Salon dolu. Sandalyelere oturtulmuş çocuklar. Boş sandalye neredeyse yok. Ebeveynler ayaktalar. Ebeveynler endişeli. Bu saatte suratlarından düşen bin parça...
“Bu soğuk, dağlara düşen ilk kardan!
Kar yağsın ki bitsin bu salgın!”
Uyku ile uyanıklık arasında, yorgun düşmüş küçük bedenler. Bir salgının habercisi ilk gece sanki.
Koşuşturma yok, sakin bir hava hakim hastanede. Herkes işini yapıyor ya da buna yürekten inanmak istiyor tüm anne ve babalar. Müdahale odasında onu görüyorum. Yüzünde doğal olarak maske var ve alelade toplamış saçlarını. Çok seri davranıyor. Yıllardır yaptığı bir işin kıvraklığı bu belki.
“Kaçıncı şırınga elimdeki,
Kaçıncı maske, tıbbi atık kutusunu boylayan!”
Koridora çıktığında herkes büyük bir saygıyla yol veriyor ona, belki de itinayla. Yarı koşar adımlarla oradan oraya... Lakin onun için, sıradan ve yoğun bir gece. Lakin onun için, uykusuzluğuna ve yorgunluğuna direnmeye çalıştığı bir nöbet.
“Ellerim saçlarıma varmıyor, ellerim ki uyuşuyor her çığlıkta…
Dünyada ne çok çocuk var, ne çok çocuk var sırada!”
Orada, salonun girişinde ona baktığımdan habersiz. Arada telkinlerde bulunuyor çocuklara.
“Acımayacak, tamam şimdi bitiyor, bitti bak!”lar.
Çocukların kolları ile onun maskeli yüzü arasındaki bakışlara gözyaşları doluyor çoğunlukla. Damarı her defasında, ilk anda buluyor olmak büyük maharet.
“Döndükçe akrep, döndükçe yelkovan,
Kaç iyileşen çocuk var beni bu hastane odasında unutan!”
Kendisine sesleniyorum. Duymuyor önce. Sırada bekleyenlerden müsaade istiyorum. Damar yolu açtığı çocuk, bana bakınca o da bakıyor. Göz göze geliyoruz. Çok değil üç saniye bakakalıyoruz birbirimize. Aradan üç gün geçiyor. Aradan özürler, aradan kurulamayan köprüler… Başka bir nöbet gecesinde, onu dinmeyen mide kramplarıyla yine o müdahale odasında hayal ediyorum.
“Acıyor ve bitmek bilmiyor!”
“Geçmişini arayanım ağlama odasının cılız kollarında,
Ben yapayalnız, ben yalpalayan yarı karanlık fayanslı hastane koridorlarında!”
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Mine Çağlıyan
Bir Adamın İtirafları
Suna Türkmen Güngör
30 Ağustos Zafer Bayramı
Ebru Bozcuk
İçimdeki Ses
Musa Aşkın
Aşkınlık ve Anlam
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /5
Serhan Poyraz
Gündoğumu / Joan Baez
Hakan Cucunel
Canvermezler Tekkesi
Şükrü Doruk
Şiire Dair
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İyilik Bulaşıcıdır
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar