Birkaç Afgan göçmenin tecavüz, taciz, gasp gibi olaylara karışması yüzünden son günlerde Türkiye’de hava birden Afgan göçmenlerin aleyhine döndü. Ve herkes, Afganları konuşmaya başladı? Peki, Afganlar nasıl insanlar, gelen göçmenler gerçekten tehlikeli mi?
Türkiye’deki Afgan göçmenler, Türk asıllı ve Afgan asıllı olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Türk asıllılar, yani Afganistan kökenli Özbekler, Türkmenler ve Kırgızlar yıllardan beri Türkiye’de yaşadıkları halde hiçbir suça karışmış değil, bunu onların yaşadığı köylerde ve kasabalarda yerel yetkililere sorarak da öğrenebilirsiniz. Ayrıca onlar göçmen de değil, yıllar önce Türk vatandaşlığına geçtikleri için buraya tam entegre olmuş durumda. Çocukları okula gidiyor ve genç kuşaklar evlerinde artık anne-babalarının dili yerine Türkçe konuşuyor.
Ama son dönemde Afganistan’da şiddetin artması ve Taliban’ın ülkeyi yeniden ele geçirmesi üzerine Afganlar akınlar halinde yurt dışına kaçmaya başladı. Gelen göçmenlerin tamamına yakını Afgan asıllı ve maalesef aralarında birçok olaya karışmış eski suçlular ve sabıkalılar da var. İşte sorun yaratan, bu sabıkalılar.
Batı’ya gitmek isteyen Afgan kaçaklar birkaç ay Türkiye’de kalarak kaçakçıların istediği 4-5 bin Euro’yu biriktirmeye çalışıyor. Parayı denkleştirmek için de çoğunlukla gasp, hırsızlık gibi olaylara yöneliyorlar. Zira hapis, onlar için bir cezadan ziyade ödül. Hapse girdiklerinde en azından yatacakları bir yerleri ve sıcak yemekleri olacak. Poliste kaydı olmadığı için de bunları bulmak da kolay değil.
Türk asıllı Afganlar ise Türkiye’yi ikinci bir vatan olarak gördüklerinden gayet düzgün, yasalara uygun şekilde davranıyorlar, birçoklarının burada, 40 yıl önce gelmiş akrabaları var, onları utandıran bir iş yapmaktan özellikle kaçınıyorlar.
Afgan asıllılar arasında namusuyla çalışanlar çok, birçoğu kağıt toplayarak ve en ağır işlerde asgari ücretle çalışarak ailelerine para gönderiyor. Maalesef polis, Zeytinburnu sahilinde ailelere sarkıntılık yapan, insanları rahatsız eden serseri kılıklı, eski sabıkalı Afganları toplayacağına kağıt toplayan masum Afganları tutuklayarak önlem almaya çalışıyor. Böylece suçlular ellerini kollarını sallayarak dışarıda dolaşırken, en ağır işlerde çalışarak ekmeğini kazanan namuslu Afganlar tutuklanıyor ve geri gönderme merkezlerine toplanıyor.
Yeni Afganların karıştığı suçlardan dolayı, eski Afganlar da son derece rahatsız. Özellikle artık birer TC vatandaşı olan Türk asıllı Afganlar, bu konuda polisle işbirliği yapmaya hazır ama polis, Zeytinburnu’ndaki Afgan dernekleriyle işbirliği yapacağına kendi başına hareket ederek yanlış kişileri tutukluyor. Oysa Afgan dernek yöneticileri, Afganları çok iyi tanıyor, onların nasıl insanlar olduklarını, nerelerde kaldıklarını ve ne işlerle uğraştıklarını çok iyi biliyor. Yani bu konuda polise çok yardımcı olabilecek durumdalar.
Türkiye, zor durumdaki insanlara her zaman kucak açmış bir ülke. Şu anda göçmenlere ve mültecilere karşı bir hava oluşmuşsa da, suçun bireysel olduğunu unutmamak lazım. Hiçbir mülteci veya göçmen, kendi isteğiyle ülkesini terk etmez. Suç işleyen göçmen veya kaçak, kim olursa olsun, cezasını çekmeli, gerekirse sınır dışı edilmeli, ama bir iki sabıkalı yüzünden tüm göçmenlerin halkın öfkesine maruz kalması hem doğru hem de insani ve etik değil.
Unutmayın Türkiye, Osmanlı döneminde Hıristiyan zulmüne maruz kalan Yahudilere bile kucak açmış bir kültürün ve uygarlığın mirasçısı. Müslüman Suriyeli veya Afgan kardeşine mi sahip çıkmayacak? Sorunlar gelip geçicidir, kalıcı olan dostluk, kardeşliktir. Ve dost, acı günde belli olur. Türk milleti, her zaman mazlumun, fakirin ve ezilmişin yanındadır. Tahriklere kapılmayalım. Vesselam.
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -15 / Gölge Güçlerin Yükseliş
Ebru Bozcuk
Bir Sabah İllüzyonu
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Serhan Poyraz
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar