Benim dönemimde televizyon- gazetecilik okuyan arkadaşlarım çok iyi hatırlarlar.
Daktilo derslerimiz,Türk filmlerinin Aliye Rona’sına benzeyen Melahat Hocamız vardı.

Önümüzde bir daktilo, yanında saman kâğıdından kocaman bir alıştırma kitabımız, gözümüz daktiloya takılı beyaz kağıtlarda; o sert tuşların bastığı harflerin sesiyle yazar dururduk.Hocamız sıraların arasında dolaşır kontrol ederdi, süre tutardı. Tuşlara bakmadan yazmak önemliydi.
O yıllarda on parmakla, hızlı yazmak için az ter dökmedik. Parmaklarımız F klavyede çalıştı durdu.
Daktilo dersinin faydasını yıllar içinde çok gördüm tabii.
Turuncu daktilomla el ele ne cümleleler yazdık. Zamandan zamana akarken aletler bizim elimiz ayağımız.
Daktilom yorulunca yerini bilgisayarlara bıraktı.
Ne büyük kolaylıktı bu elektronik beyinler.
Yaz, sil, kopyala, yapıştır, kaydet…
Son yıllarda bana fotoğraftaki bu küçük arkadaş eşlik ediyor. Nereye gidersem o da benimle, sırt çantamda, el çantamda geliveriyor.
Kapağını açınca selâmlaşıp başlıyoruz konuşmaya.Yanımızda bir de içeçeğimiz oldu mu, zaman bizi, biz zamanı kovalayıp duruyoruz.
Tabii bazen yoruluyor, şarjı bitiyor, elektrik gerekiyor, sonra internet lâzım derken, zorlanmıyor değiliz kırda bayırda.
“Akıl unutur kalem unutmaz” “Söz uçar, yazı kalır.” derdi sevip saydığım bir büyüğüm.“Evlâdım çantanızda bir küçük not defteriniz, bir kaleminiz mutlaka olsun; lâzım olur, not alırsınız.”O sözü küpe yapıp, yoldaş eyleyiverdim ben de.
Kafamın içinde cümleler hareketlenince, bilgisayar da yoksa yanımda, küçük defterim kalemlerim sesleniyor çantamın gözünden, "Biz varız ya, al kullan işte.” Ne zaman kalemleri elime alsam, pek seviniyorlar, neşeyle yorulmadan çalışıyorlar.Duygu
larımı kutsal bir emanet gibi kadife bir yastığın üzerine yatırıp, ipek bohçalara sarıp sarmalıyorlar, ta ki zamanı gelip de okununcaya değin…
Aslında hepimizin eli değmeli kaleme, kâğıda. Hepimizin cümleleri kıymetli, okunası.
Yeter ki yazalım, çizelim.
İnsan ruhunun incelikleri,en güzel bir kalemin ucundan damlar durur sayfalara…
Tüm değerli hocalarımız ve Melahat Oral'a sevgi ve saygıyla..
Nevin Bahtişen
Hayatımdan Notlar
Deniz İmre
Yalnızlığın Söz Aldığı Akşamlar
Hüseyin Uyar
Yeni Çağda Dostluk Paradoksu
Yusuf Sarıkaya
Şehirlerimiz
Sedat İlhan
Sosyal Medya Bağımlılığı
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Mehmet Şahan
Edebiyat - Medeniyet ve İnsan
Serhan Poyraz
Yaşlı Adam ve Deniz - Ernest Hemingway
Sami Çelik
Gece ve Sis
Musa Aşkın
Toprağa Dönen Hikâye
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Hayatın Matematiğini Öğrenmek
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Gevher Aktaş Demirkaya
Ben Yemen Türküsü’nü Söylerken Ata Ağlardı
Mine Çağlıyan
Özgürlük
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Mum Işığına Tutsak
Suna Türkmen Güngör
Ruhun Terazisi
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Dilek Tuna Memişoğlu
Sudan Ağlıyor
Ebru Bozcuk
Yaşam Gustoluğu
Ahmet Furkan Demir
Çağımızın Hastalığı: Gösteriş
Ayfer Güney
Dur
Hamiyet Su Kopartan
Meşguliyet
Turan Demirci
Yapılmayacaklar Listesi
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Hakan Cucunel
Türk Edebiyatı ve Türkçe Edebiyat
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Demet Mannaş Kervan
Sözde Hayvanseverin Eseri: Sokak Köpeği
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar