Ramazan gelmeden evi temizleyelim, oruçluyken temizlik yapmak zor olur. Ramazan gelmeden iftarda, sahurda yemek için dondurucuya yiyecek koyalım, ramazanda bir çeşit hazır olur. Ramazan gelmeden… Ramazan gelmeden…
Aylar önce başlar ramazana fiilen hazırlanmamız. Fiilî hazırlıklarımız, ramazan yaklaştıkça ruhumuzun da hazırlığıdır. Psikolojik açıdan da kendimizi açlığa, susuzluğa ve en önemlisi, manevî açıdan da arınmaya hazırlarız.
Biz evimizi, işimizi, kendimizi, psikolojimizi ramazana hazırlarken tüm sosyal medya paylaşımlarında birden aynı ritim tutmaya başladı: “Kâbe’de hacılar ‘hu’ der Allah!”
Stüdyo ortamı olmadan, günlük hayatımızdan sıradan yerlerde çekilmiş klip; sanatçının ilahiyi sade bir görüntüdeki çıplak sesiyle yanık yanık, içli içli söylemesi hepimizin hoşuna gitti. Hemen hemen herkesin paylaşımının fon müziği oldu “Kâbe’de hacılar ‘hu’ der Allah” ilahisi.
Tam zamanıydı ilahi dinlemenin. Tasavvuf Edebiyatının en bilinen türü ilahi. Kelime anlamı Allah’a mahsus, Allah’a ait demek olan ilahide Allah’a övgü, Allah aşkı işlenir ve ilahiler özel bir besteyle söylenir. İlahi denince akla Yunus Emre gelir, Yunus Emre şiirlerini ilahilik özelliğinden çıkarıp türküye yaklaştırmaya çalışan sanatçılar olsa da Yunus Emre ilahilerine “türkü” diyenler olsa da. Ne yalan söyleyeyim, ben Yunus Emre şiirlerinden başkasını dinleyemiyorum, beğenmiyorum.
Yıllar önce dinlediğimde sözlerini beğenmemiş, bir daha da dinlememiştim. Dünyaya ilahi söyleten adam çıkıp da her kesimden insana “Allah” dedirttikten sonra tekrar tekrar dinledim. “Kâbe’de hacılar ‘hu’ der Allah!”
Kâbe’de hacılar gerçekten “Hu” der mi? Diyen varsa da ben görmedim, ben duymadım. “Hu” kelimesi ünlem olarak seslenme amacıyla da kullanılır “hu çekmek” şeklinde zikir çekmek anlamında da kullanılır. Arapça “Hüve” kelimesinin kısaltılmasıdır “Hu”. Hu demek O demektir, yani Allah.
Tüm dünya milletleri toplanıyor Kâbe’de. Hepsi de hem kendi dillerinde hem Arapça olarak “Allah” diyor elbette; fakat ben “HU” dendiğine şahit olmadım. Kâbe’de tüm hacıların “Lebbeyk” (buyur) , “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk” (Buyur Allah’ım buyur) dediğine şahit oldum ama. Hac mevsimi olduğunu düşündüğümüzde yerin göğün Allah nidasıyla inim inim inlemesi mübalağa sanatıyla beraber mümkün. Günahların silinip sevapların yazıldığını varsayarsak meleklerin defteri yenilemesi inancımıza uygun. “Allah’tan izinsiz, kuş kanadını çırpmaz” atasözümüze göre her şey Allah’tan olduğuna göre Kâbe’ye gitmek, Kâbe’yi görmek, Allah yolunda yaşayıp ölmeyi istemek, inanç esaslarımızdan. Allah, bizim düşüncemiz ve hayalimizden çok farklı olduğu için cemalini görme isteği ve sonunda Kâbe’de görememek, en hafif tabirle hayal kırıklığıdır.
Tasavvufta Allah’ı bilmek vardır. Yunus Emre, bir ilahisinde “Yaratılanı severim Yaradan’dan ötürü” dese de herkesin gönlü vahdet sırrına eremediği için tasavvufta yarattıklarına bakıp Yaradan’ı bulmak vardır.
Dervişlerin ciğeri ateşli olsa da hacıların gözleri yaşlı olsa da Kâbe’nin yolları taşlı değildir. Hacıların işleri zikir olsa da her dem Mevlâ’ya şükür olsa da Kâbe’nin yolları çukur değildir. Mekke sokakları ve yolları gayet düzgündür. Kâbe’nin etrafı mermerdendir ve sürekli temizlik yapıldığı için pırıl pırıl parlar. Ayrıca Kâbe’nin örtüsü yeşil değil, siyahtır.
Yıllar önce çıkan bu ilahi, şimdi tüm dünyaya yayıldı ve maalesef ki içinde yanlış bilgiler çok fazla.
Bilboard listelerine giren ve 1 numaraya çıkan ilk Türk sanatçı Celal Karatüre’yi can-ı gönülden tebrik ederken ilahi türünü birçok yanlışla tanıyan yabancılar doğrusunu nasıl öğrenecekler, endişeleniyorum.
Edebi eser olarak incelediğimizde de nazım birimi açısından ve şiirin ahenk unsurlarının (ölçü, kafiye, redif, asonans, aliterasyon) ilahi türünün özelliklerini taşımadığını düşünüyorum. İlahi türünde olması gereken derinliği ve ilmi göremiyorum.
Şiirde şekil özelliklerinin, imla- noktalama kurallarının önemli olmadığını; herhangi bir bilgi vermek gerekmediğini, esas olanın duygu olduğunu savunanlar var. Sanatçımızın verdiği duygu tüm dünyayı duygulandırdı ve coşturdu. Bu duygular şiire şiirsellik kattı mı, bu duygular şiiri edebi yönden değerlendirdi mi?
Ben okuduğum şiirde ilim arıyorum. Şiirde kullanılan söz sanatlarıyla bana bakış açımı değiştirecek, yön gösterecek, beni düşünmeye sevk edecek özellikler arıyorum.
Eline kalem alan herkesin yazmaması gerektiğini düşünüyorum. Kendine şair, yazar ünvanları verenlerin de en azından özne-yüklem uyumu, nazım birimi, nazım şekli, ahenk unsurları ve söz sanatlarını bilmesi gerektiğini düşünüyorum; çünkü "İlimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir" der Fuzûlî.
***
Hakan Cucunel
Salı
Yusuf Sarıkaya
Ak Köprü (Â Köprü)
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -2 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Ebru Bozcuk
Mukadderat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Aile Büyük Bir Birey Birey Küçük Bir Ailedir
Musa Aşkın
Hisler mi Köreldi
Gevher Aktaş Demirkaya
Dumlupınar Denizaltı Hazin Öyküsü ve Ona Yakılan “Ah Bir Ataş Ver Cigaramı Yakayım” Ağıdının Kaynağı
Dilek Tuna Memişoğlu
Dumlupınar Çelikten Mezar
Sedat İlhan
Yapay Zekâm
Deniz İmre
Korkunun Sesi Vardı
Mehmet Şahan
Paylaşmak
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Hızır Dokundu
Serhan Poyraz
Hemingway’in Kadınları / Naomı Wood
Nevin Bahtişen
Mutlu Yarınlar İçin
Hamiyet Su Kopartan
Kâbe'de Hacılar
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ahmet Furkan Demir
Hiss-i Urfa
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Hilmi Yavuz
Kayboluş ve Yıkım
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Şükrü Doruk
Alma Ağacı
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar