Eskiden hanım hanımcık kızlar vardı. Bir ortama girdiğinde utanır, tanımadığı insanlara adını söylemezdi. Mahrem kavramı ismiyle başlardı adeta.
Alışveriş yapmak için bir mağazaya girse esnaf “Hanım kız” diye hitap ederdi. Bayramda uzak akrabalarını ziyaret etse kimse ona ismiyle hitap etmez, “Hanım Kız” derdi.
“Hanım Kız” hitabı, kıza hanım olma sorumluluğu ve karakteri yüklerdi. Hanım olmak, saygı duyulan bir mertebeydi. Sokakta oyun oynarken, okuluna gidip gelirken, evde işini yaparken hep hanım olmak gerekirdi.
HANIM KIZ
Analar taht yapar, bahtını değil.
Dua gibi ad verir: Mutlu, Sevil.
Der ki "Ben gülemedim gülüm, sen Gül".
Sormayın adını, Bahtışen'dir o.
*
Ananın bahtı çeyizdir kızına:
Kader, Kısmet, Yazgı, Asiye, Ceyda…
Bu yüzden Berrak, Şûle, Ayla, Rânâ
Sormayın adını, Gülenay’dır o.
*
Kara talihini ona devretmez.
Işık, Işıl, Güneş, Günay, Gülbeyaz,
Kamer, Hilâl, Aydan, Dolunay, Yıldız,...
Sormayın adını, Sitâre'dir o.
*
İlknur, İlkay'dır ilk göz ağrısıysa
Birben, Birce, Birnur, Birgül Bir/can’sa,
Sonnur, Sonay, Yeter, Songül'dür sonsa,
Sormayın adını, Nihayet'tir o.
*
Duygulu ananın kızı Duygu'dur.
İçi doluysa Gönül'dür, Vicdan'dır.
Cânân, Nâlân, Sînem, Dilâ, Dîdar'dır.
Sormayın adını, Adâlet'tir o.
*
Gurbete gidince evini özler:
Özlem, Hicran, Hasret, Sıla, Gurbet'tir.
Yanık türkülerle selâmın yollar.
Sormayın adını, Kıvılcım'dır o.
*
Tâzecik bir Fidan, Gülnihal, Gülşen,
Lâtife, Nezaket, Mualla, Gözen,
Nârin, Kibar, Hanım, Kadın ve Şirin.
Sormayın adını, Dürdâne'dir o.
*
Hassas ruhluysa Buket, Elvan, Yonca,
Yasemin, Nergis, Sümbül, Itır, Gonca,
Çiçek, Lâle, Reyhan, Yaprak, Akasya,
Sormayın adını, Menekşe'dir o.
*
Sanatsa Beste, Nağme, Mısrâ, Masal,
Ebrû, Edîbe, Öykü, Ezgi, Gazel,
Kültürse Bânû, Bengü, Oya, İzel.
Sormayın adını, Şükûfe'dir o.
*
"Umut"sa Bahar'dır, Kiraz, Çağla'dır.
Ünlüyse Şöhret'tir, Gözde, Sedâ'dır.
Renkse Pembegül, Yeşilnaz, Elâ'dır.
Sormayın adını, Esmeray'dır o.
*
Amaçsa Arzu, Dilek, Ülkü, Gâye,
Aşksa Ayşe, Fatma, Leylâ, Pirâye,
Minnetse Şekûre, Şükran, Şükriye,
Sormayın adını Hatice'dir o.
*
Anaysa Âmine'dir, Zübeyde'dir.
Güçlüyse Tomris veya Asiye'dir.
Arlıysa Meryem, Betül, Afîfe'dir.
Sormayın adını, “Hanım Kız"dır o.
Ev hanımlığının küçük görülmesiyle hanım kelimesi de küçük düştü sanki. Kadının tahsili, mesleği, dışarıdaki işi ne olursa olsun; evinde ev hanımı olduğu göz ardı edildi.
Okudukça, yaşı ilerledikçe tanışma kurallarını öğrendi kızlar sonra. Kendinden emin bir şekilde adını söylerken elini uzatıp kendini tanıtan kızlar olmayı telkin eden kitaplar çıktı piyasaya. Utanma duygusu, özgüven eksikliği olarak gönderildi bilinçaltına.
Ezilen, üzülen ev hanımlarını gördükçe onlar gibi ezilmekten, üzülmekten korktukları için sunulan “güçlü kadın” imajını benimsemek zorunda kaldılar. Güçlü kadın anlayışı herkese göre farklı anlama gelmesine rağmen hepsi de güçlü olduğunu iddia ettiler.
Sosyal medyayı tanıdı kızlar. Görünür olma, tanınır olma amacıyla adda yitirilen mahremiyet her konuda kayboldu. Utanma duygusunu bir kenara bırakan kızlar, utanma duygusunu yitiren toplumda yer buldu.
Gençlere yönelik diziler, romanlar, kişisel gelişim kitapları kız erkek herkese iyi rol model sunmak yerine yabancı kültür çevirisiyle verildi. Türk aile yapısına, kültürüne uymayan her şey önce kızlardan utanma duygusunu kaldırdı.
Özgür kadınlar çıktı sahaya. Kadın değerlerini yitirince toplum da değerlerini yitirdi. Toplumda yadırganan, olumsuz görülen her şey normalleşmeye başladı.
Besmeleyle güne başlayan, yediği lokmanın alın teri olmasına dikkat eden, gönlünde sevgi yeşerten, utanınca yüzü kızaran, hanım hanımcık kızlara ihtiyacımız var. Türk Kültürü iyi yetiştirilen kızlar sayesinde devam etti, ediyor ve edecek.
Selametle…
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı 30 / Yedi Diyar Yedi Savaş
Ebru Bozcuk
Her Şey Geçiyor
Ayşe Parlar Gürkan
Gerçek Olmadan Önce
Ümmügülsüm Hasyıldırım
İşte O An
Hilmi Yavuz
Post-Truth [Hakikat-Sonrası] Travmalara Karşı Hakikat’i Söyleyebilme Cesareti: Parrhesia
Dilek Tuna Memişoğlu
Üzgünüz İstanbul
Şükrü Doruk
Oyalı Kâse Romanı Işığında Tesbitler
Sedat İlhan
Yeni İşim /2
Musa Aşkın
Veda Edebilmeyi Bilmek
Ahmet Furkan Demir
Teknofest Güneydoğu
Hüseyin Uyar
Distopya
Serhan Poyraz
Kırmızı Pazartesi / Gabrıel Garcıa Marquez
Cengiz Hortoğlu
Evine Hoş Geldin
Suna Türkmen Güngör
Bugün de Buradayım
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Hakan Cucunel
Avrupa Düşünce Dünyasına Bir Bakış
Deniz İmre
Normali Neden Kutsuyoruz
Nevin Bahtişen
Yarım Kalan ve Ufuktaki Düşler
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar