Güneş hepimiz için doğuyor, belki kendi düzeninde ama bizim için. Biz insanlar ve tüm canlılar hayat bulsun, güneş ışınlarından yararlanabilsin diye. Bizler de kendi düzenimizde, hayata bakış yolumuzda ilerlerken diğer insanlara ve canlılara da faydalı olabilmek için.
Her insan aynı değil, parmak izimiz gibi farklıyız, bu farklılık bazılarında düzeni bozup kaos yaratmasını sağlıyor. Karışıklık işine geliyor, yalnız kendileri olabilme adına, kurulu bu dünya düzenini herkes kendi çapında bozup, amaç kendini var edip öne geçme çabası.
Oysa daha paylaşımcı olabiliriz, bu dünya çok büyük aslında zaman çok geniş, bunun kimse farkında değilmiş gibi davranıyor. Yaşadıklarını, başına gelen… Hiç bir şeyi yaşayıp sindirmeden her şeyi peş peşe tüketiyor.
Ve al sana nur topu gibi kaos ve hiçlik, çok şey bazen hiç olabiliyor, neden? Yaşadığımız anıları zaman zaman tekrarlamazsak hafızamızın çok gerilerinde kalabiliyor, kullanılmayan eşyaları tavan arasına koyduğumuz gibi, veya atabiliyoruz, tıpkı öyle oluyor. Sürekli gündemimize düşen bilgiyi, iyiliği, dostluğu… işlemediğimiz gündemimizde tutmadığımız için maalesef zihnimizin kullanılmayan köşelerinde atıl tutuyoruz.
Niye? Yenilerinin peşinde koşup, en kısa zamanda onları da atıl bir duruma atabilmek için. Sırf bu nedenle kimse kimseyi anlamak istemiyor, kendi bakış açısının doru ve karşısındakileri de o pencereden bakmaya zorluyorlar.
Oysa bir insan kendi penceresinden bakamıyorsa yavaş yavaş ölüyor demek oluyor. Egoist insanın hırsla savunduğu düşüncenin en kısa zamanda bir anlamının veya onu çürütecek başka bir düşünce veya onun yerine konulacak argümanın çıkmasıyla uzun süredir savunduğunun tam tersini aynı hırsla savunabiliyor. Sanki düne kadar modası geçmiş düşünceyi canhıraş savunan o değilmiş gibi. Bir de bu düşünceleri savunurken kırdığı insanları düşünün. Kaç kişiyi veya canlının kalbini kırdıysa o kadar yaralı yüreğin sorumluluğunu üstlendiğini düşünmeden, hala haklılığının peşinde dolu dizgin koşarken dönüp kendisine bakmak aklına bile gelmiyor.
Kendine dönüp bakarsa kendi açığını fark edecek, kendi canını acıtmaktansa bir başkasının canını acıtmak kolayına geliyor. İnsanın kendi iç dünyasında derinlere inmek kabuk bağlamış yaraların üzerini açmak demek. Doğru yolu bulursa o yoldan ilerlemek daha çok emek ister, enerji ister. Başkasının açığınının veya kendince doğrusu olan insanın peşinde koşarak enerji harcamak işine geliyor. O kocaman egosunu başka türlü nasıl tatmin edebilir başka.
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Deniz İmre
Herkes Celladıdır Kendi Ömrünün
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı-20 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Hakan Cucunel
Canvermezler Tekkesi
Musa Aşkın
Kuyruğun Söylediği
Ebru Bozcuk
Bu Topraklardan Bir 'Ümit Yaşar Oğuzcan' Geçti
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar