Hayat garip, tam olarak bilemiyoruz, bilinmezlikte yapacağımız işleri planlıyoruz ve hedefler belirliyoruz. Bir dakika sonrayı bilemezken bir kaç saat sonrayı hiç bilemiyoruz.
Dün gece kar yağışı ve onun yarattığı sevinçleri, yarattığı zorlukları ve çilelerini kaleme almıştım, o anda en belirgin enlerimizdi. Lapa lapa kar yağışının güzelliği, çocukları sevince boğacak kardan adam, kartopu düşüncesi bile güzeldi. Evsiz, aç, açık insanları düşündüm yüreğimde bir sızı başladı. Çok üzücü bir durum, bir şey yapamamak veya yalnız başıma ne yapabilirim. Devletin, sivil kuruluşların ele alması gereken bir durum ama hâlâ gecenin bir saatinde üzülüyordum.
Gece biraz geç yatıp geç kalkan biri olarak, gece saat üç veya biraz geçmişti ve o anda yalnız evsiz barksızlara üzülerek yattım. Öyleye doğru kalktığımda, gece benim yattığım zamandan bir saat sonra ülkemizin bağrına ateş düşmüş yanıyordu.
Uyandığımda herkes üzgün, yürekler kanıyordu. Kimsenin elinde bir sihirli değnek yoktu, dokunup her şeyi günlük gülistanlık yapsın. Kar sevinci kalmamış, evsizler dahi unutulmuş çünkü büyük bir deprem olmuş ve ülkemizin neredeyse bir yarısı yerle bir olmuştu. En çok üzen ve tek yara haline gelmişti, ülkemizde her bireyin kalbi, deprem olmuş illerimizde atıyordu adeta. Her felakette olduğu gibi, insanımız bir yürek olmuş ve kenetlenmişti.
Hayatını kaybedenleri geri getiremezdik, yaralılara hemen müdahale edilse de göçük altındakileri kurtarmak zaman alacaktı, bu da çok üzücü bir durumdu. Bundan sonra hayatını idame etmekte zorlanacaklar olacaktır, inşallah olmaz ama bu bir depremdi.
Peki deprem insanı öldürür mü? Yoksa biz bu konuda bilinçsiz miyiz? Yakın zamanda çok büyük ve acı durumda deneyimlemiştik tekrar tekrar. Peki bu kadar ağır hasar almadan, depremin sallayıp geçmesi için ne yapmalıyız. Ülkemizin neredeyse geneli deprem bölgesindeyken bizim binalarımızı daha sağlam yapmamız gerekmez mi?
Yetkililer, "Deprem öldürmez, bina öldürür." diye bağıra bağıra söylerken insanlar hâlâ neden sağlam ev yapmaz insanın aklı almıyor. Ülkenin müteahhitleri ve devlet düzeyindekilerin bu işi çok ciddiye alması gerekmez mi? Daha ne kadar ölümler olması, maddi manevi kayıp yaşanması gerekir?
Tabi ki dualar ediyoruz, bütün yüreğimizle dualarımızı gönderiyoruz, kimin elinden ne gelirse seve seve yapıyor, katkıda bulunuyor. Ama bu gerçeği değiştirmiyor. Bizim ülkemiz çok büyük ve güçlü, depremleri bu kadar ağır kayıplar vererek atlatmamalı. Her bir canımız çok kıymetli, bir kedimizin, köpeğimizin… ölmesini istemeyiz.
Bir gerçek var, binalar bütün yapılar sağlam, depreme dayanıklı yapılmalı. Müteahhitden tutun da devletin her kademesindekiler bu işi en doğru şekilde yapmalı. Daha çok para kazanmak için çürük ev yapılmamalı. Evimizde, yapılarımızda iç rahatlığı ve güven içinde yaşamamız gerekir. Heleki bizim ülkemiz gibi müslüman bir ülkede daha fazla para kazanmak için çürük evler yapılmamalı.
Her daim dua yapalım, sığınacağımız maneviyatımız. Depremleri dualar engellemiyor, depremin bir gerçeği var sağlam ev ve yapılar yapmalıyız. Bu düşünceyi yeteri kadar idrak etmeliyiz. Vicdanı hür, vicdanı temiz insanların, müteahhitlerin sağlam ev ve yapılar yaptığını biliyoruz. İsterim ki hepsi böyle düzgün ve dürüst işler yapsın, vicdanları biraz olsun huzur bulsun.
Ülkemiz insanına kar yağışı sevinci kalsın, çocuklar yağan karla doyasıya eğlensin.
Gece yastığa başımızı rahat koyalım, gönül rahatlığıyla uyuyalım. Bu güzel ülkemize hep birlikte sahip çıkalım.

Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 29 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ebru Bozcuk
Yılkı Atları
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bütün Mesele
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar