Duygu, düşünce, kavram, durum ve varlıkları belirtmek için kullanılan kelimelere ad (isim) denir. Varlıklara verilişine, varlıkların sayısına, varlıkların oluşuna göre üç sınıfa ayrılır adlar. İnsan da bir varlık olduğuna göre verilişine göre özel isim, oluşuna göre somut, sayısına göre teklik veya çokluk bildiren isimdir.
Her insanı diğerinden ayıran, bizi biz yapan en önemli özelliklerdendir adımız. Şahsî ve hukukî anlamda resmen varlık bulmanın göstergesidir adımız.
Kişi adları, her milletin kendi kültürünü yansıtır.
Günümüze ulaşan ilk yazılı kaynağımız Göktürk Kitabeleri (Orhun Abideleri) ile sözlü kültürümüze ait destanlarımızda ad verme gelenekleri anlatılır. Oğuz Kağan Destanı’nda kişiler yaptıkları işlere ve maharetlerine göre ad alırlar. Dede Korkut Hikâyeleri’nde bir çocuğun ad alması için önemli bir iş yapması veya bir kahramanlık göstermesi gerekir.
Dede Korkut Hikâyeleri’nde Dirse Han Oğlu Boğaç Han Hikayesi’nde ad verme olayı nazım nesir karışık olarak anlatılır. Dirse Han’ın oğlu on beş yaşına gelince, Bayındır Han’ın ordusuna karışır. Bayındır Han’ın bir boğası ile bir buğrası (erkek deve) vardır. Bir yazın bir de güzün boğayla deveyi savaştırıp seyrederler. O yaz, Dirse Han’ın oğlu, akranı olan çocuklarla aşık oyunu oynarken hayvanları meydana çıkardıkları gün diğer çocuklar kaçışırlar. Dirse Han’ın oğlu kaçmayarak orada boğa ile karşı karşıya kalır. Çetin bir mücadeleden, boğuşmadan sonra çocuk boğayı öldürür. Oğuz Beyleri çocuğun başına toplanırlar. Çocuğa ad koymak için çağırdıkları Dede Korkut gelir:
“Hey Dirse Han biglik virgil bu oğlana
Taht virgil erdemlüdür
Boynı uzun bidevi at virgil bu oğlana
Biner olsun hünerlüdür
Ağayıldan tümen koyun virgil bu oğlana
Şişlik olsun erdemlüdür
Kaytabandan kızıl deve virgil bu oğlana
Yüklet olsun hünerlüdür
Altun başlu ban iv virgil bu oğlana
Kölge olsun erdemlüdür
Çigni kuşlu cübbe ton virgil bu oğlana
Geyer olsun hünerlüdür
Bayındır Han’ın ağ meydanında bu oğlan cenk itmişdür, bir buğa öldürmiş senin oğlun, adı Buğaç olsun, adını ben virdüm, yaşını Allah virsün.” diyerek çocuğa ad koyar...
Günümüzde anne karnında ultrason cihazıyla cinsiyeti belirlenen bebeklerin adı daha doğmadan belli. Doğduğu gün, genellikle ailenin erkek büyüklerinden biri iki rekât namaz kıldıktan sonra kucağındaki bebeğin sağ kulağına ezan okuyup adını diye üç kez tekrarlar. Dua ederek Allah’tan bebek için sağlık, mutluluk, başarı ve hayırlı uzun ömür dilenir.
Yakut Türklerinde doğan çocuğa geçici bir isim verilir, ad alacağı olay beklenir. Türkiye Türkçesinde iyi biri olarak tanınmak, ün almak, ün kazanmak anlamlarına gelen “ad almak” deyimi vardır. İnsanın iyi bir ün kazanarak ad alması ad günüdür.
Daha önce birkaç çocuğu ölenler, yeni doğan bebeklerini çocukları ölmeyen ailelere sembolik olarak satarak o aileden geri alırlar. Bu çocuklara genellikle Satı, Satılmış adını verirler. Çocuğun uzun ömürlü olması için erkek bebeklere Baki, Duran, Durhasan, Durmuş, Dursun, Muammer, Temel, Toktamış; kız bebeklere Bakiye, Dursune; hem kız hem erkek bebeklere Durdu, Yaşa, Yaşar adı verilir.
Bazı adların ağır olduğuna veya isminin kişiye ağır geldiğine inanılır.
Toplumda insanı rencide eden, küçük düşüren adlar da vardır.
Bir şekilde adını beğenmeyip değiştirenlerin yeni ad aldıkları gündür ad günü veya adına başka bir ad daha ekleyenlerin ad eklediği gündür ad günü.
Kültürümüzün Peygamber Efendimize gösterdiği hassasiyet ise bambaşkadır. Ahmet, Mahmut, Mustafa adlarını çocuklarına verirken çekinir Türk. Muhammet adını ise asla vermez, son birkaç yüzyıl hariç. Muhammet ismini kısaltarak Arapça dilbilgisi kurallarına uyan, Arapçada olmayan bir kelime türetir. Dünya Müslümanları içinde sadece Türklerin türettiği ve kullandığı bir addır: Mehmet. Askerlerimiz de Mehmetçik’tir.
Muhammet isminin bir kullanışı daha vardır kültürümüzde: Arapça mim harfiyle başlayan Muhammet kelimesi iyice kısaltılarak Mim şeklinde verilir çocuklara.
ANANIN KOYDUĞU ADLA DURUYORSUN
Ananın koyduğu adla duruyorsun daha
Bilmiyorsun hayatı meleğim,
Büyüyecek, büyüdükçe göreceksin.
Her yaşında yeni bir ad alacak,
Her olayda değişik rollere gireceksin:
Evde çocuk, okulda öğrenci,
Sınıfta arkadaş, sırada sırdaş,
Bazen kendine bile yabancı,
Ahbap, hemşehri, gardaş…
Ananın koyduğu adla duruyorsun daha
Bilmiyorsun hayatı bebeğim,
Yürüyecek, yürüdükçe öğreneceksin.
Her adımda yeni bir ad alacak,
Bittim dediğinde daha çok güçleneceksin.
Göğsünü bir yar, içinde neler var?
Zirveler de senin tabanlar da
Belki başını yasladığın bir yar.
Baharlar da senin hazanlar da...
Bir insanın adı doğum gününde ailesi tarafından verilse de kişi kendine sonradan bir ad günü ilan etse de kimsenin anasının koyduğu adla durmaması gerekir; çünkü herkesin iyi bir ad almaya ihtiyacı var.
Adlarımız doğum günümüzde ailemiz tarafından verilse de sonradan kendi kendimize bir ad günü ilan etsek de hepimizin ad günü kutlu olsun, hepimiz adımızla yaşayalım.
Selametle…
***
Kaynak: Prof. Dr. Muharrem Ergin
Dede Korkut Kitabı I
Giriş- Metin- Faksimile
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
Türk Dil Kurumu Yayınları: 169
Sayfa: 82- 83
Ebru Bozcuk
Belki Yaz Erken Gelir
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -12 / Gölge Güçlerin Yükselişi
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Gevher Aktaş Demirkaya
Gelincik Çiçeğinin Bize Anlattıkları
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /3
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Serhan Poyraz
Kadınlar / Charles Bukowski
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Dilek Tuna Memişoğlu
Bayram Hoş Bir Sadâ
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Mehmet Şahan
Paylaşmak /2
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Hamiyet Su Kopartan
Sağlıcakla
Ahmet Furkan Demir
Pasife Alınmış Hayatlar
Hüseyin Uyar
Dilaver'in Entelektüel Durumu Hakkında
Suna Türkmen Güngör
Endeeni Eledivesen Diyom
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar