Edebiyatımızın ve düşünce dünyamızın en kıymetli hazineleri, ne yazık ki popüler kültürün ve hızlı tüketim çağının tozlu rafları arasında unutulmaya terk ediliyor. Samimi bir emekle, güçlü bir kurguyla ve köklü tarihimizden beslenerek kaleme alınan eserler hak ettiği ilgiyi görmezken; Batı merkezli anlatılar hayatımızın merkezine kurulmaya devam ediyor. Oysa dönüp arkamıza baktığımızda, sadece edebiyat değil, insanı ve ruhu anlama noktasında da muazzam bir medeniyet mirasının üzerinde oturduğumuzu görürüz.
Geçtiğimiz günlerde Bekir Develi’nin sunduğu Peynir Gemisi programında klinik psikolog Dr. Mehmet Dinç’in altını çizdiği hakikatler, bu duruma tutulmuş tam bir fener niteliğindeydi. Sunucunun, bugün psikoloji ve terapi dünyasındaki yaklaşım ve ekollerin tamamen Batı tandanslı oluşuna dikkat çekerek yönelttiği "Bizim medeniyetimiz ruh bilimine dair hiç mi bir şey söylemedi?" sorusuna Dr. Mehmet Dinç’in verdiği cevap, hafızalarımızı tazelemek adına son derece kıymetliydi.
Avrupa’nın Orta Çağ karanlığında psikolojik rahatsızlıkları "şeytanlaşma" olarak görüp insanları yakarak ya da zindanlara kapatarak güya tedavi ettiği bir çağda; bizim medeniyetimiz insan ruhunu incitmeden iyileştirmenin yolunu bulmuştu. Edirne’deki Darüşşifa’da su sesiyle, makamlı müziklerle, sıcak suyla ve mis kokulu çiçeklerle ruhlar teskin ediliyordu. Selçuklu’da Kayseri’deki şifahanelerde uygulanan tedavi yöntemleri bir yana; eğer bir köyde psikolojik sorun yaşayan biri varsa sırf o insana güzel bakılsın, toplumdan dışlanmasın diye o köyden vergi dahi alınmıyordu. İnsanı ve ruhunu merkeze alan bu derin şefkat anlayışı, Batı’nın yüzyıllar sonra keşfetmeye çalıştığı hümanizmin çok ötesindeydi.
İşte tam bu noktada bir paragraf açıp edebiyatın bu hakikati aktarmadaki gücüne değinmek gerekiyor. Ayfer Güney’in Oyalı Kâse romanı, son yıllarda okuduğum en nitelikli, kurgusu en güçlü eserlerden biri. Roman kahramanlarının diliyle Edirne Şifahanesi’nde uygulanan o nazik tedavi yöntemleri anlatılırken, aynı dönemin Avrupa’sındaki perişanlık ve cehalet de gözler önüne seriliyor. Fakat ne acıdır ki böyle nitelikli eserler hak ettiği geniş kitlelere ulaşmakta zorlanıyor.
Bizim kendi tarihimizden, değerlerimizden ve medeniyet mirasımızdan ilham alarak yeni eserler ortaya koymamız şart. Afrika atasözünde de belirtildiği gibi: "Aslanlar kendi hikâyelerini yazmadığı sürece, avcıların başarı hikâyelerini dinlemek zorunda kalırız."
Bu yüzden Oyalı Kâse gibi köklü bir medeniyet şuurunu ve insan odaklı ruh hekimliğini işleyen eserler sadece kitap sayfalarında kalmamalıdır. Bu romanın senaryolaştırılarak beyaz perdeye aktarılması, sinema diliyle kitlelerle buluşturulması elzemdir. Görsel dünyayla büyüyen nesillere kendi medeniyetimizin inceliğini anlatmanın en etkili yolu, bu kaliteli eserleri birer film projesine dönüştürmektir.
Kendi şifahanelerimizi, kendi insan anlayışımızı ve kendi hikâyelerimizi anlatmaktan vazgeçmediğimiz gün, avcıların değil aslanların çağı başlayacaktır.
***
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 28 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ebru Bozcuk
Yılkı Atları
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bütün Mesele
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Dilek Tuna Memişoğlu
80'ler Bizim Rengimizdi Bizim Zamanlarımızdı
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar