Her insan her zaman haklı. Her ne yaparsa yapsın! Bundan şüphesi olan var mı? Dostum itiraz edip bunun mümkün olmadığını söylüyor. "Sen de haklısın!" dedim. "Gerekçelerini dinlemek isterim. Eğer istiyorsan gerekçelerimle tezimi ispat edebilirim."
Tarih sadece güçlülerin, başaranların, kazananların destanını yazar veya kazananların hikâyeleri yer bulur yüreklerimizde. Okuruz, okuturuz, anlatırız. Belki de hedeflerimizi, beklentilerimizi onlarda yaşatmaktır halimiz ve onlar haklıdırlar. Haksızları zincirlere vururlar, kör zindanlara atarlar, bir daha oradan çıkıp insanları yeniden fitne fesada boğmamaları için de üzerlerine açılmaz kapılar, yıkılmaz duvarlar örerler çünkü haklılar her zaman kazanmalıdır ama gerçekte böyle olmayabiliyor.
Kazanabilecek olanın haklı olması tercihimiz. Ne yazık ki genellikle hakkı aramıyoruz, haklı olmayı istiyoruz. Dahası bunu sağlayabilmek için her türlü argümanı kullanabiliyoruz.
Ne yazdım ben? Oldum şu an, ürktüm! Gençlik yıllarım geldi aklıma. Haklı olunca dostlarımın gözünün yaşına hiç bakmazdım, onları yerden yere vururdum. Kabul ediyorum çok vahşice, acımasız, duygusuz, anlayışsız, egoist bir tavır. Şimdilerde biraz duruldum.
Haksızlığa uğradığımı hissettiğimde "Acaba haklı mıyım?" diye soruyorum kendime. Sonrası? Ne yazık ki yine emin olamıyorum. İntikam veya haklı olma duygumu frenleyemiyorum. Sadece ben miyim böyle davranan? Umarım ve dilerim çünkü hayat çok daha kolay olurdu.
Güzel örnekler yok değil. Hemencecik aklıma geliveren dostlarım var mesela. Yaşadığımız onulmaz iletişim kazalarına rağmen yol arayabildik, kendimizce bulabildik de! Hayatı hepimiz için hep birlikte mutlu mesut yaşanır kılmaya çalıştık ama ya bazıları?
Yaşadıklarımı anlatsam bana hak verenler de çıkar vermeyenler de. Bazıları sakinliğe davet edebilir eğer bilge ise. Beni aşırı tepkili görüyorsa. Kendisine dokunuyor ise hassasiyetim… Olması gereken şey, yaşanan her ne olursa olsun herkesin kendisince sorumluluk alması. Tabii ki bu, haklı olmaya çalışmamak ile mümkün ve diğerlerinin ne yapacağına, neyi nasıl düşüneceğine, nasıl kararlar alacağına biz karar veremiyoruz.
Çıldırdım, belki hakaret etmedim ama bağırdım, çağırdım. Kavgada söylenmeyecek sözler sarfettim hem de dosta karşı. Her ne kadar kendimi haklı hissedersem hissedeyim, buna hakkım yoktu. Beni yalanlamış olsalar bile.
Duygularımı, düşüncelerimi, kurduğum denklemlerimi, değerlerimi, ilkelerimi, hedeflerimi, beklentilerimi yok saymış olsalar da. Ortaya masumane çözüm diye koydukları şeylerin benim dünyamdaki karşılığı kaosun ta kendisi veya kaosa giden ve geri dönüşü olmayan yol olsa da.
Eminim hem de yüzde yüz. Onlar da haklılar. Her insan her zaman haklı. Her ne yaparsa yapsın.
Demeye çalıştığım şey, haklı olmanın yetmediğidir veya herhangi bir iletişim kazasında haklılık iddiasında bulunmak çok büyük bir şeydir. Günahsızlık, hatasızlık, sonsuzluğu kavrayabilme, anlayabilme, bilebilme, hikmeti bile, bilgeliği…
Dostlarımdan birisi çok kısa sürede affediverdi beni, defalarca hem de. Ziyaret ederim zaman zaman. Memnun olur. İkram eder. Sohbet ederiz. Çok tecrübeli birisi. Ondan öğreneceğim çok şey var.
Diğer bir dostum kandil mesajı göndermiş geçenlerde. Ne diyeceğimi bilemedim. İçimdeki duygular birbirine dolaştı. Bilginin, tecrübenin anlamsızlığını hissettim iliklerime kadar. Herşeyi konuşmuştuk çünkü. Anlaşmıştık da. Bu şart değil aslında. Düşüncelerimizi açık bir şekilde ifade etmek yeterli. İstediğimiz kadar ilerleyebiliriz. Açabiliriz boyutlarını, doldurabiliriz altını, üstünü, nedenlerini, niçinlerini…
Bir dostumun maili cevaplanmayı bekliyor kutumda. Ne yazabilirim, karar veremiyorum. Sorumluluk almayı denedim daha önce. Çok farklı algıladı. Kabul edilmesi, anlaşılması mümkün olmayan dipsiz bir kuyu misali… İthamlar, benim dünyamda karşılığı olmayan öngörüler, uyarılar, tavsiyeler. Birkaç sorusu var. "Neden?" diyor. Kelimelerim yok değil ama anlamayacak.
Bildiklerinin, yaptıklarının, söylediklerinin %100 doğru olduğuna o kadar emin. İç dünyamdaki dalgalanmalardan haberi yok. Önem vermiyor demek istemiyorum. Bu mümkün olmamalı. Aksi halde sormazdı zaten.
Her zaman haklıyız. Her insan her zaman haklı. Her ne yaparsa yapsın. Bu sözü söylemek kolay ancak bir soru, cevapsız, zihnimi tırmalar. Ne affetmek istiyorum ne de affedilen olmak. Nasıl anlaşacağız?
