Çözümsüzlük /3

Sedat İlhan

27-12-2025 12:00

Advert

Bir zamanlar bir dostumla konuşurken geldiğimiz noktada, "Bir kavrama hangi bakış açısı ile yaklaştığımız önemli" demiştik. İstersek iyiliğini ispat edebiliriz, istersek kötülüğünü. Bu mümkün.

Durum böyle olduğu hâlde bazen bazı duygularımızı ve olgularımızı, zararlarını düşünerek yok sayma eğilimi gösterebiliyoruz. Oysa ne kadar kötü olursa olsun nedeni, nasılı, niçini ele almadan köşeye fırlatıp geçilemez, geçilmemeli. Grupçuluk mesela. Vardır ve irdelemeden, değerlendirmeden, etkilerini, dayanağını görmeden yolumuza devam edemeyiz.

Grupçuluk bir ihtiyaçtır. İnsanlığımızda bunun karşılığı var. Ait olma, tamamlanma, emniyette hissetme, kabul görme, motive olma… Herhangi bir grupla ilişkisi olmadığını söyleyenler bile birçok gruba dahildirler. Aile, iş veya özel arkadaşlar… Bir köşe yazarını okuyanlar, ses sanatçısını dinleyenler… Gözlük takanlar – takmayanlar, kısa – uzun boylular, sarışın – esmer olanlar… Ve daha bir sürü kritere göre farkında olsak da olmasak da aldığımız – verdiğimiz her nefesimiz grupçuluğumuzdan izler taşıyor olabilir.

Nasreddin Hoca’yı biliriz. En meşhur hikâyelerinden birisi eşekten düşmedir, hatırlarız. Bu nedenle kendi hikâyelerimden anlatayım isterseniz. Belim ağrıyordu. İşyerinde bir arkadaşa serzenişte bulunmuştum. Derken diğeri girmişti araya. Herkes şikâyetçi imiş meğer. Böylece belimin ağrısı geçivermişti. Ve diğeri. Yaşanan bir süreçte arkadaşlarım benden öne geçmişlerdi. Onların gündemleri değiştiği için kendimi çok yabancı hissetmiştim. Ve onlarla bir araya gelmeye hevesim kalmamıştı.

Evet, aynı düşüncelere, hedeflere, hassasiyetlere, sıkıntılara, çözümlere sahip insanların bir araya gelmeleri kadar doğal bir şey yoktur. Bu olmalı. Hatta desteklenmeli, teşvik edilmeli. Bireylerin maddi, manevi sağlıklı yaşamları böylece mümkün olabilir. Tabii ki toplumların da. Ancak bundan sonrası ciddi irdelenmeli.

Bahsetmeye çalıştığım şey, içe kapalı topluluklardır. İnsanlar, gerçekten hepimiz için hep birlikte mutlu mesut yaşanılası bir baharın özlemi ile bir araya gelmiş bile olabilirler. Ve dahası, gerçekleyebilmek üzere çoğunluğun göze bile alamadığı fedakarlıklar yapmış olsunlar. Diğerlerinin duygularına, düşüncelerine saygı gösterilmediği sürece asla başarılı olamazlar. Burada şöyle bir kritere de dikkat etmekte fayda var. Saygılı olduğumuzu iddia edebiliriz ancak bu ve benzeri olguların söylemlerle gerçeklenmesi mümkün olmuyor. Öncelikle düşünce dünyamızda var olmalı. Yaptıklarımızı vazifemiz bilmek mesela. Veya diğerlerinin yapmadıklarını bilmemek, neler yaptıklarını gözetlememek…

Diğer toplulukları ele almaya gerek bile yok sanırım. Menfaat birliktelikleri veya çözümsüz söylemlerle zaman harcanan ortamlar.

Bu anlamda, fareler üzerinde yapılan bir deneyi hatırlayalım. Ortam, yaşam için müsaittir; yiyecek, içeçek sıkıntısı yoktur. Kedi vb. düşman dış etkenler bulunmamaktadır. Buna rağmen zaman ilerledikçe doğurganlık azalmış, agresiflik artmıştır. Sonuçta fare kolonisi yok olmuştur. Deney defalarca tekrarlanmış ancak sonuç değişmemiştir.

Tüm insanlar aynı düşüncelere sahip olduğunda ki bunun mümkün olup olmadığını tartışmak bile istemiyorum, dünyanın çok daha yaşanılası bir yer olacağına inanıyorsak aldanıyoruz. En temel motivasyonumuz en iyiye, en güzele ulaşmak olsaydı belki milyonlarca yıl süren etkileşimle tüm insanların benzer yaşam felsefesine sahip olması beklenirdi. Ciddi fedakârlıklarla kurulan medeniyetler yıkılmazdı. Demek ki başka faktörler var.

Grupçuluk, çözümsüzlüğün en temel nedenlerinden birisidir. Tesadüf diyemiyorum ama öyle bir şey bizi bir araya getirmiştir. Bir arayış, bulduğunu sanış. Bir dostun yürek ısıtan atmosferi veya ortak bir düşmanı (!) alt etme gayreti. Masumane, ancak “biz”de kaldığımızda hapishanemiz. “Ben”e geçmenin önünde engel.

Demek istediğim şey şu ki her ne kadar bir gruba mensup olsak da o grubun tüm özelliklerini taşıdığımızı iddia edemeyiz. Bu anlamda ele alındığında düşman gördüklerimiz düşman bile olmayabilir. Tartışabilmeliyiz, taban tabana zıt olsa bile fikirlerimiz. Ancak ikna etmek için değil. Kendimizi geliştirebilmek olmalı amacımız. Ve, düşüncelerimizi gerçeklemek üzere gayret etmek, kendimize karşı sorumluluğumuz. Gerektiğinde grubumuza hatta kendimize rağmen...

*** 


Editör: Nüzhet Ünlüer

DİĞER YAZILARI Kurduğum Dengelerim /2 01-01-1970 03:00 Kurduğum Dengelerim /1 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâm /2  01-01-1970 03:00 Yapay Zekâm 01-01-1970 03:00 Kalemim mi Kurudu Yoksa 01-01-1970 03:00 Gülebilseydim 01-01-1970 03:00 En Zor Öğrendiğimiz 01-01-1970 03:00 Sorularımız - Cevaplarımız 01-01-1970 03:00 Güneşin Sahibi  01-01-1970 03:00 Adına Ne Diyeyim   01-01-1970 03:00 Özür Diledim 01-01-1970 03:00 Genelleme 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /6 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /5 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /4 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /2 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük 01-01-1970 03:00 Sosyal Medya Bağımlılığı 01-01-1970 03:00 Sokağın Ruhu /2 01-01-1970 03:00 Sokağın Ruhu /1 01-01-1970 03:00 Yazmak Bir İhtiyaç mıdır 01-01-1970 03:00 Sami Çelik Bey’e 01-01-1970 03:00 Karar Verilmişti 01-01-1970 03:00 Yalnızlık 01-01-1970 03:00 Çoğunluğun Olduğu Yer 01-01-1970 03:00 Sokakta Beşinci Gün /2 01-01-1970 03:00 Sokakta Beşinci Gün /1 01-01-1970 03:00 Neden Okumuyoruz 01-01-1970 03:00 Az Gittik Uz Gittik 01-01-1970 03:00 Kuran’da İnsan /10 01-01-1970 03:00 Kuran’da İnsan - 009 01-01-1970 03:00 Tanımlarımız 01-01-1970 03:00 Sokakta Dördüncü Gün  01-01-1970 03:00 Kuran’da İnsan /8 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /7 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /6 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /5 01-01-1970 03:00 Kuran’da İnsan /4 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /3 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /2 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /1 01-01-1970 03:00 Wu Wei Felsefesi 01-01-1970 03:00 Sinoplu Diyojen 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir /4 01-01-1970 03:00 Sokakta Üçüncü Gün /3 01-01-1970 03:00 Sokakta Üçüncü Gün /2 01-01-1970 03:00 Sokakta Üçüncü Gün /1 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir /3 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir /2 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir /1 01-01-1970 03:00 Hazırlık /2 01-01-1970 03:00 Hazırlık /1 01-01-1970 03:00 Taziye Ziyareti 01-01-1970 03:00 Her Zaman Haklıyız 01-01-1970 03:00 Anlaşıyorlar 01-01-1970 03:00 68’li Bir Yazar 01-01-1970 03:00 İç Sesim 01-01-1970 03:00 Sıratı Müstakim 01-01-1970 03:00 Felsefesiz Edebiyat /2   01-01-1970 03:00 Felsefesiz Edebiyat 01-01-1970 03:00 Saygının Yalnızlığı   01-01-1970 03:00 Budist Dostum 01-01-1970 03:00 Sokakta İkinci Gün 01-01-1970 03:00 Sokakta İlk Gün 01-01-1970 03:00 Zamanı Okumak 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /5 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /4 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /3 01-01-1970 03:00 Miras Haktır 01-01-1970 03:00 Bir Garip 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /2 01-01-1970 03:00 Sokakta Olmak / Sedat İlhan 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /1 01-01-1970 03:00 Negatif Düşünce / Sedat İlhan 01-01-1970 03:00 Sokrates’teki Ben 01-01-1970 03:00 Ben Deliyim 01-01-1970 03:00 İklim ve Enerji 01-01-1970 03:00 Âlim Çiftçi 01-01-1970 03:00 Kötü Bir Kimse Yok 01-01-1970 03:00 Konfüçyus 6 01-01-1970 03:00 Duyan Gerek 01-01-1970 03:00 Yıl 1983 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /5 01-01-1970 03:00 Biraz Hasbihal 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /4 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /3 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /2 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /1 01-01-1970 03:00 Sokrates Tiyatrosu 01-01-1970 03:00 Kadın Olmak 01-01-1970 03:00 Hayır Diyebilmek 01-01-1970 03:00 Bağ Kurma - İletişim 01-01-1970 03:00 Bir Yaşanmışlık 01-01-1970 03:00 Bir Ben Vardır 01-01-1970 03:00 Sokrates 10 01-01-1970 03:00 Sokrates /9 01-01-1970 03:00 Sokrates /8 01-01-1970 03:00 Sokrates /7 01-01-1970 03:00 Sokrates /6 01-01-1970 03:00 Sokrates /5 01-01-1970 03:00 Sokrates /4 01-01-1970 03:00 Sokrates /3 01-01-1970 03:00 Sokrates /2 01-01-1970 03:00 Sokrates /1 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /7 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /6 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /5 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /4 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /3 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /2   01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek 01-01-1970 03:00 Kötülerden Olmamak 01-01-1970 03:00 İyilerden Olmak 01-01-1970 03:00