Biz insanların olduğu kadarıyla diğer canlıların da yaşam alanı doğa…
Yağmurun, karın düzenli yağması, olması gereken bir şeydir.
Derelerde, ırmaklarda, nehirlerde suları görmek doğal ve normaldir.
Ormanların gür ve çok olması gayet normaldir, bölgesine göre.
Çeşitli hayvanlar var, onlar da birbirlerini dengeleyerek yaşarlar.
Ağaçların ve yeşilliklerin çeşitliliği her bölgedeki farklı olmakla beraber, birbirlerini dengeler.
Her şey normaldir ve yolundadır. İnsanoğlu devreye giresiye kadar. İnsan, hem kendi neslini hem de diğer canlıları kötü etkileyen bir canlıdır.
Oysa bu dünya var olacak, her ne kadar zarar versek de.
İnsanoğlunun bir ömür sınırlaması var. Açgözlü insanlar; kendi ömür süresinde hem insanlara zarar veriyor, hem diğer canlılara zarar veriyor. Tabiri caizse “talan” ediyor.
Oysa insanoğlu; yaşadığı sürede dünyaya, doğaya, kendi nesline güzellik katsa. Güzellik katamıyorsa da olumsuz etkilemese ne güzel olurdu.
Allah; yeryüzünü bir cennet olarak sunmuş insanlara ve diğer canlılara, bize verilen bu cennet dünyayı koruyabilsek. En azından koruyanlara köstek yerine, destek olsak.
Maide Suresi 32. ayet, Yüce Allah: gerek İslam’da gerekse İslam’dan önceki ilahi dinlerde ‘insan’ hayatının kutsal olduğunu bildirmiş, bu sebeple bir canı korumayı ‘bütün insanlığı’ korumak kadar üstün bir fazilet saymış; bir cana kıymayı da ‘bütün insanları’ öldürmek kadar büyük bir cinayet olarak değerlendirmiştir.
Aslında hayat çok basit. İnsanca davrandığında hem bu dünyan cennet oluyor, doğru davrandığın için hem de ahiretin cennet oluyor.
Her canlı gibi, ormanlarımızı da korursak rahat nefes alır ve ciğerlerimiz oksijenle dolar. Ormanları korumazsak her türlü hastalığa yakalanabiliriz ve hayatımız tehlikeye girebilir.
İnsanların birbirini mutsuz ederken, sürekli bu haksızlığa maruz kaldıklarında hastalanıyor. Sonra niye hasta olduk, bu hastalıklar nereden geldi?” diye düşünüyoruz.
Her orman yangınında insan dahil, diğer canlılar da ölüyor; o zaman biraz daha vicdanlar da ölüyor ve insan kalabilenlerin ciğerleri alev alev yanıyor.
Ormanlar olmasa bizi yaşatan oksijen olmaz, yağmur olmaz… Dolayısıyla suyumuz olmazsa bütün canlıların yaşamı tehlikeye girer.
Ebru Bozcuk
Belki Yaz Erken Gelir
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -12 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar