Sinoplu Diyojen

Sedat İlhan

19-05-2025 19:35

Advert

Adını duymayan çok azdır diye düşünüyorum. Konu ile az çok ilgili olan herkesin düşünce dünyasında yer alan bir karakter, Diyojen. Biraz ilgilenmek istedim. Kolayıma geldi, üç beş tane video seyrettim, sesli kitap dinledim.

İkincisinde anladım ki hakkında çok fazla bilgi yok. Kelimesi kelimesine aynı şeyleri tekrar edip durdular çünkü. Buna rağmen dinlemeye devam ettim. Ne anlamam gerektiğini düşündüm. İçerik üretenlerin konuya nasıl yaklaştıklarını görmeye çalıştım.

Aslında böyle bir yaşam tarzını irdeleyebilmek için yaklaşık 2500 yıl önceye gitmeye gerek var mı, bilemiyorum. Sokakta insanlara hayatın anlamını sorduğumda, önümde arkamda gökyüzünü kendisine yorgan edinenleri de gördüm. Yanıma gelmelerini, benimle tecrübelerini paylaşmalarını hem istedim hem de biraz çekindim. Bir tanesi benim tepkimi ölçer gibiydi. Önümde durdu. Bir şey gösterir gibi elini öne uzattı. Hayır, sanki bir başkası bir şey gösteriyor da o, gösterileni görmeye çalışıyordu. Tepki vermedim. Öyle sanıyorum.

Neyi, nasıl algılayacağını bilememe şaşkınlığımı fark etmemiştir umarım. Diğeri daha sevecen bir tipti. Çikolatalarımdan aldı bir kaç tane. Konuşamadığını ama duyabildiğini, yazabildiğini belirtti. Tabii ki yazarak. Yedi tane dil biliyormuş.

Sokağın sahiplerini? Vardır mutlaka, sahipsiz ne var ki şu dünyada? Balon satıcıları, müzisyenler, kargocular, yemek vb siparişleri teslim edenler… Emekliler? Bir işi olması insana kendisini değerli hissettiriyor. Vaktini geçirecek şeyler aramak zorunda kalmıyor en azından. Bazılarının saatlerce bankta oturmasına başka bir anlam yükleyemiyorum.

Birisini görüyorum aynı saatte, her gün. Hoparlör tuttuğu elini vücuduyla birlikte öne doğru uzatmış sokağı adımlıyor. Sokağın da bir ritmi var mıdır ki? Günün özeline bağlı olarak her gün sokakta gezinenlerin sayısı aynı olabilir mi?

Biraz Diyojen’den bahsedelim. Onu anlayabilmek için yaşadığı döneme gitmek şart. Ancak bütün söylemlerinin direkt karşılığını toplumda aramak insafsızlık olur. Bir medeniyet kurulmuş ki insanları kucaklayan, mutlu mesut yaşamaya imkân tanıyan kriterler var demektir. Ve bu kriterlerin etkisi bir süre sonra azalmış veya belirli bir üst tabaka için işler olmuş ki zaman hükmünü vermiş.

Atina’dan pek çok filozof çıkmış. Siyasal Düşünceler Tarihi'nde önemli bir yeri var. Nedendir bilmem ama bana hatırlattıkları çok farklı. Toplu seks partileri, tıka basa dolu karınlarını yeniden doldurabilmek için kusan efendiler, gladyatörler, aslanlara parçalatılan köleler… Belki tam araştırma yapmadığım içindir. Veya tarihi araştırma, öğrenme anlayışımız. Savaşlar, zaferler, yenilgiler… Oysa tüm yaşanmışlıkların insanlığımızda karşılığı olmalı. Ancak ciddi odaklandığımızı söyleyemiyorum.

Bu konuda çok uzağa gitmeye gerek yok. Osmanlı Devleti hakkında bir sanat eleştirmeninin sözleri ciltler dolusu kitaba bedel gibiydi benim için. Mevcut ile yetinmemekten, daha iyisi, güzeli olabilir arayışından bahsediyordu. İnsana saygı, birlikte yaşama gayreti ve daha bir sürü gerekliliklerimizi sıralayabiliriz bu sözün altına.

Diyojen… Söylemlerini ve yaşantısını bir kelime ile özetlemem istense, “isyan” derdim. Bu alt sebep Sokrates’te de var ama pozitif anlamda. Sanki bilgide, bilmede kalmışlar. Bir şeylerin yanlış gittiğini insanların pek çoğu görebiliyor. Ancak tepkiler farklı. Bazıları fırsattan istifade gemisini yüzdürüyor, bazıları toplumun çöküşüne dolu dizgin koşuşturmasının önüne kendisini atıyor. Bilgeler ise her şeyi, öğrenmek için fırsat bilirler. Bilginin ötesine geçmeye çabalarlar. Dilinden daha çok hâlleri konuşur. Kimseyi suçlamadan, arayanları gözlerler. Çünkü bulanlar, bulduğunu sananlar dertlere derman olamıyorlarsa neyi bulmuşlardır ki…

İsyan… Bu kavramı çok küçümsemeyelim. İntiharın en temel nedeni, dostları, aileyi cezalandırmak olarak bilinir. Demektir ki kabul etmediğimizi haykırabilmek için canımızdan bile vazgeçebiliyoruz.

Sonuç olarak, Diyojen’in iç dünyasını şu kelimeler ile özetlediğini düşünüyorum.

"Felsefe insanı tek bir kuruş bile olmadan zengin yapar."

"Fakirlik insanı felsefeye iter. Hiçbir şeye sahip olmayan insan nefsini köreltmeyi öğrenir.“

Filozofun yaşam felsefesi erdem, doğruluk, doğallık olarak özetlenir. Verilen örnekleri bu açıdan değerlendirmek mümkün. Ancak "Dışarıda güçlü görünüyor olabilirsin ama savaşlar içeride kazanılır." sözü itiraf gibidir. İç dünyasında sıkıntı, gelgitler, kaos yaşaması rastlantı olamaz. Diğerlerini umursamamak aslında onlara takıntımızın bir görüntüsü olabilir. Çünkü umursamadığımızda bunu söylemeye gerek görmeyiz. Sadece kendimiz oluruz. Neye inanıyorsak etrafımıza bakmadan, inandıklarımızı gerçekleştirmeyi kendimize vazife biliriz.

Düşüncelerini kritik etmek çok kolay. Her insan, herhangi birisi hakkında hiçbir efor sarfetmeden bunu yapabilir. Ama bu yola girmek istemiyorum. Ancak bir hatadan bahsetmeden de geçemeyeceğim. Öyle ki tüm insanlar diyebileceğimiz bir çoğunlukta bunu her an su içer doğallıkla yapmaktayız. Rekabet… Filozofun her diyaloğunda bunu görmek mümkün. Aktaracağım alıntı bunu açıkça ifade eder. "Filozof yaşamını özüyle de sözüyle de aşırıya taşır. Bunu yaparken koro eğitmenlerinin yöntemini uyguladığını, notayı yarım ses yüksek vererek ötekilerin doğru sesi çıkarabilmesini sağlamaya çalıştığını söyler."

Masumane de olsa rekabeti körükleyen ifadeler, mimikler, aslında en etkin olanı düşünceler… Hükümlerimizle, önyargılarımızla neyin daha iyi olacağını anlatma gayretimiz veya hastalığımız, elimizdeki değerlerimizi değersizleştirebilir, bizi yalnızlaştırabilir. Bir şeyleri çözmek isteğimiz daha büyük problemlere evrilebilir.

İnsanların öğrenmek istemelerini beklemek bir zorunluluk, ne yazık ki! İhtiyaçlarını öncelikle kendileri görmeli. Yaşanacak şeyler felaket dahi olsa daha erken yapılabilecek bir şey yok…

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

 

DİĞER YAZILARI Kurduğum Dengelerim /2 01-01-1970 03:00 Kurduğum Dengelerim /1 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâm /2  01-01-1970 03:00 Yapay Zekâm 01-01-1970 03:00 Kalemim mi Kurudu Yoksa 01-01-1970 03:00 Gülebilseydim 01-01-1970 03:00 En Zor Öğrendiğimiz 01-01-1970 03:00 Sorularımız - Cevaplarımız 01-01-1970 03:00 Güneşin Sahibi  01-01-1970 03:00 Adına Ne Diyeyim   01-01-1970 03:00 Özür Diledim 01-01-1970 03:00 Genelleme 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /6 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /5 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /4 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /3 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /2 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük 01-01-1970 03:00 Sosyal Medya Bağımlılığı 01-01-1970 03:00 Sokağın Ruhu /2 01-01-1970 03:00 Sokağın Ruhu /1 01-01-1970 03:00 Yazmak Bir İhtiyaç mıdır 01-01-1970 03:00 Sami Çelik Bey’e 01-01-1970 03:00 Karar Verilmişti 01-01-1970 03:00 Yalnızlık 01-01-1970 03:00 Çoğunluğun Olduğu Yer 01-01-1970 03:00 Sokakta Beşinci Gün /2 01-01-1970 03:00 Sokakta Beşinci Gün /1 01-01-1970 03:00 Neden Okumuyoruz 01-01-1970 03:00 Az Gittik Uz Gittik 01-01-1970 03:00 Kuran’da İnsan /10 01-01-1970 03:00 Kuran’da İnsan - 009 01-01-1970 03:00 Tanımlarımız 01-01-1970 03:00 Sokakta Dördüncü Gün  01-01-1970 03:00 Kuran’da İnsan /8 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /7 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /6 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /5 01-01-1970 03:00 Kuran’da İnsan /4 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /3 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /2 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /1 01-01-1970 03:00 Wu Wei Felsefesi 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir /4 01-01-1970 03:00 Sokakta Üçüncü Gün /3 01-01-1970 03:00 Sokakta Üçüncü Gün /2 01-01-1970 03:00 Sokakta Üçüncü Gün /1 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir /3 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir /2 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir /1 01-01-1970 03:00 Hazırlık /2 01-01-1970 03:00 Hazırlık /1 01-01-1970 03:00 Taziye Ziyareti 01-01-1970 03:00 Her Zaman Haklıyız 01-01-1970 03:00 Anlaşıyorlar 01-01-1970 03:00 68’li Bir Yazar 01-01-1970 03:00 İç Sesim 01-01-1970 03:00 Sıratı Müstakim 01-01-1970 03:00 Felsefesiz Edebiyat /2   01-01-1970 03:00 Felsefesiz Edebiyat 01-01-1970 03:00 Saygının Yalnızlığı   01-01-1970 03:00 Budist Dostum 01-01-1970 03:00 Sokakta İkinci Gün 01-01-1970 03:00 Sokakta İlk Gün 01-01-1970 03:00 Zamanı Okumak 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /5 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /4 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /3 01-01-1970 03:00 Miras Haktır 01-01-1970 03:00 Bir Garip 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /2 01-01-1970 03:00 Sokakta Olmak / Sedat İlhan 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /1 01-01-1970 03:00 Negatif Düşünce / Sedat İlhan 01-01-1970 03:00 Sokrates’teki Ben 01-01-1970 03:00 Ben Deliyim 01-01-1970 03:00 İklim ve Enerji 01-01-1970 03:00 Âlim Çiftçi 01-01-1970 03:00 Kötü Bir Kimse Yok 01-01-1970 03:00 Konfüçyus 6 01-01-1970 03:00 Duyan Gerek 01-01-1970 03:00 Yıl 1983 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /5 01-01-1970 03:00 Biraz Hasbihal 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /4 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /3 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /2 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /1 01-01-1970 03:00 Sokrates Tiyatrosu 01-01-1970 03:00 Kadın Olmak 01-01-1970 03:00 Hayır Diyebilmek 01-01-1970 03:00 Bağ Kurma - İletişim 01-01-1970 03:00 Bir Yaşanmışlık 01-01-1970 03:00 Bir Ben Vardır 01-01-1970 03:00 Sokrates 10 01-01-1970 03:00 Sokrates /9 01-01-1970 03:00 Sokrates /8 01-01-1970 03:00 Sokrates /7 01-01-1970 03:00 Sokrates /6 01-01-1970 03:00 Sokrates /5 01-01-1970 03:00 Sokrates /4 01-01-1970 03:00 Sokrates /3 01-01-1970 03:00 Sokrates /2 01-01-1970 03:00 Sokrates /1 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /7 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /6 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /5 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /4 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /3 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /2   01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek 01-01-1970 03:00 Kötülerden Olmamak 01-01-1970 03:00 İyilerden Olmak 01-01-1970 03:00