Bu sabah sapsarı nergislerle selamlaştım bahçede.
Sultan Nevruz’un gelişini kutlar gibiydi gün ışığında parlayan nergisler.
Bir önceki gün kar atıştırdı inceden.
Neşeyle açan kayısı ve erik ağacının çiçeklerine.
Döküldü birazı.
Birazı sevinçle duruyor dallarda.
Bugün Nevruz.
Yenilenme zamanı.
Toprağın, ağacın, çiçeğin, böceğin, tüm canların.
Ruhlarımızın yenilenme zamanı.
Baharın renklerinden el alma,
Huzurlu nefeslere uyanma demleri…
Nevruz, “yeni gün” demek.
Yenilenmek, tazelenmek, arınmak için bir sebep belki bizlere.
Bir başlangıç cümlesi gibi.
“Doğa canlanırken sen de canlan ey insan!” diye fısıldıyor sabah neşeyle ötüşen kuşlar, çiçeklerde vızıldayarak uçuşan arılar, toprakta kıpır kıpır karıncalar…
Çağıl çağıl akan dereler…
“Sultan Nevruzu” demiş eskiler.
Ne varsa eski geleneklerin sadeliğinde ve bir o kadar derinliğinde var zaten.
Eskiden bu günlerin gelişi neşeyle kutlanırmış.
Yer sofralarında şölenler verilirmiş.
Orta Asya’dan Balkanlara, Anadolu’ya uzanan topraklarda Sultan Nevruzu’nun neşesi sararmış insanları.
Bayram havasında kutlanan bu özel güne “sultan” yakıştırması yapılırmış.
Biraz da manevi ve mistik duygularla bir yaşlı bilgenin, sultanın, belki Hızır’ın gelip dua ve dileklerini kutsayacağına inanıldığından bu güne özel dualar edilirmiş sessizce.
Akarsuya, ellerindeki kaplardaki sulara üflenirmiş dilekler.
Bereket dilenirmiş toprağa.
Sağlık, sıhhat, afiyet bedenlere.
Esenlik ruhlara.
Evlilik ve yuva gençlere.
Bebek, yeni evlilere…
Sultan Nevruz, heybesinde tüm dilekleri toplar yol alırmış zamanın içinde.
Ardında yemyeşil ve rengârenk bir doğa bırakarak.
Bugünlerde şehirlerde, apartman dairelerinde, toprağa hasret kaldığımız beton dünyada Sultan Nevruzu’nun ayak seslerini duymamız zor belki de.
Ama biraz kulak kabartsak, kendimizle kalsak o esinti gelecek üzerimize.
Bulduğumuz yeşile, toprağa çıplak ayak bassak.
Gördüğümüz ağaca sarılsak.
Musluktan akan suya elimizi uzatıp dileklerimizi fısıldasak.
Balkonumuz küçük olsa da saksılarda çiçekler büyütsek.
Yoksa balkon, pencere kenarlarını donatsak.
Teknolojiye rağmen doğayı evimize, barkımıza taşısak.
Ne kadar yapabilirsek…
Kutlamalı baharın gelişini, Nevruz’u, her şeye rağmen.
Yaşatmalı âdeti, geleneği, göreneği, atalardan kutsal bir miras gibi alıp, geleceğe taşıma niyetiyle…
Nevin Bahtişen
Hayatımdan Notlar
Deniz İmre
Yalnızlığın Söz Aldığı Akşamlar
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Yusuf Sarıkaya
Şehirlerimiz
Sedat İlhan
Sosyal Medya Bağımlılığı
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Mehmet Şahan
Edebiyat - Medeniyet ve İnsan
Serhan Poyraz
Yaşlı Adam ve Deniz - Ernest Hemingway
Sami Çelik
Gece ve Sis
Musa Aşkın
Toprağa Dönen Hikâye
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Gevher Aktaş Demirkaya
Ben Yemen Türküsü’nü Söylerken Ata Ağlardı
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Mum Işığına Tutsak
Suna Türkmen Güngör
Ruhun Terazisi
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Dilek Tuna Memişoğlu
Sudan Ağlıyor
Ebru Bozcuk
Yaşam Gustoluğu
Ahmet Furkan Demir
Çağımızın Hastalığı: Gösteriş
Ayfer Güney
Dur
Hamiyet Su Kopartan
Meşguliyet
Turan Demirci
Yapılmayacaklar Listesi
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Hakan Cucunel
Türk Edebiyatı ve Türkçe Edebiyat
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Demet Mannaş Kervan
Sözde Hayvanseverin Eseri: Sokak Köpeği
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar