Özgürlük Anlayışı

Mehmet Şahan

12-02-2026 13:21

Advert

Özgürlük, söylem olarak da anlam olarak da kulağa hoş gelen, güzellikleri ifade eden bir kelime olarak bilinse de bugünkü konumuz bu güzelliğin nasıl hastalık haline geldiğidir.

Özgürlüğün temelinde bireylerin, toplumun ve devletlerin yaşama dair tercihlerinde kendi hür iradelerini kullanma olgusu yatmaktadır. Bu, bağımsız yaşamanın olmazsa olmaz kuralıdır. Kendi iradelerini kullanamayan birey ya da toplumlar, başkalarına bağımlı yaşamaktan ve kölelikten asla kurtulamazlar.

Ancak, özgürlük anlayışının yanlış algılanmasının ve yanlış uygulanmasının toplumun birlik ve beraberliğinin, kutsal kabul ettiği birçok yapının dağılmasına ve yıkılmasına da vesile olduğu bir gerçektir.

Günümüz insanının adeta müzminleşen ve salgın bir hastalık haline gelen “Özgürlük” anlayışının, her geçen gün biraz daha müzminleşip toplumu çepeçevre sararak sırtında (mutlaka tedavi edilmesi gereken) kocaman bir “ur” olmaya devam ettiğini görmekteyiz.

“İnsan, sosyal bir varlıktır.” 

Bireyin kendine karşı görev ve sorumlulukları olduğu gibi ailesine, çevresine, içinde bulunduğu topluma, milletine ve ülkesine karşı da görevleri ve sorumlulukları vardır. Bu kapsamda “Ben özgür bir bireyim, istediğim gibi yaşarım.” deme özgürlüğüne sahip değildir. Ancak alacağı kararlarda tamamen özgür, yaşama biçiminde ise toplumun genel kuralları içinde kalmak zorundadır.

En başta mensubu olduğu ailesine karşı maddi ve manevi anlamda görev ve sorumlulukları vardır. Bu görev ve sorumlulukların bilincinde olarak gereğini yapması ailede sevgi, saygı, huzur, mutluluk, yardımlaşma ve dayanışma, birlik ve beraberliğin sağlanması gibi sonuçların ortaya çıkmasını sağlar. Aksi durumda bu saydığımız güzelliklerin hemen hepsi yok olmakla kalmaz, aile hayatı tüm bireyler için işkence halini alır. Hatta birbirlerine sımsıkı bağlı olması gereken eşler bile sorumsuz özgürlük anlayışı ile ayrı düşünüp ayrı düşebilirler. Bu da ailenin parçalanması, çocukların ve tüm bireylerin mutsuzluğu demektir.

Bireylerin gerek yakın çevresi gerek iş ve arkadaş çevresi ve gerekse içerisinde bulunduğu topluma karşı yükümlülükleri vardır. 

Bunlar:

Elinde bulundurduğu imkanları çevresinin yararına kullanmak.

Toplumun zararına olacak tutum ve davranışlardan kaçınmak.

Yaşamının her alanında toplumu aydınlatacak, örnek teşkil edecek ve önderlik yapacak hayat tarzı oluşturmak.

Toplumun, dolayısıyla milletin milli ve manevi duygularının güçlenmesinde, milli birlik ve beraberlik içinde ülke bütünlüğünün savunulmasında görev ve sorumluluklarının bilincinde olmak.

En başta “İnsan, sosyal bir varlıktır.” demiştik. Gerek şahsına gerekse topluma ve gerekse tüm insanlığa karşı, karşılıklı etkileşim halinde yaşar. İçinde bulunduğu toplumun dertleriyle dertlenir, üzüntüsüyle üzülür, sevinciyle sevinir, neşesiyle neşelenir. İnsan, istese de bu duyguların hiçbirinden kendisini soyutlayamaz. 

Çünkü, kimine göre her insan bir rol modeldir. İnsanın konuşması-susması, oturması-kalkması, yemesi-içmesi, giyinip kuşanması, gezip tozması, kısacası her hali başkaları için birer örnek teşkil edebilir. 

Bu yüzden de her insan alacağı bütün kararlarda tamamen özgür olsa da toplumda genel kabul görecek şekilde yaşamak zorundadır. Olumsuz etki yaratacak her türlü hal ve hareketten kaçınmak, olumlu etki yaratacak şekilde yaşam biçimi oluşturmak hem görevi hem de sorumluluğu gereğidir.

Birey, görev ve sorumluluklarını yerine getirme ölçüsünde toplum içinde yer edinir ve değer kazanarak bireysel mutluluğun zirvesine ulaşır. Ya da görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği ölçüde değer kaybederek üzüntü ve utanç içinde yaşamak zorunda kalır. 

Bu olgunun toplum ve millet ölçeğinde de ele alındığında her ikisi için de aynı huzur ve mutluluk kriterlerinin geçerli olduğunu görürüz.

Özetleyecek olursak; bireylerin, toplumun ve milletin mutlu olabilmesi için “sorumsuz özgürlük” anlayışını ile değil, “görev ve sorumluluklarının bilincinde olarak yaşanan bir özgürlük” anlayışını benimsemeleri ve ilke edinmeleri gerekmektedir.

***

Editör: Deniz İmre

DİĞER YAZILARI Paylaşmak /2 01-01-1970 03:00 Başak ve Saman  01-01-1970 03:00 Paylaşmak 01-01-1970 03:00 Em Olmak Lazım 01-01-1970 03:00 Edep Edebiyat Medeniyet Ekseninde İnsan    01-01-1970 03:00 Edebiyat - Medeniyet ve İnsan /2  01-01-1970 03:00 Edebiyat - Medeniyet ve İnsan 01-01-1970 03:00 Kul Hakkı 01-01-1970 03:00 Hasene ve Hasenat 01-01-1970 03:00 Ahsen-i Amel 01-01-1970 03:00 Amel-i Salih 01-01-1970 03:00 Dil Nedir Sizce 01-01-1970 03:00 Ebu Hanife’nin Vasiyeti 01-01-1970 03:00 Farkında Olmak 01-01-1970 03:00 İnsan Olabilmek 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak 01-01-1970 03:00 Din Nedir 01-01-1970 03:00 Şiir Hakkında 01-01-1970 03:00 Bana Ne Diyebilir miyiz 01-01-1970 03:00 Sana Ne Diyebilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Edebiyat mı Edebi At mı 01-01-1970 03:00 Kurbanın Mahiyeti ve Bilinmesi Gerekenler 01-01-1970 03:00 Kurbanın Fazileti ve Önemi 01-01-1970 03:00 Niyet Okumak 01-01-1970 03:00 İnsan Fazlalık mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şiir, Bir Eleştiri, Bir Yorum (Cevap) 01-01-1970 03:00 Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Zarafet 01-01-1970 03:00 Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Letafet 01-01-1970 03:00 İnsanda Olması Gereken Üç Şey /Doğruluk 01-01-1970 03:00 Cami ve Çocuklarımız 01-01-1970 03:00 Özümüzde Olması Gereken Üç Şey: Milli Kimlik /Milliyet 01-01-1970 03:00 Ramazan Ayı Üzerine 01-01-1970 03:00 Olmazsa Olmazımız Olan Üç Şey / Din  01-01-1970 03:00 Dil 01-01-1970 03:00 İman 01-01-1970 03:00 Hayâ 01-01-1970 03:00 Özümüzde Olması Gereken Üç Şey / Edep 01-01-1970 03:00 Sadakat 01-01-1970 03:00 Vefa 01-01-1970 03:00 Güven 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Gereken Üç Şey: Vicdan 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Geren Üç Şey: Merhamet 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Gereken Üç Şey / Şefkat 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / 3 - Kibir 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / 2 Gurur - Kibir 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / Benlik - Ego - Nefs 01-01-1970 03:00 Ciddiyet 01-01-1970 03:00 Zikir 01-01-1970 03:00 Zan... 01-01-1970 03:00 Önyargı 01-01-1970 03:00 Kıskançlık 01-01-1970 03:00 Zamanı Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Kalbi Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Aklı Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Çerçi 01-01-1970 03:00 Nasıl Olmalıyım Nasıl Olmalıyız? 01-01-1970 03:00 Kılıf Hazırlamak ve Bahane Bulmak 01-01-1970 03:00 Hizmetçi miyim? 01-01-1970 03:00 Mü'minin Bayramı 01-01-1970 03:00 Nasıl Okumalıyız? / Bedenen Okumak 01-01-1970 03:00 Kalben Okumak 01-01-1970 03:00 Nasıl Okumalıyız? 01-01-1970 03:00 Anmak mı Kutlamak mı? 01-01-1970 03:00 El - Hayâ Vel - İman / Hayâ İmandandır 01-01-1970 03:00 Gıybet / Dedikodu 01-01-1970 03:00 Aziz Valentine / 14 Şubat Sevgililer Günü Tarihçesi 01-01-1970 03:00 Ön yargı 01-01-1970 03:00 Hoşgörü 01-01-1970 03:00 Sevgi 01-01-1970 03:00 Şükür 01-01-1970 03:00 Asla Bırakmamanız Gereken Üç Şey 01-01-1970 03:00 Kürt İsyanları 01-01-1970 03:00 Kur'an-ı Kerim'de İlk Emir 01-01-1970 03:00 Bilmek İstiyorum  01-01-1970 03:00 İçimdeki Ben 'Her Söze Mühür Olmak İster' 01-01-1970 03:00 Bir Gün mü Her Gün mü? 01-01-1970 03:00 İçimdeki Şeytan 01-01-1970 03:00 Yargılama 01-01-1970 03:00 Suçlama 01-01-1970 03:00 Tehdit Etmek 01-01-1970 03:00 Kusur Bulma 01-01-1970 03:00 Şikâyet Etmek 01-01-1970 03:00 Tahrik Etmek 01-01-1970 03:00 Eğitim sürecinde yapılan yanlışlar: Yalan Söylemek 01-01-1970 03:00 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık /2 01-01-1970 03:00 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık 01-01-1970 03:00 Utandırmak 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Kazanmanın Anahtarı /4 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarıdır /3 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarları /2 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarı /1 01-01-1970 03:00 Adanmak ve Teslimiyet 01-01-1970 03:00 Görevden İmtina Etmek / İsteksiz Olmak, Kaçınmak 01-01-1970 03:00