Afganistan, içi boş unvanların en bol olduğu ve en sık kullanıldığı ülkelerden biridir. O yüzden bu ülkede karşılaştığınız her iki üç kişiden biri ya doktordur, ya mühendistir, ya generaldir, hiçbir unvanı yoksa da en azından hacıdır. Bu nedenle, Afganların bir araya geldiği küçük toplantılarda bile en sık duyacağınız sözlerden biri dakter sahip, incinyer sahip, cenral sahip veya hacı sahip’tir. Hemen belirtelim buradaki “sahip” kelimesi, Türkçedeki anlamından farklı olarak bey veya beyefendi manasında kullanılır.
Dışarıdan bakan biri, bir yabancı, madem ki Afganistan’da bu kadar doktor, mühendis ve general var, o zaman ülke neden bu halde?, diye sorabilir.
Bunun nedeni, bu unvanların içinin büyük ölçüde boş olmasıdır. Kendilerine doktor sahip/doktor bey veya incinyer sahip/mühendis bey diye hitap edilenlerin %98’i ne gerçek bir doktordur ne de gerçek bir mühendis.
Geçmiş hayatlarında tıpla çok uzaktan da olsa en ufak bir ilişkisi olmuşsa, mesela bir ilk yardım kursuna katılmışsa veya bir sağlık kursunda iğne yapmayı öğrenmişse, bu küçük deneyim artık onlara doktor bey diye hitap etmek için yeterlidir. Aynı durum mühendisler için de geçerlidir.
Komünist dönemde ve onu takip eden iç savaş yıllarında askeri rütbeler kıtlık zamanındaki gıda karneleri gibi bol elden dağıtıldığı için Afganistan bir ara general enflasyonu yaşamıştı. Ancak Karzai iktidarının son yıllarında cömertçe dağıtılan general rütbelerinin çoğu iptal edildi. Buna karşın rütbeleri iptal edilen eski generaller unvanlarından bir türlü vazgeçmediler. Bu yüzden Afganistan’da her köşe başında bir generalle karşılaşırsanız, şaşırmayın.
Hacılara gelince, onların hac ziyaretleri gerçektir ama gerçek olmayan, kendilerine hacı sahip diye hitap edilenlerin büyük bir kısmının hacılara özgü ağırbaşlılıktan ve adab-i muaşiretten uzak olmalarıdır.
Son yıllarda hac ziyaretleri turistik gezilere indirgendiği için genç yaşta bir sürü insan uımre ziyareti yapmış ve hacı unvanı kazanmıştır. Ama, kutsal mekanları ziyaret ettikten sonra dünyevi konulardan elini ayağını çekip daha çok maneviyata yönelen eski kuşak hacılarla bu yeni türeme hacılar arasında dağlar kadar fark vardır.
Afganistan’da insanların unvanlara, üstelik de hak etmedikleri unvanlara bu kadar düşkün olmalarının nedeni, tek kelime ile komplekstir. Gerçek bir mesleği ve hayatında gurur duyabileceği bir başarısı olmayan bir sürü insan, bulabildiği ilk unvana dört elle sarılarak toplumda saygınlık ve itibar kazanma peşindedir.
Son dönemde Afganlar bu unvan çılgınlığını veya maskaralığını bir adım daha ileri götürerek dünyada hiçbir yerde kullanılmayan bir unvan daha uydurarak, yüksek lisans yapan insanlara “master sahip” diye hitap etmeye başladılar. Türkçesi ile Yüksek Lisanslı Beyefendi. Bildiğiniz gibi yüksek lisans unvanları CV’lerde veya bazı özel durumlarda kullanılsa da doktorlar ve doktora yapanlar için olduğu gibi gündelik hayatta (bir hitap tarzı olarak) kullanılmaz.
Tanıdığım az sayıdaki gerçek tıp doktoru veya doktora unvanı olanların, günlük hayattaki karşılaşmalarda veya tanışmalarda son derece mütevazı davranarak bu unvanları kullanmadıklarını fark ettim, buna karşın sahtelerinin, biriyle tanıştıklarında unvanlarına özel vurgu yaptıklarına şahit oldum. Aslında dikkatli bir gözlemci için bu özel vurgu bile her şeyi anlamak için yeterli, başka söze gerek yok.
Öyleyse, Afganların bulunduğu ortamlarda çok sayıda işportacı kılıklı general, doktor veya mühendisle karşılaşırsanız, şaşırmayın. Zaten bu sahte generallerin yönettiği ordu, sahte doktorların ve mühendislerin idare ettiği hükümet bir günde dağılmadı mı?
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı /9 -Gölge Güçlerin Yükselişi
Yusuf Sarıkaya
Ahde Vefa
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /2
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Gevher Aktaş Demirkaya
Han Duvarlarında Anadolu
Hakan Cucunel
Şubat
Ebru Bozcuk
Lilith Efsanesi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Deniz İmre
Bukowski Haklıydı: Özgürlük Dediğin Şey Bazen Yalnızlıktır
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Gönle Hüzün Düştü
Serhan Poyraz
1933 Berbat Bir Yıldı / John Fante
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar