Temmuz'un ortası… İki saatlik yolculuktan sonra köye varıyorum. Köyün girişinde bir elektrik direğine sırtını yaslamış ihtiyar bir köylü görüyorum…
Muhtarın evini gösterebilir diye iniyorum arabamdan. Ona doğru yürüyorum. Ben yaklaştıkça, o doğrulmaya çalışıyor bastonundan destek alarak. Ellerini uzatıyor zar zor. Ellerinden öpüyorum. Çömeliyor sonra. Muhtarın evini soruyorum ilkin, gazeteci olduğumu ekliyorum. Köye neden geldiğimi söylüyorum. "Otur yamacıma!" diyor. Oturuyorum ben de…
"Çok fotoğraf karesi gördüm, çok şiir dizesi okudum. Gerçeği tam ortadan ikiye bölen hayat hikayeleri duydum. Hepsi aynı uğraşın çabası, hepsi aynı sabahın rüyası…
Odalar gördüm. İlk gülüşlere şahitlik eden. Odalar, son nefesleri tavanlarına saklayan. Yerlerdeki kilimler ilk adımlar için, süslü karyolalar ilk öpüşler için…
Çocuklar gördüm, yalın ayak ama çok mutlu, üzerlik otunun tek tek kutsadığı çocuklar… Çocuklar ki pencereme düşüyordu esmer gülüşlerinin gölgeleri! Bir çocuk dışında! Henüz beşinde olan! Annesinin vedasını küçük yumruklarına sıkıştırmış, babasının dahil kimsenin elini tutmayan, tutamayan…
Bir adam, düşmeye yakın dişlerine rağmen güneş kadar sıcak gülüşüyle, kocaman bir adam… Günebakanlarının biçilmesini bekleyen o adamın, kemiklerimin varlığını hatırlatan kucaklamasını bildim…
Ve ölmeden önce gözlerimin içine "Güzeldi her şey!" dercesine bakan bir kadın, ne kadar mutlu olmuştur ömründe? Bildiğim, hasret sancısıyla geçen günlerine rağmen tek aşkına kanatlanmanın mutluluğuydu… Ağır ağır kaparken gözlerini, yüzünü kaplayan tebessümün başka bir anlamı yoktu..."
İhtiyar susuyor… Dalıp gidiyor sonra. Ben de dalıp gidiyorum. Yola bakıyoruz. "Havalar eskiden bu kadar sıcak değildi." diyorum. Yüzümde başka bir yüz ararcasına "Sen kimlerdensin oğlum!" diye soruyor. Sonra neden orada olduğumu hatırlıyor ve "Muhtar, muhtarın evi?" diyorum. Yüzüme bakıyor, sonra yola bakıp dalıyor yine. O sırada traktörle yoldan geçen bir köylü hızını azaltıp "O seni hiç duyamaz!" diyor.
Ayşe Parlar Gürkan
Gerçek Olmadan Önce
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İşte O An
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 29 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ebru Bozcuk
Yılkı Atları
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar