POSTA GÜVERCİNİ
kim ne anlar benden
beni kim ne anlar
yazmışım işte oraya
üst kapağına yüklüğün
duvarda
asılı kırık saz
koptu
Stradivariuslar'ın mi teli
ben şimdi
bu yalnızlığın
öte yakasında
otlara karışan gölgemle
beklerken
serin güz ikindilerinde
ey bu bulanık nehrin
çamurlu kıyılarında
durmadan kendini anlatanlar
insan ha deyince
göçemiyor ki
içindeki öteki çağdan
uyuyor uyanıyor
yarım kalmış
eski bir türkü
teneke saksılarda
esrik sardunyalar
dağıtıyor kendini her rüzgârda
taş duvarlarda
çırpınan serçeler
geçiyor çocukluğundan
izbe sokaklarında Şehremini'nin
arşınlıyor dünyayı
o kanatsız posta güvercini
sonra adımız çıkıyor
kara tahtalarda zamansız
ağzımızda
bir tütün karanlığı
ey bu yüzyılın
mutlu mutsuz insanları
kelebek serinliği midir
üstümüze çöken
bahar geldi uyanın
uyanın
göz kırpıyor çiçek tozu
karanfilin taç yaprağından
***















































