Türk toplumu, tam ortadan ayrılmış bir karpuz gibi ikiye bölünmüş durumda. Herkes karşı tarafı vatan haini, kendisini ise en büyük vatansever olarak görüyor. Kafalardaki ve gönüllerdeki bölünme o boyutlara ulaşmış ki, artık akrabalar, dostlar, komşular, hatta aile bireyleri arasına bile dargınlıklar küskünlükler girmiş durumda.
Kin ve nefret gözleri öylesine köreltmiş, beyinleri öylesine sulandırmış durumda ki, ülkenin geleceği ve selameti dahil hiçbir ortak paydada buluşamıyoruz. Nitekim geçenlerde Halk tv’de gazeteci Fikret Bila’yı dinlerken kızsam mı gülsem mi, nasıl tepki vereceğimi bilemedim. Eski Türkiye’nin sembol isimlerinden biri olan deneyimli gazeteci Bila, Türkiye’nin kendi üretimi olan ilk uçak gemisi TCG Anadolu için "Türkiye, Arjantin’deki Falkland adalarını mı işgal edecek ki bunca masrafa girip uçak gemisi yapıyor? Türkiye’yi tehdit eden hedefler uçakla en fazla 15 dakika mesafede, bunun için de elimizdeki F-16’lar fazlasıyla yetiyor" diyor.
Ne diyeceğimi şaşırdım gerçekten. Bila, "Bu gemi yerli üretim değil, dışarıdan alındı ve ama yerli üretimmiş gibi gösteriliyor." dese ve bunun için sağlam deliller de ortaya koysa, eleştirisini anlarım. Ama uçak gemisi gibi muazzam bir projeyi, "Boşuna para sarfiyatı." diyerek eleştirmeye kalkarsa, bunu anlamakta ve iyi niyetle bağdaştırmakta zorlanırım.
Türkiye ilk defa süper güç olma yolunda büyük ve kararlı adımlar atıyor. Hangi görüşten olursa olsun, yüreğinde biraz vatan ve bayrak sevgisi olan herkesin bunu alkışlaması gerekir. Bu, sadece AKP’nin, hükümetin projesi değil, tüm Türkiye’nin, Türk halkının projesi.
Elbette ki, iktidarın rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma, bireysel hakları baskılama gibi pek çok eleştirilecek yönü var ama Türkiye’nin son birkaç yılda savunma sanayi alanında kaydettiği gelişmeleri küçümsemek, eleştirmek, akıl ve vicdanla bağdaşır bir durum değil.
Bila’nın sözleri, Mevlana’ya ait olduğunu sandığım bir başka sözü aklıma getirdi nedense. Şöyle diyordu Büyük Mevlana yüzyıllar öncesinden; "Bir lafa bakarım söz mü?" diye. "Bir de onu söyleyene bakarım adam mı?" diye.
Bundan birkaç yıl önce Marmaray açıldığında -Sami Bey’in de yakından tanıdığı- bir solcu sanatçı abimiz "Tüneller su sızdırıyormuş, göreceksin yakında Boğaz’ın altında büyük bir felaket yaşanacak“ demişti. Ben de "Niye öyle diyorsunuz? Bu proje için milyarlarca dolar harcandı, Japon mühendisler de projede calıştı, mutlaka tüm riskler için önlem almışlardır." demiştim. Birkaç ay sonra aynı kişi, "Marmaray’ın açılması iyi oldu, artık rahatça karışya gidebiliyorum“ deyince lafı yapıştırdım; "Gördünüz mü, projeyi kim yaparsa yapsın sonuçta bundan yararlanacak olan esas biziz" dedim. Bana hak verdi.
Tıpkı Demirel, Ecevit, Özal ve Çiller gibi Erdoğan da gidecek ama giderken yaptığı köprüleri, yolları, havaalanlarını ve şehir hastanelerini sırtlayıp götürmeyecek, hepsi halka, yani bize kalacak. Bugün uçak gemisi yapan Türkiye belki yarın Çin gibi uzayda üs kuracak.
Hatırlayın, 1600’lü yılların başında İngiltere coğrafi ve siyasi açıdan son derece önemsiz, karmaşa içindeki bir ada ülkesiydi ama iki yüzyıl sonra yani 1800’lerin başında ise yaklaşık 50 ülkede kolonisi olan büyük bir sanayi gücüne dönüşmüştü.
Soğanın kilosu 30 TL’ye dayanmış olabilir ama bunun için moralleri bozmaya gerek yok. Elbette Türkiye bu ekonomik darboğazı aşacak, yeter ki ufkumuzu geniş tutalım ve kısır çekişmelerden kurtulup ortak paydada buluşalım. Ortak payda ise kim yaparsa yapsın, kimden gelirse gelsin, Türkiye’nin yararına, hayrına olan her şey. Umarım, çok geç olmadan bunu anlarız. Vesselam!!
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 30 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Ebru Bozcuk
Her Şey Geçiyor
Ayşe Parlar Gürkan
Gerçek Olmadan Önce
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İşte O An
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar