‘Ne kadar gamlı bu akşam vakti’! Ahmet Haşim’in dizesi, Safa Önal’la yapılan ‘nehir söyleşi’nin adı. Bana sorarsanız, kitaba, bu müstesna şiirin (şiirin adı ‘Bahçe’dir), son iki dizesi, ad olarak çok daha yakışırdı; ‘Bize bir zevk-i tahattur kaldı/ Bu sönen, gölgelenen dünyada!’
‘Zevk-i tahattur’, evet, Safa Önal, bize, sadece hatırlamanın hazzından başka bir şeyin kalmadığı bir dünyayı anlatıyor;-her ne kadar,‘nehir söyleşi’yi yapan Yasemin Arpa’ya, ‘hayal etmek çok daha kolay, çok daha keyifli. Hatırlamak çok yorucu…’ dese de! Doğrudur: Hatırlamak yorucudur, ama haz verici bir yorgunluktur hatırlamak!..
Çok anlamlı bir tevarüd! Bir süre önce Dr. Muhtar Tevfikoğlu’nun Rıfkı Melûl Meriç üzerine yazdığı o kısa, ama çok değerli monografiyi incelerken, onun bir Fransız şairinden alıntıladığı şu sözleri okumuştum: ‘Hatıra şairdir, onu tarihçi yapma!
Dr. Tevfikoğlu, bu sözün sahibi olan Fransız şairinin kim olduğunu söylemiyor. Ama olsun, kim söylemişse söylesin, ‘hatıra, şairdir!’ Her şey bellekte kaldığı kadarıyla gerçek, bellekte kaldığı biçimiyle güzeldir. Yaşananlar çirkin olsa da bellek güzelleştirir onu; gerçek olmasa da, gerçek kılar… Hatıralarını bir şaire dönüştürme ustası Safa Önal’ın anlattıklarını okurken, Baudelaire’nin, ‘Je sais l’art d’évoquer les minutes heureuses’ (‘Ustasıyım o mutlu zamanları yâdetme sanatının’) dizesini düşündüm. Bu dizenin, Haşim’in ‘Bize bir zevk-i tahattur kaldı’ dizesini ne kadar andırdığını ve elbette, Safa’nın çocukluk ve ilkgençliğinin benimki ile ne kadar örtüştüğünü de!
Safa, bir kaymakamın oğlu;- ben de! Bir kaymakam oğlu olarak onun yaşantısında Avanos’un, Gercüş’ün, Akseki’nin, İznik’in yeri neyse, Biga’nın, Orhangazi’nin, Terme’nin, Şebinkarahisar’ın yeri o bende. Onun çocukluğu, İkinci Dünya Savaşı’nın büyük mahrumiyetlerle yaşanan Anadolu taşrası yıllarıdır;-benimki de! Onun da bir Bursa’sı var, benim de!
Nasıl da benzer hayatlar yaşamışız Safa’yla?
Sadece çocukluk mu, değil elbette. İlk okuduklarımız: ben de Reşat Enis’i ve Hüseyin Rahmi’yi keşfediyorum;- ne tuhaf, Safa da! 1950’li yıllarda Bâbıâli, oradayız ikimiz de! O, Peyami Safa’nın ‘Türk Düşüncesi’nde, ‘Yelpaze’de; ben, ‘Vatan’ gazetesinde çalışıyoruz! İlk gençlik yıllarının o ‘hatırası kalbe ışıklarla dökülen’ serazad ve bohem yılları! Onun da hayatında hikâye, roman elbette ve öncelikle şiir var;- benim de! Ahmet Haşim, Sait Faik, Özdemir Asaf, Edip Cansever, Tanpınar! Safa, ilk (ve tek) hikâye kitabını yayınlıyor: ‘Dünyanın En Güzel Gemisi’. Önsözünü Peyami Safa yazıyor bu kitabın...
Peki ya sinemalar? O câanım Şehzadebaşı sinemaları!- Millî Sineması, Turan Sineması, Ferah Sineması, Hilal Sineması. İlk gördüğümüz filmler, aynı olmasa bile sinemalarımız aynı Safa Önal’la. Bunlar, çocukluğumuzun sinemaları; Beyoğlu sinemaları da, yaklaşık aynı tarihlerde girecekler hayatımıza.?
Nasıl da benzer hayatlar yaşamışız Safa’yla?
Ya evlilikler? Aşklarla başlanmış, ama sürdürülememiş evlilikler?
İlk gençlik yıllarımda ben de bir sinema delisiydim (ya da, sevgili Tarık Dursun’un deyişiyle, ‘sinema kuşu’!). Ama Safa benden daha deli çıkmıştır. Yasemin Arpa’nın ‘Safa Önal Kitabı’ na yazdığı giriş yazısında belirttiği gibi ‘dünyada en çok senaryosu filme çekilen senarist olarak Guinness Rekorlar Kitabı’ na girecekti[r]’ İkincilik ise, herhalde, sevgili ve rahmetli Bülent (Oran) Ağbi’yde olmalıdır. Safa, aynı zamanda yönetmendir de; ama yönettiği filmlerin sayısı, senaryoları kadar değildir elbet!
Son söz. Tekrarlayayım: Kitabın adı, ‘bize bir zevk-i tahattur kaldı’ olmalıydı. Doğrudur, akşamlarımız gamlıdır artık, evet ama bizim nesle, Safa’nın nesline, bu dize daha çok yakışır…
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -21 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Musa Aşkın
Aşkınlık ve Anlam
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Deniz İmre
Herkes Celladıdır Kendi Ömrünün
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Hakan Cucunel
Canvermezler Tekkesi
Ebru Bozcuk
Bu Topraklardan Bir 'Ümit Yaşar Oğuzcan' Geçti
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar