Biliyorsunuz, ekranlarda çok sevilen bir komedi programı var, adı Güldür Güldür. Milyonların bayılarak izlediği bir program. Oyuncular müthiş, ABD’de olsaydılar her biri komedi dalında birer Oscar alırdı.
Ama ben size, Güldür Güldür programını ve oyuncularını gölgede bırakan bir uygulamadan söz edeyim.
Güldür Güldür’de her şey sahte, yapay. Yani orada sergilenen her şey rol icabı. Benim anlatacağım olaylar ise hayatın gerçeği.
Biliyorsunuz, Türkmenistan’da 12 Mart'ta yapılan göstermelik bir seçimle baba Cumhurbaşkanı Gurgangulı Berdimuhammedov koltuğunu oğlu Serdar’a devretti. Oğul Cumhurbaşkanı iktidara gelen yeni biri olarak ne yapmasını beklersiniz? Elbette ki, yeni bir reform programı veya bir açılım paketi ya da buna benzer halkı rahatlatan ve umutlandıran bir karar.
Bunların hiçbiri olmadı. Onun yerine oğul Cumhurbaşkanı tüm taksilerde kendi resminin asılmasını buyurdu. Bundan böyle Türkmenistan’da trafik polisleri, taksi şoförlerinden ehliyet ve ruhsatın yanında resmi de soracak. Aracında yeni Cumhurbaşkanının orta boy bir resmi olmayan taksici yüklü bir para cezası alacak.
Oğul Cumhurbaşkanının ikinci kararı daha tuhaf, tuhaf olduğu kadar da gülünç. Kime anlatsam, dudaklarına yayılan gülümsemeye engel olamayıp kahkahalarla güldü. Biliyorsunuz; baba Cumhurbaşkanı Gurgangulı sanat yeteneği de olan biri, iktidardayken sık sık sahneye çıkıp dans eder ve şarkı söylerdi.
Oğul Cumhurbaşkanının kararı şu: Türkmenistan’da devlet memurları, eski Cumhurbaşkanının şarkılarından birinin melodisini cep telefonuna zil sesi olarak kaydetmek zorunda. Bunun anlamı şu; devlet kurumunda çalışan bir memurun cep telefonu çaldığı zaman, Gurbangulı’nın şarkılarından birinin melodisi yankılanmıyorsa, vay o memurun haline!
Ayrıca memurlar, baba Cumhurbaşkanının yazdığı kitapların dijital kopyalarını cep telefonlarına indirmek zorunda. Yoksa memur, işini kaybedebilir.
Bu komedi, aslında kendisine Türkmenbaşı denmesinden hoşlanan eski devlet başkanı Saparmurad Niyazov döneminde başlamıştı. 1991’deki bağımsızlıktan sonra geçen 3 yıl içinde 3 binden fazla yere kendi ismini veren Türkmenbaşı, hızını alamayınca ayların ve haftanın günlerinin isimlerini değiştirip kendi annne-babası ve akrabalarının isimlerini vermişti. O da yetmemiş, tüm öğrencilerin sınıf geçmek için kendisinin biyografisini ezberlemesi şartını getirmişti. Dolayısıyla Türkmenbaşı’nın özgeçmişini ezberleyen her öğrenci sınav derdi olmadan sınıfı geçebiliyordu.
Türkmenbaşı zamanında Aşkabad’da insanların en çok zorlandıkları şey, adres bulmaktı. Tüm yollar, meydanlar, sokaklar Türkmenbaşı adını taşıdığı için kente yeni gelen birinin adres bulması kolay değildi.
Türkmenbaşı başkentteki tüm binaların beyaza boyanmasını emredince, onun yerine gelen şu anki Cumhurbaşkanının babası Gurganlı Berdimuhammedov bu işi bir adım daha ileriye götürmeye karar verdi ve Aşkabad’da tüm araçların beyaz renkli olmasını buyurdu. Böylece sadece beyaz renkli arabaların trafiğe çıkmasına izin verildi.
Bunları göre göre büyüyen oğul Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhammedov’un şimdi devlet memurlarına, babasının şarkısını cep telefonlarının zil sesi olarak kaydetmeyi emretmesi, pek de yadırganacak bir durum değil.
Her akşam ekranlarda izlediğimiz Güldür Güldür oyuncuları hayali bir ülkede geçen, bir diktatörün böyle abuk sabuk ve gülünç uygulamalarını işleyen bir oyun canlandırsalardı, pek gerçekçi olmamış, gerçek hayatta asla böyle bir şey olmaz, deyip burun kıvırırdık herhalde. Ama hayatta, insanların hayal güçlerini bile zorlayan abuk sabuk ve akılalmaz şeyler olabiliyor. Tıpkı bugünkü Türkmenistan’da olduğu gibi. Bu arada Türkmenistan kökenli bir Türkmen olduğumu da söylemeliyim
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 30 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Ebru Bozcuk
Her Şey Geçiyor
Ayşe Parlar Gürkan
Gerçek Olmadan Önce
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İşte O An
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar