Bugün hafta sonu..
Birçoğumuzun iple çektiği…
Sabah güne geç başlandı belki.
Bazı evlerde sucuklu yumurtalı,
gözlemeli, krepli kahvaltılar edildi.
Yanında domates salatalık.
Bardak bardak çay...
Bazıları da bir simit, poğaçayla
ya da sadece ekmek arası peynirle başladı güne...
Bulaşıklar yıkandı, ev derlendi toplandı.
Çamaşırlar atıldı makinaya.
Kuruyanlar katlandı, ütülenecekler ayrıldı.
Üstüne kahve içenler oldu, yağmurla güneşin gel-gitleri eşliğinde.
Belki bir müzik çalındı kulağa.
Dertlendi bazıları.
Bir de sigara yaktı üstüne.
Yarım kitabın birkaç sayfası daha bitirildi.
Bazı evlerde kavga gürültü koptu.
Bazılarından kahkaha sesleri duyuldu.
Bilmiyorum hepsi tahmin …
Telefonda konuşmalar, mesajlaşmalar.
Sosyal medyada küçük turlar…
Çocukların dersi, ödevi,ihtiyaçları,evin alışverişi…
Bazıları belki kırlara attı kendini.
Çoğu kişi bir cebindeki paraya baktı, bir de ödemelerine.
Sonra "otur oturduğun yerde" diyip, gitti çaydanlığın altını yaktı.
Haberlere bakıp gündem muhabbeti yaptı arkadaşıyla.
Ülkenin haline yorum yarıştırdılar birlikte.
Evde bunalıp parası olanlar, alışverişe vurdu kendini.
Dışarıda yemek yedi.
Yiyip içtiklerini paylaştı bol bol...
Sonra gün akşama döndü.
Herkes evine, evi olmayan da vardı elbet.
Onlar kuytu bir köşe arandılar gece uyumak için.
Bir bir ışıklar yandı, sokaklar tenhalaştı.
Gece, zengin fakir, aç, doymuş herkesin üstünü mühürledi.
Bir çay demlenip, yorgunluğun gölgesinde içildi.
Televizyonda bir film açıldı, yarı uykulu izlendi.
Telefonlar elde tabii...
"Bir gün daha geçti ömürden", diye iç geçirildi sonra.
“Aslında birçok şey vardı daha aklımda, kaldı yarına”
“Gün 24 saat ama bana yetmiyor işte”
Niye böyle ama?
Gün yetmiyordu, işler bitmiyordu.
Telaş hep bizimleydi.
İstenenle ele gelen örtüşmüyordu.
Nasip denen bir şey vardı,
Coşkun akan dünya nehrinden,.
Avuçlarımıza doldurduğumuz kadardı bize düşen.
Her günü bir şekilde tamamlıyorduk.
Payımıza gelene "eyvallah" diyip,
Bir sonraki günün peşine koşuyorduk…
Ebru Bozcuk
Belki Yaz Erken Gelir
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -12 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar