Metin’in şiirlerini okuyorum;-‘Gerçeğin Öteyakası’ndaki şiirleri. Ne kadar çok ‘ölüm’ var bu şiirlerde ve ne kadar çok ‘Ölüm’den söz ediliyor! Bir ‘sone’nin ‘son’u, sanki Metin’in ‘son’unu söylüyor: ‘Güzel yüzle karşılama beni sakın/Güzel sonuma bırak ölümüm yakın.’ Bir ‘sone’nin ‘başlangıcı’ ise, sanki o uğursuz temmuz günü, o lanetlenmiş oteldeki Metin’i (ya da, ‘son’un başlangıcı’nı ) imliyor gibidir: ‘Başımda siyah şapka, elimde çiçek; /Bekliyordum ikide bir saatıma bakarak/Yüreğim dalından düştü düşecek...’ İşte, ‘Madımak Oteli’nin merdivenlerine oturmuş, bekliyor Metin;-o hala, her bakıldığında yürek burkan fotoğraf: Başında siyah şapka yok, ama ‘ölüm’ün ‘siyah şapka’sını giyecek yakında,-elindeki de, çiçek değil! ‘Yüreği[nin] dalından düştü düşecek’ olduğunu biliyoruz oysa.
Metin Altıok’la benim uzun bir dostluğum olmadı. Ankara’da bir iki kez karşılaşıp konuştuğumuzu anımsıyorum. Ama, şiirini biliyordum elbet ve onun da, ilk şiir kitabını (‘Gezgin’), kuşakdaşlarına göre bir hayli geç, 35 yaşındayken yayımladığını da... O kitabın arka kapağına, Salim Amca (Şengil) ,Behçet Hoca’nın (Necatigil) sözlerini koymuştur. Metin’in şiirine ilk kez rastladığında Hoca’nın izlenimlerini:’ [E]n çok onunkiler düşündürdü, zenginleştirdi beni.[...] [T]aze bir duyarlığın sekiz şiiri. Meseledir.’
Gerçekten de öyleydi: Metin’in şiiri yaşamla yazı arasında, bazan birini,
bazan da ötekini olumsuzlayarak,(ama sanırım, daha çok yaşam’ı olumsuzlayarak) yazıldı: Hoca’nın dediği gibi:’Meseledir!’ Şiirine bakılırsa leylakları, kedileri, Cemal’i, Edip’i, Metin’i, Turgut’u ( ‘O güzel atlar’ın dört atlısı), yetim güzler ve öksüz kışlar arasında geçen tarazlanmış zamanları yaşama yeğ tuttuğu anlaşılır. Göğsüne eskisin diye testi gömdüklerindeyse, ölümü yaşama yeğ tutmuştur. Dilindeki kırağıyı söz’e dönüştürür; yara, bere içinde morarır şiirleri... Sonunda da, gurbeti sesine mesken eder.
‘Evet, sırasıdır, ölümden konuşacaktık’, diyor Metin;- hiç bilebilir miydik onun ölümünden konuşacağımızı? Ve ‘onun elindeki kuru değnek’ten? Şimdi Metin’in hangi şiirini okusam, o tekinsiz otelde, merdivenlerde, Metin’i görüyorum. Sanki bütün imgeler, o fotoğrafı betimlemek için okunabilir oluyorlar ben bunları yazarken..Yaşamı ve şiiri, orada, o fotoğrafla, yanyana çekilmiş gibidir...Yaşamı ve şiiriyle, bir fotoğrafta olmak: ‘Meseledir’
:
Metin Altıok, Madımak Oteli’nde yanan bir kurban değil, bir martyr’dir, bana göre. Zorbalıkla dayatılan bir ölüm ve ölenin büyük masumiyeti! Ölümün ve masumiyetin bir aradalığı, Golgotha tepesinden Madımak Oteli’ne kadar, insanın acı tarihinde, o kadar uzun sürmüştür işte! Ve bu yaban dünyada daha da süreceğe benzer…
O meş’um 1993 temmuz gününün ertesinde Adam Sanat Dergisi’nde Madımak olayıyla ilgili bir soruşturmaya verdiğim yanıtta ‘gizli devlet’ten söz ederken, insanın acı tarihinin işte bu gizli devlet tarafından yazıldığını biliyordum elbet. Hüzünlerimizi bile ‘faili meçhul hüzün’ler diye yazmak durumunda kalıyorsak eğer, bu söz , masumiyetimizin ‘gizli devlet’in ölümcül ve yaban saldırısına uğrayabileceğine dair duyduğumuz derin kaygılardan dolayıdır.
Sevgili Metin’i, şimdi kendi şiirini biraz değiştirerek anacağım şimdi;-ona kendi şiiriyle ünleyeceğim:
‘Üzülme Altıok Metin, hüzünlerle geçen tarazlanmış ömrüne
Sen yoğun sis içinde sesi duyulan, uzak çansın her zaman...’
*Metin Altıok, ‘Gerçeğin Öteyakası’nı bana ‘Sevgili Şair Hilmi Yavuz için’ diye imzalamıştı (18.4.1990).
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
Hakan Cucunel
Jean Teule - Sağanak Altında
Mine Çağlıyan
Menopoz
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Musa Aşkın
Anlama Çabası
Nevin Bahtişen
Hayat Döngüsü
Ebru Bozcuk
Kadim Köklerimizin Tanrıçası Umay Ana
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /4
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Serhan Poyraz
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar