Savaş…
Bu beş harfli kelime ne denli soğuk ve ürkütücü geliyor insana değil mi?
Kökeni eski Türkçe “sav” dan geliyor.
Savmak, uzaklaştırmak masumcası.
Vurmak, çarpmak, atmak ise daha şiddetlisi…
Ölümle eşdeğer.
İnsanın varoluşundan beri birbiriyle bitmeyen mücadelesi.
Okla yayla tabancayla tüfekle füzeyle bombayla dronla…
Belki çok yakın zamanlarda robotlarla.
Savaşın her türü can yakıcı.
Ana babaların yüreklerini dağlayıcı, çocukları yetim, öksüz bırakıcı.
İnsanları yersiz, yurtsuz, çaresiz…
İnsanlık çağ atlarken, uzayı sayıklarken, dünyanın her yerinde tüten savaşın siyah ve acı dumanlarında görüyoruz ki yerimizde saymaktayız.
Sebep her ne olursa olsun savaşın iyisi olmaz.
Bir millet diğerinin yurduna göz dikmemeli.
Kendi topraklarına zarar gelip savunmaya geçse bile bunu da hukukuna göre yapmalı.
Saldırı olmadıkça savaşa girmemeli.
Okulunu bombalamamalı.
Masumların evini başına yıkmamalı.
Gökyüzü ve toprak buna razı gelmez.
Sonsuz güzellikteki dünya nimetleri herkese yeter, insanağlunun gözü bir doysa ah!
Duracağı yeri bilse.
Savaşı başlatan, elinde silah cepheye koşan, bombanın düğmesine basan her asker küçük bir çocuktu bir zamanlar.
Masum ve günahsız.
Öldürdükleri çocuklar, bebekler gibi…
Bu amansız sarmalı düzeltecek olan yine analardır diyorum.
Çocukları doğuran, büyüten kadınlar, bizler…
Tarihin en güçlü savaşçıları kadınlar…
Daha ilk andan bebeklerimize temiz süt emzirip barış ninnileri söylemeli dilimiz.
İnsanca yaşamın başkalarının hakkına saygıdan geçmesini öğütlemeli.
Sevgiyi öğretmeli konuşmaya başlayan yavruya.
Sevgi dilini…
İlk adımlarını atarken doğruya yürümesini öğütlemeli.
Analığın doğasından gelen şifasını çocuklarımıza da aktarmalı.
Sofradaki ekmeğini gerekirse tanımadığı bir canla bölüşmeyi.
Hak, hukuk, adaleti…
Dostluğu, kardeşliği.
İnsanlığın tüm erdemlerini…
Savaşın ağlattığı analar bitirmeli bu karanlığı.
Ta kadim kültürden aldıkları şifa eliyle ve diliyle…
***
Nevin Bahtişen
Hayat Döngüsü
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 16 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Ebru Bozcuk
Kadim Köklerimizin Tanrıçası Umay Ana
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /4
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Serhan Poyraz
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar