle aynı şekilde iletişim kuracak ve sizin onlara davrandığınız gibi size davranacaklardır.

Zarafet sahibi insanların sosyal çevrenizde, iş hayatınızda, ortak kullanım alanlarında hemen tanıyabileceğiniz bir tarzları vardır. Örnek vermek gerekirse; zarif insanlar bakımlı ve temiz, nazik ve sevecen, çevresine karşı saygılı, diksiyonu düzgün ve insanlarla olan konuşmalarına dikkat edip, girdiği her ortamda herkese karşı kibardırlar. 

Zarafet her zaman doğuştan gelen bir özellik değildir. Kişiler buna doğuştan sahip olabilir veya zamanla kendini bu şekilde yetiştirip geliştirebilirler. Zarafet sahibi değilseniz, iş hayatınızı kolaylaştırmak adına bu sıfatı kazanmanın birtakım yolları vardır. Örneğin bol bol kitap okumak, kelime hazinenizi geliştirir. Dolayısıyla insanlarla kuracağınız iletişimde seçeceğiniz kelimeler için size yardımcı olur. Bununla birlikte, sanatın her alanı da size farklı kapılar açacaktır. Sanatın her dalı farklı kültür ve davranışları tanımak için size fırsat verecektir. Girdiğiniz sanatsal aktiviteli her ortam konuşmanızı, estetik duygunuzu, empati yoğunluğunuzu arttıracağı için, buradaki kazanımlar insanlara olan davranış şeklinizi ve iş hayatınızdaki ilişkilerinizi olumlu yönde etkileyecektir.

Ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun da dediği gibi;  “İnsanlar eylemlerinde ve duruşlarında zarif olmak zorundalar; çünkü bu kelime aslında zevklilik, nezaket, denge ve uyum ile eş anlamlıdır. Vücudumuzun bir dil konuştuğunu ve diğer insanların da (bilinçsiz bir şekilde de olsa) kelimelerin ötesinde neler söylediğimizi anladıklarını düşünmek iyidir.’’

Bu da gösteriyor ki; zarafet, insanın sadece lafzında değil tüm hal ve hareketlerinde ortaya konulmalıdır.

Hazret-i Mevlâna'nın buyurduğu gibi insanın ruhu, berrak bir su gibidir. Fakat kötü işler ve günahlarla bulanınca hiçbir şey görünmez olur. Bu durumda mâneviyat incilerini ve hakîkat nûrlarını görebilmek için o suyu durultmak lazımdır. Dolayısıyla tasavvufun gayesi, nefsânî duyguları terbiye edip, fertleri ve toplumları sulh, sükûn ve huzura kavuşturmaktır. Zira Cenâb-ı Hak; insanı incelik, zarâfet ve ulvî derinliklerle tezyîn etmiştir (süslemiştir, bezemiştir). İnsanın asıl kıymeti de, bu meziyetleri kalp âleminde yeşertip geliştirdiği ölçüdedir. 

Gönül feyzinden mahrum bir hizmet, çöle dökülen bir kova su misalidir. Kurak araziye atılan bir tohum, tarla farelerinin kursağında yok olmaya mahkûmdur. Gönülle atılan hizmet tohumları ise istikbalin çınarlarıdır. Bu sebeple hizmet insanı, şahsi hayatının mânevî gıdasına dikkat etmek mecburiyetindedir. İbadetlerde rûhâniyete, ahlâk ve muâmelâtta incelik, zarâfet ve diğergâmlığa ehemmiyet verip, ruhen olgunluğa kavuşmak durumundadır. Böyle bir hâle sahip olmak, kulu ilahî muhabbete eriştirir. Nitekim Rasûlullâh (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Allah; takvâ sahibi, gönül zengini, kendisini ibadete vererek şan ve şöhretten uzak duran ve nefsinin ıslahlı ile meşgul olan kulunu sever.” (Müslim, Zühd, 11)

İnsanın türlü halleri vardır. Bazen öfkeli, bazen neşeli olur. Hizmet ehli; her zaman muvazene, nezâket ve zarafetine dikkat etmelidir. 

İnsanların ekseriyetle maddeye râm oldukları günümüzde, İslâm’ın nezaketi, zarafeti ve tüm güzellikleri mâsum kalplere aksetmeli ve bütün kalplerin birbirine yansımalarında yer bulmalıdır. 

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

 

DİĞER YAZILARI Paylaşmak /2 01-01-1970 03:00 Başak ve Saman  01-01-1970 03:00 Paylaşmak 01-01-1970 03:00 Özgürlük Anlayışı 01-01-1970 03:00 Em Olmak Lazım 01-01-1970 03:00 Edep Edebiyat Medeniyet Ekseninde İnsan    01-01-1970 03:00 Edebiyat - Medeniyet ve İnsan /2  01-01-1970 03:00 Edebiyat - Medeniyet ve İnsan 01-01-1970 03:00 Kul Hakkı 01-01-1970 03:00 Hasene ve Hasenat 01-01-1970 03:00 Ahsen-i Amel 01-01-1970 03:00 Amel-i Salih 01-01-1970 03:00 Dil Nedir Sizce 01-01-1970 03:00 Ebu Hanife’nin Vasiyeti 01-01-1970 03:00 Farkında Olmak 01-01-1970 03:00 İnsan Olabilmek 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak 01-01-1970 03:00 Din Nedir 01-01-1970 03:00 Şiir Hakkında 01-01-1970 03:00 Bana Ne Diyebilir miyiz 01-01-1970 03:00 Sana Ne Diyebilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Edebiyat mı Edebi At mı 01-01-1970 03:00 Kurbanın Mahiyeti ve Bilinmesi Gerekenler 01-01-1970 03:00 Kurbanın Fazileti ve Önemi 01-01-1970 03:00 Niyet Okumak 01-01-1970 03:00 İnsan Fazlalık mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şiir, Bir Eleştiri, Bir Yorum (Cevap) 01-01-1970 03:00 Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Letafet 01-01-1970 03:00 İnsanda Olması Gereken Üç Şey /Doğruluk 01-01-1970 03:00 Cami ve Çocuklarımız 01-01-1970 03:00 Özümüzde Olması Gereken Üç Şey: Milli Kimlik /Milliyet 01-01-1970 03:00 Ramazan Ayı Üzerine 01-01-1970 03:00 Olmazsa Olmazımız Olan Üç Şey / Din  01-01-1970 03:00 Dil 01-01-1970 03:00 İman 01-01-1970 03:00 Hayâ 01-01-1970 03:00 Özümüzde Olması Gereken Üç Şey / Edep 01-01-1970 03:00 Sadakat 01-01-1970 03:00 Vefa 01-01-1970 03:00 Güven 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Gereken Üç Şey: Vicdan 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Geren Üç Şey: Merhamet 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Gereken Üç Şey / Şefkat 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / 3 - Kibir 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / 2 Gurur - Kibir 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / Benlik - Ego - Nefs 01-01-1970 03:00 Ciddiyet 01-01-1970 03:00 Zikir 01-01-1970 03:00 Zan... 01-01-1970 03:00 Önyargı 01-01-1970 03:00 Kıskançlık 01-01-1970 03:00 Zamanı Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Kalbi Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Aklı Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Çerçi 01-01-1970 03:00 Nasıl Olmalıyım Nasıl Olmalıyız? 01-01-1970 03:00 Kılıf Hazırlamak ve Bahane Bulmak 01-01-1970 03:00 Hizmetçi miyim? 01-01-1970 03:00 Mü'minin Bayramı 01-01-1970 03:00 Nasıl Okumalıyız? / Bedenen Okumak 01-01-1970 03:00 Kalben Okumak 01-01-1970 03:00 Nasıl Okumalıyız? 01-01-1970 03:00 Anmak mı Kutlamak mı? 01-01-1970 03:00 El - Hayâ Vel - İman / Hayâ İmandandır 01-01-1970 03:00 Gıybet / Dedikodu 01-01-1970 03:00 Aziz Valentine / 14 Şubat Sevgililer Günü Tarihçesi 01-01-1970 03:00 Ön yargı 01-01-1970 03:00 Hoşgörü 01-01-1970 03:00 Sevgi 01-01-1970 03:00 Şükür 01-01-1970 03:00 Asla Bırakmamanız Gereken Üç Şey 01-01-1970 03:00 Kürt İsyanları 01-01-1970 03:00 Kur'an-ı Kerim'de İlk Emir 01-01-1970 03:00 Bilmek İstiyorum  01-01-1970 03:00 İçimdeki Ben 'Her Söze Mühür Olmak İster' 01-01-1970 03:00 Bir Gün mü Her Gün mü? 01-01-1970 03:00 İçimdeki Şeytan 01-01-1970 03:00 Yargılama 01-01-1970 03:00 Suçlama 01-01-1970 03:00 Tehdit Etmek 01-01-1970 03:00 Kusur Bulma 01-01-1970 03:00 Şikâyet Etmek 01-01-1970 03:00 Tahrik Etmek 01-01-1970 03:00 Eğitim sürecinde yapılan yanlışlar: Yalan Söylemek 01-01-1970 03:00 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık /2 01-01-1970 03:00 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık 01-01-1970 03:00 Utandırmak 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Kazanmanın Anahtarı /4 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarıdır /3 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarları /2 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarı /1 01-01-1970 03:00 Adanmak ve Teslimiyet 01-01-1970 03:00 Görevden İmtina Etmek / İsteksiz Olmak, Kaçınmak 01-01-1970 03:00