Hizmetçi miyim?

Mehmet Şahan

07-05-2024 18:52

Advert

Bizim çocukluk yıllarında “azzap veya azap” denilen işçiler vardı.

Bunlar, köylerde, hatta bir çok şehirde hali vakti yerinde olan ailelerin her türlü işine bakarlardı. Azaplar, çalıştıkları hanenin kendilerine ayrılan bir bölümünde aileleri ile birlikte yaşar, aileleri ile birlikte çalışırlardı.

Ücretleri günlük, haftalık veya aylık olarak değil, yıllık olarak o ailenin ürettiği ürünle ödenirdi. Ancak, azap ailesinin hiçbir ihtiyacı eksik bırakılmazdı. Aile, azaptan memnun olduğu sürece aile de onları memnun etmeye çalışırdı.

Zamanla, teknolojik gelişmelerin insana olan ihtiyacı azaltması, makineleşmiş hayatın ilerlemesi azaplık işinin de ortadan kalmasına neden oldu.

Ancak, azaplık işi bitti ama halk arasına da önemli bir miras bırakıp gitti. Günümüzde kendi ailesinin veya bir yakının işine yardım etmesi istenilen yeni nesil:

- Ben, senin azabın mıyım?

- Ben, sizin azabınız değilim!

- Az ye de kendine bir azap tut!

gibi sözlerin arkasına sığınır oldular.

Şimdilerde bir çok ailede bireyler arasında buna benzer sözler türemiş:

- Ben, hizmetçi miyim?

- Beni iyice hizmetçi yaptınız!

- Ben, sizin hizmetçiniz miyim?

- Ben, sizin hizmetçiniz değilim!

gibi söylenen sözler...

 

İşin birazcık derinine inecek olursak bu tür sözleri sarf edenlerin kendilerini aileden bağımsız ya da sorumsuz bireyler olarak kabullendiklerini görürüz.

Kadın olsun, erkek olsun, içinde bulundukları aile için “aidiyet duygusu” hissetmeyen bireylere yaptıkları her iş onlara angarya gibi gelmektedir.

Yine, içinde bulundukları aile için “aidiyet duygusu” hissetmeyen bireyler arasında sevgi, saygı, hoşgörü, yardımlaşma gibi insani değerlerin de oldukça zayıf olduğunu görürüz.

Bu gibi ailelerde aile içindeki bağların tamamen çürümüş veya kopmuş olduğunu söylesek asla abartmış olmayız. Bahsettiğimiz tüm bu söylemler aile içine pimi çekilerek atılmış patlamaya hazır bomba demektir.

Bu tür yaklaşımlarda ailenin, birlik ve beraberliğini de değerini de yitirdiğini görmekteyiz. Bu sanıldığı kadar basit bir konu değildir. Ailenin yok olması demek; millî, manevi ve insani değerlerin yok olması, toplumun parçalanması, millet bilincinin yara alması demektir.

Hiçbir birey kendi ailesi için hizmetçi değildir. Ancak, aileye karşı yerine getirmek zorunda olduğu maddi ve manevi sorumlulukları vardır. Bu sorumluluk asla hizmetçilik değil, tam aksine bireyin ve ailenin kendisine olan saygısını ve değerini belirleyen bir kıstastır.

Babanın veya annenin ister evde ister dışarıda ailesi için çalışmasına, azaplık ya da hizmetçilik olarak bakamayız. Yine, çalışacak durumda olan çocukların ev içinde ya da ev dışında çalışmasını azaplık veya hizmetçilik olarak göremeyiz. Çünkü, hiçbir aile bir işletme değil; hiçbir birey de işçi değildir.

Tüm bunların ortak bir adı vardır. O da aile içi dayanışma, yardımlaşma ve kucaklaşmadır. Ne zaman ki bireyler bu duygu ve düşüncelerle hareket edip, aileyi bir bütün olarak sarmalamaya çalışırlarsa hem maddi anlamda hem de manevi anlamda mutluluğa ermiş olurlar. Aksi takdirde, ortada aile diye bir müessese kalmaz. Tüm aile bireyleri mutsuz ve huzursuz olurlar.

Bu yüzden de her birey kendini ve ailesini önemseyerek maddi ve manevi sorumluluğunun, mensubiyet duygusunun gereği ne ise onu yapmanın bilincinde olmalıdır. Şu da asla unutulmamalıdır ki; kişinin değeri mensubu olduğu ailenin değeriyle doğru orantılı olarak artar veya azalır. Aile bireyleri kendi ailelerine ne kadar bağlı olurlarsa ailenin toplum nezdindeki değeri de bir o kadar artar. Bu şekilde değerli, saygı aileler oluştuğu gibi değerli ve saygın bireyler de oluşmuş olur.

“Birimiz, hepimiz (ailemiz) için; hepimiz (ailemiz), birimiz için” düsturu ile hareket edilmelidir. Tüm ailenin ve tek tek tüm bireylerin mutluluğunun buna bağlı olduğu unutulmamalıdır. Mutlu aile, mutlu bireyler demektir...

DİĞER YAZILARI Paylaşmak /2 01-01-1970 03:00 Başak ve Saman  01-01-1970 03:00 Paylaşmak 01-01-1970 03:00 Özgürlük Anlayışı 01-01-1970 03:00 Em Olmak Lazım 01-01-1970 03:00 Edep Edebiyat Medeniyet Ekseninde İnsan    01-01-1970 03:00 Edebiyat - Medeniyet ve İnsan /2  01-01-1970 03:00 Edebiyat - Medeniyet ve İnsan 01-01-1970 03:00 Kul Hakkı 01-01-1970 03:00 Hasene ve Hasenat 01-01-1970 03:00 Ahsen-i Amel 01-01-1970 03:00 Amel-i Salih 01-01-1970 03:00 Dil Nedir Sizce 01-01-1970 03:00 Ebu Hanife’nin Vasiyeti 01-01-1970 03:00 Farkında Olmak 01-01-1970 03:00 İnsan Olabilmek 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak 01-01-1970 03:00 Din Nedir 01-01-1970 03:00 Şiir Hakkında 01-01-1970 03:00 Bana Ne Diyebilir miyiz 01-01-1970 03:00 Sana Ne Diyebilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Edebiyat mı Edebi At mı 01-01-1970 03:00 Kurbanın Mahiyeti ve Bilinmesi Gerekenler 01-01-1970 03:00 Kurbanın Fazileti ve Önemi 01-01-1970 03:00 Niyet Okumak 01-01-1970 03:00 İnsan Fazlalık mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şiir, Bir Eleştiri, Bir Yorum (Cevap) 01-01-1970 03:00 Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Zarafet 01-01-1970 03:00 Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Letafet 01-01-1970 03:00 İnsanda Olması Gereken Üç Şey /Doğruluk 01-01-1970 03:00 Cami ve Çocuklarımız 01-01-1970 03:00 Özümüzde Olması Gereken Üç Şey: Milli Kimlik /Milliyet 01-01-1970 03:00 Ramazan Ayı Üzerine 01-01-1970 03:00 Olmazsa Olmazımız Olan Üç Şey / Din  01-01-1970 03:00 Dil 01-01-1970 03:00 İman 01-01-1970 03:00 Hayâ 01-01-1970 03:00 Özümüzde Olması Gereken Üç Şey / Edep 01-01-1970 03:00 Sadakat 01-01-1970 03:00 Vefa 01-01-1970 03:00 Güven 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Gereken Üç Şey: Vicdan 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Geren Üç Şey: Merhamet 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Gereken Üç Şey / Şefkat 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / 3 - Kibir 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / 2 Gurur - Kibir 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / Benlik - Ego - Nefs 01-01-1970 03:00 Ciddiyet 01-01-1970 03:00 Zikir 01-01-1970 03:00 Zan... 01-01-1970 03:00 Önyargı 01-01-1970 03:00 Kıskançlık 01-01-1970 03:00 Zamanı Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Kalbi Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Aklı Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Çerçi 01-01-1970 03:00 Nasıl Olmalıyım Nasıl Olmalıyız? 01-01-1970 03:00 Kılıf Hazırlamak ve Bahane Bulmak 01-01-1970 03:00 Mü'minin Bayramı 01-01-1970 03:00 Nasıl Okumalıyız? / Bedenen Okumak 01-01-1970 03:00 Kalben Okumak 01-01-1970 03:00 Nasıl Okumalıyız? 01-01-1970 03:00 Anmak mı Kutlamak mı? 01-01-1970 03:00 El - Hayâ Vel - İman / Hayâ İmandandır 01-01-1970 03:00 Gıybet / Dedikodu 01-01-1970 03:00 Aziz Valentine / 14 Şubat Sevgililer Günü Tarihçesi 01-01-1970 03:00 Ön yargı 01-01-1970 03:00 Hoşgörü 01-01-1970 03:00 Sevgi 01-01-1970 03:00 Şükür 01-01-1970 03:00 Asla Bırakmamanız Gereken Üç Şey 01-01-1970 03:00 Kürt İsyanları 01-01-1970 03:00 Kur'an-ı Kerim'de İlk Emir 01-01-1970 03:00 Bilmek İstiyorum  01-01-1970 03:00 İçimdeki Ben 'Her Söze Mühür Olmak İster' 01-01-1970 03:00 Bir Gün mü Her Gün mü? 01-01-1970 03:00 İçimdeki Şeytan 01-01-1970 03:00 Yargılama 01-01-1970 03:00 Suçlama 01-01-1970 03:00 Tehdit Etmek 01-01-1970 03:00 Kusur Bulma 01-01-1970 03:00 Şikâyet Etmek 01-01-1970 03:00 Tahrik Etmek 01-01-1970 03:00 Eğitim sürecinde yapılan yanlışlar: Yalan Söylemek 01-01-1970 03:00 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık /2 01-01-1970 03:00 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık 01-01-1970 03:00 Utandırmak 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Kazanmanın Anahtarı /4 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarıdır /3 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarları /2 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarı /1 01-01-1970 03:00 Adanmak ve Teslimiyet 01-01-1970 03:00 Görevden İmtina Etmek / İsteksiz Olmak, Kaçınmak 01-01-1970 03:00