Taşrada bürokrat eşlerinin ‘kabul günleri’ olurdu. Annem, ilçede devleti temsil eden kaymakam eşi olduğu için, ‘kabul günleri’ni düzenleme işi ona aitti. ‘Müdeiumumîninki’nin ay’ın ilk pazartesi günü olacaktı; ‘doktorunki’ninse ay’ın son pazartesi. ‘Hakiminki’nin ya da ‘malmüdürününki’ninse, ayı’ın ikici ve üçüncü pazartesileri olacaktı. Annem kendi kabul gününü ise her ayın 15’i olarak belirlemişti. 15’i şayet pazartesine, ‘hakiminki’ne tesadüf ediyorsa, o ay ‘kabul günü’ düzenlememe ayrıcalığına sahipti;- ‘kaymakamınki’ydi o çünkü…
Bürokrat eşleri, belki de anlaşılabilir nedenlerle, birbirlerine eşlerinin görevleriyle atıfta bulunuyorlardı.Bu nedenle, kadın eşlerin ‘adları yok’tu! Annemin bir keresinde Orhangazi’deydik, babama, Dr: Selim Bilginer’in, Bilginer Hükûmet Tabibi’ydi, eşinden ‘Memnune hanım’ diye söz ettiğinde, hepimiz şaşırmış, ‘Memnune Hanım’ diye kimden söz ettiğini öğrenmek istemiştik: Evde hep ‘doktorunki’ deniliyordu çünkü…
Annemin ‘Kabul Günü’, Orhangazi’de misafir odasında değil, salonda yapılırdı. Annemin yardımcısı, benim de dadım’dı, Fazilet abla’yla birlikte , konuklara sunacakları kurabiyeleri hazırlarlardı. Mutfak salona göre bir alt kattaydı Orhangazi’deki Tozkoparan’ın evi’nde [Kaymakam Evi ].Fazilet dadı, bir ayağı aksak, bir gözü şehlâydı, çocuk Hilmi’ye göre Dünya’nın en iyi kadınıydı; Hilmi, çok ama çok sonraları bu ‘iyi’ sıfatına, ‘yücegönüllü’lüğü, ‘şefkatli ve sınırsız özveriliği’ ekleyecekti. Biga’dayken, ben iki yaşında olmalıydım, Hükûmet konağı’nın önünde, babamın, Jandarma komutanı ile çekilmiş fotoğrafında, ben ortada, ikisinin elini tutmuşken, arkada Fazilet dadım görünür;- elinde bir yemek kabı, bir tas vardır. Büyük olasılıkla, beni evden babama götürmüştür o gün ve o kap’ta bana yemek getirmiş olmalıdır. Fotoğraf, ne zaman baksam, beni hem güldürür, hem de acındırır. Sivil ve asker iki temsilcisiyle tek parti devleti bütün , deyiş yerindeyse haşmetiyle önde, bir küçük çocuğun elini tutmuşken, arkada, baş örtülü, orta yaşlı ,halktan bir kadın, elinde, keşkül-i fukara misali bir tasla, gülümseyerek, öylece durmaktadır.
Kabul günü için annemin, ona özgü tatlı ve kurabiye çeşitleri vardı. Örneğin, gül tatlısı! Gül biçiminde, demirden yapılmış yatay bir kalıbı, ona dikey olarak eklenmiş, yine demirden bir çubukla, bir büyük tepsinin içindeki hamura batırarak çıkardığı parçayı, bu kez bir tavadaki kızgın tereyağına batırır ve çok kısa bir süre yağda kızarttıktan sonra çıkarırdı. Çok ince ve çıtır gül biçimli tatlıları, üzerine toz şeker ekerek servis ederdi.
Fazilet dadının, mutfaktan yukarıya, salona merdivenlere trabzanlara tutuna tutuna inip çıkarak getirdiği çaylar, ya da yine aşağıda, mangalda köpürterek, kallavî fincanlara boca edip salona taşıdığı, kahve değirmeninde yeni çekilmiş kahveler içilir, borulu gramofonda, özellikle Safiye’nin [Ayla], Hamiyet’in [Yüceses] şarkıları dinlenir; filtresi kırmızı ‘Gelincik’ sigaraları – ki, salonda, büyük tablanın üzerindeki kutuya, önceden birkaç paket açılıp özenle yerleştirilmiştir, Fazilet dadının koşup çektiği inhisarlar kibritiyle yakılırdı. Modadan, İstanbul’dan ve savaş yıllarıydı, Alman işgali korkusundan söz edilirdi. Eşlerinin, Halkevi’ndeki radyodan duyduklarını yinelerlerdi birbirlerine.
Kabul günleri için, giyimlerine sanki bir törene katılacaklarmış gibi özen göstererek giyindiklerine tanık olmuştum: Annem, Fazilet dadı’ya, neredeyse bir hafta önceden sadakorlarını, jorjetlerini, emprimelerini çıkarttırır, bileziklerini, yüzüklerini, küpelerini, hepsini ayna önünde dener, hangisinin yakıştığını ona sorardı.
Nasıl da yakışırdı ona her şey. Ama bana sormazdı ki!
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -21 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Musa Aşkın
Aşkınlık ve Anlam
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Deniz İmre
Herkes Celladıdır Kendi Ömrünün
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Hakan Cucunel
Canvermezler Tekkesi
Ebru Bozcuk
Bu Topraklardan Bir 'Ümit Yaşar Oğuzcan' Geçti
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar