Sokrates /4

Sedat İlhan

16-05-2024 15:30

Advert

Bilmediğimi öğrendim, demekte. Beni en fazla etkileyen sözü bu. Veya bütün problemlerimiz ve çözümlerimiz bu motto ile anlamlı.

Sokrates ile tanışmadan önce çok kez bilmek konusunu dostlarla masaya yatırdık. Bir türlü uzlaşamadık. Bilmenin ötesine geçemiyoruz. Benimkisi de zaten cahil cesareti, bir merak. Yanına yoldaş arama. Bildiğimden değil. Veya gördüğümden, yaptığımdan… Siz de fark ettiniz mi? Sanırım bir paradoks var burada. Kolay olsa bu kadar uğraşmazdık zaten. Bilmediğimizi bilmek! Eee, yine bilmekteyiz, bilmiyor değil.

Sokrates’in sorgulamasını açıklarken ilk adımı ironi olarak tanımlamışız. Yani bilmiyormuş gibi yapmak. Bence bu bize bakar. Bilmemeyi kabullenemiyoruz. Oysa „gibi, mış gibi“ yapılan hiçbir iş sonuca ulaşamaz. Farklı bir boyuttan, pencereden bakarak bilmediğini kabullenmeden insanlarla kaliteli bir iletişim mümkün olamaz.

Haklısınız dostlar. Lafı döndürüp dolaştırıyorum. Bu normal değil mi? Felsefe yapıyoruz nihayetinde. Veya daha kolayı var ise söyleyiverin, yüreklerdeki yangınları söndürüverin…

Bilgiyi veya bilmeyi farklı bakış açılarıyla ele alalım. Hepimiz için, hep birlikte…

Bilmenin üç mertebesinden bahsedilir. Bilmek, görmek, yaşamak… Sadece bilmek ile yetinmenin hiçbir faydası yok, hatta zararlıdır bile denilebilir. Yüzme ile ilgili yüzlerce kitap okuyalım. Bildiğimizi sanmaya başlayabiliriz. Yüzmeyi öğrenmeye ihtiyaç duymamaya. Bu anlamda, bildiğimiz ama karakterimiz haline getiremediklerimizi, biliyoruz, diyebilir miyiz, demeli miyiz?

Bilgiyi tanımlarken fayda prensibini esas alabiliriz. Hayatı kolaylaştırmak, engelleri kaldırmak için bilmemiz gerekenler… Bu bakış açımıza göre bilgi görecelidir. Afrika’da yaşayan bir insan için vahşi hayvanların davranışlarını bilmek çok önemli olabilir. Şehir merkezinde yaşayanların bazıları da böyle bir konuya ilgi duyabilir. Bu insanların motivasyonlarını bilmenin faydası var diyorsak nedenlerini sorup öğrenebiliriz. Ancak bildiğimizi sanıyorsak sormaya gerek görmeyiz. Bildiğimizi sanmamız yani bilmediğimizi bilmememiz masum olabilir. Tabii ki, sadece kendi dünyamızda yaşıyorsak...

Herhangi bir yaşanmışlığı nasıl karşıladığımız, neler hissettiğimiz, öğrendiklerimiz bize bakar, bireye göre değişir. Aynı insan için zamanla bile farklılık gösterebilir. Bir kitap düşünelim. Yüz kişilik bir grup okusun. Yüz farklı mesaj, öğreti çıkacaktır ortaya. Bazıları o kitapta yazmıyor bile olabilir. Yazarın anlatmak istediklerinin okuyandaki yansımaları aynı olmayabilir her zaman.

Veya bir cümle, tez, prensip, kriter...

Duyduğumuzda, söyleyen kişiye ve zamana göre gösterdiğimiz tepki değişebilir. Pozitif manada, olması gereken budur. Öğreniyorsak eğer kaçınılmaz sonuç. Söyleyen kişinin hissiyatı da dikkate alınması gerekir, kesinlikle. Yapabiliyor olmamız laubaliliğimize değil bilgeliğimize delildir. Ama negatif manada? Net bir çizgimizin olmaması, korkularımız, menfaatlerimiz, grupçuluğumuz, tabularımız… Gerçeğe ulaşma, kendi gerçeğimizi öğrenme gayretimizin olmaması. Sorgulamadan, otorite gördüklerimizi kabul edivermelerimiz. Ancak bunları sadece kendimiz için bilebiliriz, bilmeliyiz. Başkaları için? Doğru dahi olsa faydasız…

Bilmediğimizi bilmemiz, diğer bir ifade ile bildiklerimiz ile yetinmememiz… Fen bilimlerindeki gelişmeler buna bağlıdır. Akıllara durgunluk veren bir buluş, bazılarımızı hayretlere düşürürken bazılarımıza yeni sorular hediye eder. Her bir cevap binlerce, milyonlarca soru demektir öğrenmek isteyene, daha fazlası, diyene…

Konfor dairemiz içinde mutlu mesut yaşıyorsak eğer bildiğimizi sanabiliriz. Ancak gerçek huzur sorularımıza cevap aramak ile mümkün. Bulmak bile değil, sadece aramak...

Başkalarının açmazlarında doğrulanmak, dengelerinde tamamlanmak… İhtiyacımız olan şey. Aslında belki de sadece benim.

Sorgulamadığını düşündüğüm insanlar görüyorum. Gerçekten hiçbir soruya sahip değiller mi yoksa tüm cevapları bulmuşlar mı? Bilmiyorum. Belki de sorgulamadığını bilmekle hata yapıyorum. Veya bilebilir miyim ki...

Dostlar, umarım çıkmaz sokaklara sürmedim sizi. Bir ümidim var kendim için, bilmelerin ötesinde. Yemyeşil, uçsuz bucaksız, sonu gelmeyen baharlar, şırıl şırıl akan ırmaklar. Hep birlikte daha kolay ve anlamlı ama… Sizin için bilmem ne yazık ki, mümkün değil.

DİĞER YAZILARI Kurduğum Dengelerim /2 01-01-1970 03:00 Kurduğum Dengelerim /1 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâm /2  01-01-1970 03:00 Yapay Zekâm 01-01-1970 03:00 Kalemim mi Kurudu Yoksa 01-01-1970 03:00 Gülebilseydim 01-01-1970 03:00 En Zor Öğrendiğimiz 01-01-1970 03:00 Sorularımız - Cevaplarımız 01-01-1970 03:00 Güneşin Sahibi  01-01-1970 03:00 Adına Ne Diyeyim   01-01-1970 03:00 Özür Diledim 01-01-1970 03:00 Genelleme 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /6 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /5 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /4 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /3 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük /2 01-01-1970 03:00 Çözümsüzlük 01-01-1970 03:00 Sosyal Medya Bağımlılığı 01-01-1970 03:00 Sokağın Ruhu /2 01-01-1970 03:00 Sokağın Ruhu /1 01-01-1970 03:00 Yazmak Bir İhtiyaç mıdır 01-01-1970 03:00 Sami Çelik Bey’e 01-01-1970 03:00 Karar Verilmişti 01-01-1970 03:00 Yalnızlık 01-01-1970 03:00 Çoğunluğun Olduğu Yer 01-01-1970 03:00 Sokakta Beşinci Gün /2 01-01-1970 03:00 Sokakta Beşinci Gün /1 01-01-1970 03:00 Neden Okumuyoruz 01-01-1970 03:00 Az Gittik Uz Gittik 01-01-1970 03:00 Kuran’da İnsan /10 01-01-1970 03:00 Kuran’da İnsan - 009 01-01-1970 03:00 Tanımlarımız 01-01-1970 03:00 Sokakta Dördüncü Gün  01-01-1970 03:00 Kuran’da İnsan /8 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /7 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /6 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /5 01-01-1970 03:00 Kuran’da İnsan /4 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /3 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /2 01-01-1970 03:00 Kur’an’da İnsan /1 01-01-1970 03:00 Wu Wei Felsefesi 01-01-1970 03:00 Sinoplu Diyojen 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir /4 01-01-1970 03:00 Sokakta Üçüncü Gün /3 01-01-1970 03:00 Sokakta Üçüncü Gün /2 01-01-1970 03:00 Sokakta Üçüncü Gün /1 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir /3 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir /2 01-01-1970 03:00 İnsan Nedir /1 01-01-1970 03:00 Hazırlık /2 01-01-1970 03:00 Hazırlık /1 01-01-1970 03:00 Taziye Ziyareti 01-01-1970 03:00 Her Zaman Haklıyız 01-01-1970 03:00 Anlaşıyorlar 01-01-1970 03:00 68’li Bir Yazar 01-01-1970 03:00 İç Sesim 01-01-1970 03:00 Sıratı Müstakim 01-01-1970 03:00 Felsefesiz Edebiyat /2   01-01-1970 03:00 Felsefesiz Edebiyat 01-01-1970 03:00 Saygının Yalnızlığı   01-01-1970 03:00 Budist Dostum 01-01-1970 03:00 Sokakta İkinci Gün 01-01-1970 03:00 Sokakta İlk Gün 01-01-1970 03:00 Zamanı Okumak 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /5 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /4 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /3 01-01-1970 03:00 Miras Haktır 01-01-1970 03:00 Bir Garip 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /2 01-01-1970 03:00 Sokakta Olmak / Sedat İlhan 01-01-1970 03:00 Yolun Sonu Göründü /1 01-01-1970 03:00 Negatif Düşünce / Sedat İlhan 01-01-1970 03:00 Sokrates’teki Ben 01-01-1970 03:00 Ben Deliyim 01-01-1970 03:00 İklim ve Enerji 01-01-1970 03:00 Âlim Çiftçi 01-01-1970 03:00 Kötü Bir Kimse Yok 01-01-1970 03:00 Konfüçyus 6 01-01-1970 03:00 Duyan Gerek 01-01-1970 03:00 Yıl 1983 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /5 01-01-1970 03:00 Biraz Hasbihal 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /4 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /3 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /2 01-01-1970 03:00 Konfüçyus /1 01-01-1970 03:00 Sokrates Tiyatrosu 01-01-1970 03:00 Kadın Olmak 01-01-1970 03:00 Hayır Diyebilmek 01-01-1970 03:00 Bağ Kurma - İletişim 01-01-1970 03:00 Bir Yaşanmışlık 01-01-1970 03:00 Bir Ben Vardır 01-01-1970 03:00 Sokrates 10 01-01-1970 03:00 Sokrates /9 01-01-1970 03:00 Sokrates /8 01-01-1970 03:00 Sokrates /7 01-01-1970 03:00 Sokrates /6 01-01-1970 03:00 Sokrates /5 01-01-1970 03:00 Sokrates /3 01-01-1970 03:00 Sokrates /2 01-01-1970 03:00 Sokrates /1 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /7 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /6 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /5 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /4 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /3 01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek /2   01-01-1970 03:00 Geçmişle Yüzleşmek 01-01-1970 03:00 Kötülerden Olmamak 01-01-1970 03:00 İyilerden Olmak 01-01-1970 03:00