Bana Ne Diyebilir miyiz

Mehmet Şahan

08-07-2025 15:37

Advert

İnsanlar, toplum halinde yaşama mecburiyetindedir. İnsanların bireysel sorumlulukları olduğu gibi toplumsal sorumlulukları da vardır. İnsanların birbirlerine olan ihtiyaçları, birbirlerine karşı sorumluluklarının olmasını da beraberinde gerektirmektedir. İçinde yaşadıkları toplumun huzur ve güven içinde varlığını sürdürmesi bireylerin görev ve sorumluluklarını yerine getirmelerine bağlıdır.
Her insanın, insanların mutlu ve huzurlu bir dünyada yaşaması için sorumluluklarının farkında olması gerekir. Görev ve sorumluluklarının farkında olan insanlar için merhamet, vicdan ve insaf değerleri de çok önemlidir.

İnsanların canına, malına, konutuna, hürriyetine, namus ve şerefine tecavüz etmekhem toplumsal değerlerimizce hem dedinimizce yasaktır. Bunlar insanların dokunulmaz haklarıdır.

Şimdi biz kalkıp da “bunlardan bana ne” diyebilir miyiz? 

Hayır.

Müslüman, başkalarının hakkına saygı gösteren, insanlara zarar verici her türlü fiil ve davranıştan sakınan kişidir. Gerçek Müslüman olabilmenin bir şartı da budur.

Peygamber(s.a.v) Efendimiz bu konuda şöyle buyurmuştur:
“Müslüman, diğer müslümanların onun dilinden ve elinden zarar görmediği kimsedir.”

İnsanlara, anne ve babalarımıza, yaşça bizden büyük olanlara saygı göstermek, bizden küçüklere sevgiyle yaklaşmak, tatlı sözlü ve güler yüzlü davranmak; kimsesizlere, güçsüz ve yetimlere merhamet etmek, yardımcı olmak iyi ahlâklı olmanın gereğidir.

Peygamberimiz (s.a.v) bu konunun önemi hakında şöyle buyuruyor:
“Büyüklerimize saygı göstermeyen, küçüklerimize merhamet etmeyen bizden değildir.”

Peki, bunlara “bana ne” diyebilir miyiz? 

Elbette hayır.

İnsan, Allah’ın (c.c.) varlıklar içerisinde en üstün yarattığı, müstesna bir varlıktır. İnsanların Allah’a (c.c.) karşı görevleri olduğu gibi birbirlerine karşı vazifeleri de vardır.

Ayette mü’minlerin birbirlerine karşı görevleri şu şekilde ifade edilmiştir:
“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostu ve yardımcısıdırlar. İyiliği emir ve tavsiye eder, kötülüklerin önünü almaya çalışırlar…”

Peygamberimiz (s.a.v.) insanların birbirine karşı vazifeleri hususunda mü’minlerin toplum olarak birbirine kenetlenerek, güçlü olmalarını istemiştir.
İslam, insanların can ve mal güvenliğini koruma altına aldığı gibi, ırz ve namusunu da koruma altına alır. İnsanların, inanç hürriyetini ve akıllarını korumak da esastır. Bundan dolayı, bir Müslüman canı, malı, ırzı ve namusu, dini ve aklını korumak için, savaşmak zorunda kalırsa, öldüğünde şehit, kaldığında gazi olur. Müslüman başkalarını aşağılamaz, hor ve hakir görmez. 

Resulullah Efendimiz:
“Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete giremez.” buyurmuş, kibri de “hakkı inkâr ve insanların onurunu kırmak.” olarak tarif etmiştir.

Bu anlatılanlara “bana ne” diyebilir miyiz? 

Kesinlikle hayır.

İnsanların en az bizim kadar sevgi ve saygıya layık olduğunu düşünerek, davranışlarımızı ona göre şekillendirmemiz gerekir. İnsanlara, maddi ve manevi açıdan yardımcı olmak, mazlumun, yoksulun, çaresizin yanında olmak insanlık gereğidir.
Yaşadığımız toplumu bir vücut gibi kabul ederek, onların sevinç ve üzüntülerini paylaşmak insanlara karşı görevlerimiz arasındadır.

Müslüman, din kardeşleri için iyi düşüncelere sahip olmalı, kendisi için sevip istediği iyi şeyleri din kardeşleri için de arzu etmeli, kendisi için hoşlanmadığı bir şeyi başkaları için de arzu etmemelidir. İyi ahlâklı, olgun bir Müslüman olabilmenin ölçüsü budur.

Gerek toplumsal, gerek vicdani, gerekse İslamî sorumluluk gereği; toplumun sağlık, huzur, mutluluk ve güveninin devamlılığı için her insan üzerine düşen görevi yapmak zorundadır.

Tüm bu açıklamaları göz önüne aldığımızda görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmeyip “bana ne” diyebilir miyiz? Asla! Elbette “bana ne” diyemeyiz. Çünkü bireysel olarak huzur ve güven içinde, mutlu bir şekilde yaşayabilmemiz toplumun huzur ve mutluluğuna bağlıdır.

Toplum huzurluysa, güvendeyse, mutluysa, sağlıklıysa; birey de huzurlu, mutlu ve sağlıklıdır.
Kısacası bireylerin görev ve sorumluluklarını yerine getirmeleri kendilerini doğrudan ilgilendirmektedir. Bu yüzden de asla “bana ne” diyemeyiz, dememeliyiz...

DİĞER YAZILARI Paylaşmak /2 01-01-1970 03:00 Başak ve Saman  01-01-1970 03:00 Paylaşmak 01-01-1970 03:00 Özgürlük Anlayışı 01-01-1970 03:00 Em Olmak Lazım 01-01-1970 03:00 Edep Edebiyat Medeniyet Ekseninde İnsan    01-01-1970 03:00 Edebiyat - Medeniyet ve İnsan /2  01-01-1970 03:00 Edebiyat - Medeniyet ve İnsan 01-01-1970 03:00 Kul Hakkı 01-01-1970 03:00 Hasene ve Hasenat 01-01-1970 03:00 Ahsen-i Amel 01-01-1970 03:00 Amel-i Salih 01-01-1970 03:00 Dil Nedir Sizce 01-01-1970 03:00 Ebu Hanife’nin Vasiyeti 01-01-1970 03:00 Farkında Olmak 01-01-1970 03:00 İnsan Olabilmek 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak 01-01-1970 03:00 Din Nedir 01-01-1970 03:00 Şiir Hakkında 01-01-1970 03:00 Sana Ne Diyebilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Edebiyat mı Edebi At mı 01-01-1970 03:00 Kurbanın Mahiyeti ve Bilinmesi Gerekenler 01-01-1970 03:00 Kurbanın Fazileti ve Önemi 01-01-1970 03:00 Niyet Okumak 01-01-1970 03:00 İnsan Fazlalık mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şiir, Bir Eleştiri, Bir Yorum (Cevap) 01-01-1970 03:00 Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Zarafet 01-01-1970 03:00 Sözümüzde Olması Gereken Üç Şey - Letafet 01-01-1970 03:00 İnsanda Olması Gereken Üç Şey /Doğruluk 01-01-1970 03:00 Cami ve Çocuklarımız 01-01-1970 03:00 Özümüzde Olması Gereken Üç Şey: Milli Kimlik /Milliyet 01-01-1970 03:00 Ramazan Ayı Üzerine 01-01-1970 03:00 Olmazsa Olmazımız Olan Üç Şey / Din  01-01-1970 03:00 Dil 01-01-1970 03:00 İman 01-01-1970 03:00 Hayâ 01-01-1970 03:00 Özümüzde Olması Gereken Üç Şey / Edep 01-01-1970 03:00 Sadakat 01-01-1970 03:00 Vefa 01-01-1970 03:00 Güven 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Gereken Üç Şey: Vicdan 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Geren Üç Şey: Merhamet 01-01-1970 03:00 Sahip Olmamız Gereken Üç Şey / Şefkat 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / 3 - Kibir 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / 2 Gurur - Kibir 01-01-1970 03:00 Arınmamız Gereken Üç Şey / Benlik - Ego - Nefs 01-01-1970 03:00 Ciddiyet 01-01-1970 03:00 Zikir 01-01-1970 03:00 Zan... 01-01-1970 03:00 Önyargı 01-01-1970 03:00 Kıskançlık 01-01-1970 03:00 Zamanı Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Kalbi Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Aklı Boş Bırakma 01-01-1970 03:00 Çerçi 01-01-1970 03:00 Nasıl Olmalıyım Nasıl Olmalıyız? 01-01-1970 03:00 Kılıf Hazırlamak ve Bahane Bulmak 01-01-1970 03:00 Hizmetçi miyim? 01-01-1970 03:00 Mü'minin Bayramı 01-01-1970 03:00 Nasıl Okumalıyız? / Bedenen Okumak 01-01-1970 03:00 Kalben Okumak 01-01-1970 03:00 Nasıl Okumalıyız? 01-01-1970 03:00 Anmak mı Kutlamak mı? 01-01-1970 03:00 El - Hayâ Vel - İman / Hayâ İmandandır 01-01-1970 03:00 Gıybet / Dedikodu 01-01-1970 03:00 Aziz Valentine / 14 Şubat Sevgililer Günü Tarihçesi 01-01-1970 03:00 Ön yargı 01-01-1970 03:00 Hoşgörü 01-01-1970 03:00 Sevgi 01-01-1970 03:00 Şükür 01-01-1970 03:00 Asla Bırakmamanız Gereken Üç Şey 01-01-1970 03:00 Kürt İsyanları 01-01-1970 03:00 Kur'an-ı Kerim'de İlk Emir 01-01-1970 03:00 Bilmek İstiyorum  01-01-1970 03:00 İçimdeki Ben 'Her Söze Mühür Olmak İster' 01-01-1970 03:00 Bir Gün mü Her Gün mü? 01-01-1970 03:00 İçimdeki Şeytan 01-01-1970 03:00 Yargılama 01-01-1970 03:00 Suçlama 01-01-1970 03:00 Tehdit Etmek 01-01-1970 03:00 Kusur Bulma 01-01-1970 03:00 Şikâyet Etmek 01-01-1970 03:00 Tahrik Etmek 01-01-1970 03:00 Eğitim sürecinde yapılan yanlışlar: Yalan Söylemek 01-01-1970 03:00 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık /2 01-01-1970 03:00 Uzak Durman Gereken Üç Şey: Yalan, Aşırı Hırs, Kıskançlık 01-01-1970 03:00 Utandırmak 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Kazanmanın Anahtarı /4 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarıdır /3 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarları /2 01-01-1970 03:00 Şu Üç Şey Her İki Dünyayı da Kazanmanın Anahtarı /1 01-01-1970 03:00 Adanmak ve Teslimiyet 01-01-1970 03:00 Görevden İmtina Etmek / İsteksiz Olmak, Kaçınmak 01-01-1970 03:00